İngiltere Gündemi


Eski Britanya Başbakanı David Cameron gitti ama arkasında bir ton eleştiri bıraktı. Gerçi İngiliz siyasetçiler parlamentoda aktif oldukları dönemde de bol eleştirilere maruz kalırlar. Yani Cameron gitti diye eleştireler arttı denemez. Cameron, Başbakanken de yerden yere vurulurdu. Peki neden Başbakandı? Bilindik hikaye. Zayıf muhalefet ve güçlü liberal politikalar. 

Eleştiren de Türkiye’de olduğu gibi göz altına alınmaz, tutuklanmaz, yargılanmaz. Dışarıdaki politikalarına pek müdahale edilemese de yurt içindeki siyasi adımları kamuoyu tarafından bir bir sorgulanır. Hükümetin uygunsuz politikalarına ilişkin belgeler, basına sızdırılıp kamuoyuna duyurulabilir. Yine kimse hedef gösterilmez. Gazete kapatılmaz. Gazeteciler yargılanmaz. Bu uygunsuzluğa dahil olan yetkililer ise açıklama yapmak zorundadırlar. Açıklamaları tatmin edici bulunmadığı sürece de peşleri bırakılmaz. Seneler geçse de unutulmaz. Yani Britanya’da Türkiye’den tamamen farklı bir parlamenter sistem ve eleştiri kültürü var denilebilir. İyi ki var. Yoksa iktidar, halkı ayakta uyutur. Eski Başbakan’ın asalet rütbeleri için yeni Başbakan Theresa May’e önerdiği isim listesi basına sızdırıldı ve Sunday Times gazetesi de yayınladı. Liste deprem etkisi yarattı. 

Cameron’ın listesine özellikle AB kampanyasında kendisini destekleyen isimleri ve Muhafazakar partiye bolca bağıştan bulunan isimleri koyduğu görüldü. Örneğin şövalyelik listesinde son 18 ayda Muhafazakar partisinde 1 milyon Sterlin bağışta bulunan petrol yöneticisi Ian Taylor var. Yine, Cameron’ın 2010 genel seçim kampanyalarında kullanması için kendi jetini bağışlayıp yine AB’de kalınması için Cameron’ın yürüttüğü kampanyaya 250 bin Sterlin bağışta bulunan işadamı Andrew Cook var. Liste de Cameron’ın eşinin kişisel yardımcısının adı bile var. 

Başbakan May’den bu listenin ret etmesi istendi. May’in böylesi bir yetkisi yok. Karar kraliçenin çünkü. Ama May’in kendi listesini yapma yetkisi var. Ama muhtemelen bir iki isime sembolik olarak karşı çıkıp gerisini Kraliçe’ye sunacaktır. Hem May neden karşı çıksın ki? Sonuçta May de, Cameron da aynı partiyi ve politikaları savunan iki elitist. Benzer bir listeyi May de ileride yapabilir. Birbirlerinin sırtlarını sıvazlayarak gelindiği iktidardan başka ne beklenir ki! 

Şimdi bu onursal asalet sisteminin anti-demokratik bulanların sesi daha gür çıkıyor. Halkın bu onur adaylarını belirlemesi gerektiğine dair inanç artıyor. Tartışma yaratan ilk onur listesi Cameron’ın ki değil elbette. Daha önce de Margaret Thatcher dahil birçok lider, eşini dostunun yanı sıra bir numaralı siyasi destekçilerine şövalyelik ve benzeri asalet unvanı verdirtmişti. 

Aristokrasinin çıkardığı bu asalet unvanları Orta Çağ döneminden beri İngiltere’de uygulanıyor. Keskin bir hiyerarşiyle sıralanmış bu unvanlar rastgele bile dağıtılabiliyor. Örneğin Kraliçe Elizabeth doğum günü şerefine siyaset, endüstri, sanat ve spor gibi alanlarda başarı gösterdiği ve İngiltere’ye fayda sağladığını düşündüğü 1163 kişiye soyluluk unvanı dağıttı.

İtirazlar yükseliyor ama nafile. Kemikleşmiş bir gelenek. Demokrasiyle uygulanırsa kraliyet çökecek diye korkuluyor. İyi bilinir ki demokrasiden uzak durularak, ancak otokratların ve şakşakçılarının erki korunabilir.