7 Haziran'da gerçekleştirilecek seçimlerin adeta kilit partisi durumunda olan ve birçok kesimin destek verdiği HDP'nin birçok çevreye hitap eden aday listesinde yer alan en dikkat çekici isimlerden biri de, İstanbul 1. Bölge 2. Sıra Adayı Hüda Kaya. Ülkücülükten İslami düşünceye, türban eylemlerinden Qendîl'e uzanan bir politik çizgiye sahip Hüda Kaya, ötekilerin sesi olmaya aday. Kaya ile yaşamı, siyasi geçmişi ve mücadele hayatına dair konuştuk. 

İşçi bir ailenin çocuğu olarak İstanbul'da doğduğunu ve küçük yaşta anne ve babasının ayrıldığını anlatan Kaya, "Ben ve iki kardeşim babamızla kaldık. Küçüklükten itibaren hep bir öteki olarak baktığımı hatırlıyorum. Çevre, aile şartlarında yapayalnız hissediyorsunuz kendinizi. Hep öteki olarak kalıyor ve öyle bakıyorsunuz dünyaya" dedi.


Yezit zihniyeti din diye anlatılıyor

12 Eylül darbesi öncesinde İstanbul'da ülkücü hareket içerisinde yer aldığını hatırlatan Hüda Kaya, "Bugün geriye dönüp bunun tahlilini yaptığımda, Kuran'la tanıştıktan sonra İslam dünyasındaki zihniyet kirlenmesinin, din adına egemenliğin hakim olmasının, yezit zihniyetinin din diye halklara anlatılmasını ve yüzyıllardır hala ilahiyat okullarında bu dinin öğretildiğini fark ettim. Ben asıl problemin, bu zihniyet olduğunu fark ettim. Çünkü Türkiye'de ulusalcı bir dincilik öğretiliyor" şeklinde konuştu. 

Kaya, gençlik yıllarında kendisinin din adına çalıştığını düşündüğünü, 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur, tanrı Türk'ü korusun' şeklinde bir yanlış anlayışa sahip olduğunu belirtti.

Gençlik yıllarında Iraklı bir Türkiye vatandaşı ile evlendiğini, 9 yıl süren bu evlilikten 5 çocuğu olduğunu ifade eden Kaya, ayrıldığı eşinin ailesi üzerindeki tehditlerinden dolayı izini kaybettirmek için Meletî'ye gittiğini anlattı. Devletin Kürtleri kötüleme politikalarının insanların hayatına çok fazla işlendiğinin altını çizen Kaya, bu sürece ilişkin şunları dile getirdi: 

"Mahkeme gününe kadar Malatya'da kalacaktım. Giderken hep dua ediyorduk. Orada vahşi insanlarla karşılaşacağımızı ve mağaralarda kalacağımızı düşünüyorduk. Bu nasıl bir sistemdi, insanlara bunu nasıl empoze ediyorlardı da biz böyle korkuyorduk?" 


Zulüm ezilenleri birleştirdi

28 Şubat sürecinde Malatya'da İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin eylemlerinde ön saflarda yerini alan Kaya, "Ulusal Bir Heyecan Gecesi ve Başörtüsü" başlıklı yazısına açılan dava yüzünden işinden evine dönerken sokakta gözaltına alınıp tutuklanır. Devletin copunu yedikten ve hapsini gördükten sonra diğer darbe dönemindeki süreçlere maruz kalan farklı kitlelerle ortaklaştıklarını anlatan Kaya, "Bir programda darbecilerle yüz yüze geldiğimde, 'yine olsa yine yaparız' demişlerdi. Ben de onlara 'sizin bu zulmünüz biz ezilenleri birleştirdi. Ne onlar bölücüydü ne ben gericiydim' demiştim" diye belirtti. 

Kızlarıyla birlikte aynı dönemde tutuklanarak cezaevinde kaldıklarını anlatan Kaya, "O dönemde 500'den fazla kişiyi gözaltına aldılar. Yeni çıktığım cezaevine tekrar ve bu sefer kızlarımla birlikte girmek zorunda kaldım. Kızlarımın okuduğu bir dua ve bir şiirdi. Yedi ay kadar beraber kaldık, idam talebiyle yargılandık. 2004 yılı sonuna kadar da davalarla uğraştık" diye kaydetti. 


'Sorularımın cevabını Kandil'de buldum'

AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte umutlarının yeşerdiğini söyleyen HDP Milletvekili Adayı, ancak üç dönem iktidarı boyunca bekledikleri pratiğin tam tersi bir durumla karşılaştıklarını söyledi. 

İslami çevrenin içinde bulunduğu duyarsızlık ve ikilemin, Roboskî Katliamı'nda gösterdiği tepkisizliğin kendisinde sorgulamaları derinleştirdiğini vurgulayan Hüda Kaya, "Yıllarca mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızda adalete şahitlik ve vicdanlı bir duruş göremeyince, sorularıma Kandil'de yanıt bulmak istedim. Oğlum Muhammed Cihad'la beraber oraya gittim. Orada gerek kadınlarla gerekse KCK yöneticileriyle yaptığımız görüşmeler, yıllardır kafamı kurcalayan soruların cevaplarını bulmamda etkili oldu" dedi. 


'Tüm ezilenlere hitap edeceğim'

HDP'den milletvekili seçildiği takdirde bütün farklılıklar, halklar, diller, dinler için mücadele edeceğinin altını çizen Kaya, "Bütün kalbimle barışla yaşamak ve bunu yaratmak için çalışacağım. Müslüman bir kadınım, Türk'üm ama hitap ettiğim kitle ne sadece Türklerden ibaret ne de sadece Müslümanlardan. Tüm ezilenlere hitap edeceğim, çünkü ben de bu devlet tarafından her türlü şiddete uğradım" diye konuştu. 

Türkiye'nin kadın katliamları, şiddet, taciz ve tecavüzler itibariyle de en karanlık dönemi yaşadığını vurgulayan Hüda Kaya, "Öncelikle bir kadın olarak, kadın mücadelesi noktasında bu karanlıkların aydınlatılması, eşit ve onurlu bir yaşam boyutuna kavuşması açısından yapılması gerekenler var" diye kaydetti. Seçildiği taktirde, toplumun en ezilen kesimi olan Roman halkının haklarının sağlanması için çalışmalara başlayacağını söyleyen Kaya, asgari ücret ile yaşayan emekçilere, çağdaş köleliğe, taşeron şirketlere karşı gerçek anlamda bir mücadelenin şart olduğunun altını çizdi. 

Mecliste müslüman kadın olarak kimliğiyle, kıyafetiyle, başörtüsüyle, yaşam tercihi ve tarzıyla yerini alacağını belirterek, "Bütün farklılıklar, kadınlar ve inançlarla birlikte gerçek bir eşitlik ve adaletin, toplumsal barışın gerçekleşmesi için mücadele edeceğim. Bunun mecliste HDP ile gerçekleşmesi, Türkiye coğrafyasında yaşayan bütün halklar adına önemli olacaktır" dedi. 


 DİLAN KARAMANOÐLU-JINHA/İSTANBUL