Marx, proletaryayı kapitalizmin "ötekisi" olarak konumlandırırken, teolojik bir tarihin izinden gitmişti. 19. yüzyılda proletarya her neyse, M.Ö. 13-14. yüzyıllarda Mısır’daki yoksulların durumu benzerdir. Ya da Mısır 13-14. yüzyıllarda hegemonik güçlerinden biriydi. Ve Hz. Musa’nın çıkışı, Marx’ın "Komünist Manifestosu"nun kök hücresiydi. Sonra Musa’nın ardılları iktidarı ele geçirip (Nitekim Süleyman döneminde doruğa varır) kurumsallaşmaya gittiklerinde, karşı oldukları şeye dönüştüler. Burada da benzer bir döngü vardır. Marksizm iktidar olunca kısa sürede firavunlaştı. 

Ortadoğu’da daha ilk devletleşmeyle beraber "öteki" vardır. İlk isyan, Ur bölgesinden çalıştırılan kölelerden gelir ve meşhur "Amargi" (Anaya dönüş) sloganı, bu isyanın ruhuna ilişkin önemli ipuçları ve Kuzeyli Kürt Aşiretlerden destek almış olan Sargon’un Krallığı ve İmparatorluğu ile doruğa ulaşan "Akade İsyan"ı kadim zamanların "Ötekisi"nin eylemleridir. Sargon bir köledir ve iktidarı alır almaz vahşileşmekten kurtulamamıştır. 

Ortadoğu’da "Öteki"nin muhalifliği Peygamber, Derviş, Evdal, Sufi'lik; M.S. 750’den sonra ise Feylezof ve Şeyhlik üzerinden devam eder. Çoğunun Hallaç-İsa, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan Abdal ve diğerleri sorunun fiziksel olarak ne olduğu bugün itibariyle biliniyor artık. 

Sorun şüphesiz sanılanı değil, yoğunlaşmış iktidar aygıtı oranında bir ötekinin varlığının oluşmasıdır. Yani öyle Oryantalistlerin iddia ettiği gibi, "Doğu, muhalefetsizlik cenneti" değildir. Zerdüştlük de dahil üç büyük Doğu dini, ilk önce ötekinin tarihsel düşüncesi ve programıdır. Hele Dengbêj, Ozan, Abdal, Evdal ile hiçbir tahakkümü kabul etmemiş olunur. Aşiret formlarının varlığı muhalefet geleneğinin kadimliğini ve gücünü gösterir. 

Bugün Kürdistan’da bu geleneğin ardılları olan Sayın Öcalan ve Kürt halkıdır. Bugün tüm ezilenleri Demokratik Ulus çatısı altında direnen gelenektir. Demokratik Ulus Perspektifi, öteki ile eşitlik ve demokratik ölçüleri esas olarak bağ kurar. Bir bakıma ötekiliği öteler. Toplum farklıların eşitliği üzerine kurulur. Karşıtlık sadece toplumsal olmayan, toplumsal yaşamı zedeleyenlere yöneliktir.

Bu anlamda, devrimci militanlığın ölçüsü de toplumculuktur. Devrimci, toplumsal sorunlara çözüm olabildiği ölçüde devrimcidir. Tıpkı Havari, Derviş ve eski çağ kahramanları gibi, gerektiğinde alim, gerektiğinde militandır. Temel amaç ve hedefi, toplum ve toplumsal hakikatin savunuculuğudur.

Kürt Özgürlük Hareketinin de, bugün Kürdistan’da uygulamaya çalıştığı budur. Bütün renkler ve çiçekler, hepimiz, köklerimizin üzerinde var olalım ve Ortadoğu’dan başlayarak dünya bahçesini koruyalım. Bu örgütlülük, özgürlüğü getirecektir. 


 Kırıkkale F Tipi Cezaevi