Bu mayınların temizlenmesi konusunda Türkiye taahhütte bulunduğu Ottawa Sözleşmesi'nin gereklerini imzaladığı günden bugüne geçen 10 yıla yakın süredir yerine getirmezken, bu konuda yeni bir erteleme çabasında.
Toprağa döşeli 1 milyon mayın ve on binlerce mayın mağdurunun bulunduğu Türkiye, 2004 yılından beridir taraf olduğu ve 2014 yılına kadar toprağa döşeli bulunan mayınların temizlenmesi taahhüdünde bulunduğu Ottawa Sözleşmesi'nin (Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme) gereklerini yerine getirme konusunda bugüne kadar herhangi somut bir adım atmadı. Ottowa Sözleşmesi'ne ilişkin hazırlanan yasa, 12 Mart 2003 tarihinde Meclis'te kabul edilmesinin ardından Bakanlar Kurulu kararıyla 1 Mart 2004'de yürürlüğe girdi. En son geçtiğimiz günlerde Hakkari'de buldukları bir cismin patlaması sonucu 8 yaşındaki Behzat Özer isimli çocuğun yaşamını yitirmesi, toprak üstüne fışkıran mayın tehdidini yeniden gündeme getirdi. Sınır hattına ve 90'lı yıllardan itibaren iç bölgelere döşenen 80 bin civarında olduğu belirtilen mayınların, belirlenen tarihin sonuna yaklaşıldığı bugüne kadar temizlenmemiş olması, mayın tehdidini sürekli canlı tutuyor.
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi Sözcüsü Muteber Öğreten, Türkiye'nin iç bölgelerinde askeri karakolların etrafında yaklaşık 80 bin mayın olduğunu hatırlatarak, "Biz biliyoruz ki geçiş yollarında, mezralarda hem TSK tarafından hem de devlet dışı aktörler tarafından döşenmiş mayınlar var. Dolayısıyla bu mayınlar buradan temizlenmedikçe, imha edilmedikçe bu topraklar gerçekten güvenli alanlar değil. Mayın tarlaları olarak varlığını devam ettirecek" dedi.

İmza atmakla kalındı

Türkiye, 2014'e kadar mayınları temizleme taahhüdünde bulunmasına rağmen bu konuda daha harekete bile geçilmedi. Öğreten, Türkiye'nin hemen hemen bütün uluslararası sözleşmelerin altından imzası bulunmasına rağmen uygulamalara baktıklarında bunun gerçekleştirilmediğini gördüklerini söyledi. Öğreten, mayın temizleme işinin ne kadar pahalı bir iş olduğunun Türkiye tarafından anlaşılması üzerine bu işin daha da sürüncemeye bırakıldığını kaydetti.

Devlet ödenek ayırmıyor

Öğreten, özellikle Rojava sınırındaki mayınların temizlenmesi sürecinde yaşananları şu şekilde anlattı: "2009'da büyük tartışmalara neden olmuştu. Kasadan bu kadar para çıkmaması için yeni metotlar arandı. Türkiye'deki mayınların temizlenmesine ilişkin yasa görüşmelerinde o zaman Maliye Bakanlığı sorumluydu. Onlar dediler ki 'biz öyle bir şartname hazırlayalım ki ne kasadan para çıksın ne de bizim üzerimizde çok büyük bir sorumluluk olsun. Ama mayınlar da temizlenmiş olsun. Bunlar konuşuldu. Şirket bunu temizlesin. 44 yılda tarım amaçlı kullansın. Ve 49 yıl sonra biz bu toprakları yeniden bu şirketlerden devre almış olalım. Böylelikle kasadan para çıkmayacak, topraklardaki mayınlar temizlenecek ve bir istihdam alanı yaratılmış olacaktı. Ama bu büyük tartışmalara neden oldu. Sonrasında da reddedildi."
Doğu'daki sınırda mayınların temizliği konusunda ise, 2022'ye kadar İçişleri Bakanlığı tarafından sürdürülecek projesi için AB'den fon sağlandığını ve bununla birlikte 80 bin mayının bulunduğu iç bölgelerdeki mayın temizliği için de öncelikle bir Mayın Eylem Merkezi oluşturulmasının kararlaştırıldığını aktaran Öğreten, bu konuda bir program ve takvimin hazırlanmamış olmasının kendilerini kaygılandırdığını söyledi.

26 yılda 644 ölüm

Öğreten, toprak altında sinsi bir şekilde bekleyen mayının yol açtığı tahribatı somut olarak göstermek amacıyla İçişleri Bakanlığı'nın 2009 yılında yayınladığı bir rapora dikkat çekti. Rapora göre, 1984-2009 arası 644'ü sivil toplam bin 269 kişi öldü.
Son 26 yılda yaşanan 6 bini aşkın mayın vakasından binin ölümle, geriye kalanının ise yaralanma ile sonuçlanmış vakalar olduğunun altını çizen Öğreten, "Bunu yıllara böldüğümüzde yine üç günde bir ortalama ortaya çıkıyor. Türkiye mayından ve mayın kadar tehlikeli olan bir başka savaş ve çatışma artığı patlayıcılardan etkilenen bir ülke. Ve yaşanan bu olaylardan da yüzde 60 oranında çocuklar etkilenmektedir" diye konuştu.

Uzatma veya ertelemeye hayır
Ottowa sözleşmesine atılan imzanın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini, bu sürenin heba edildiğini kaydeden Öğreten, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 7-8 ülkenin mayın temizleme sürecini uzatma talebinde bulunduğunu ve Aralık ayında Cenevre'de gerçekleştirilecek BM toplantısında Mayın Yasağı Komitesi tarafından bu ülkelere yanıt verileceğinin bilgisini de verdi. Bu toplantıda Türkiye'nin ve diğer ülkelerin uzatma taleplerinin görüşülüp karara bağlanacağını belirterek, bu dönemde sivil toplum olarak kendilerinin de çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerini söyleyen Öğreten, "Biz artık uzatma ya da erteleme değil, bir an önce mayınlardan kurtulmak istiyoruz. Biz mayınsız bir dünyayı gelecek nesillere değil, kendi ömrü hayatımız içerisinde gerçekleştirmek istiyoruz. Yani ölmeden mayınsız dünyayı görmek istiyoruz" dedi.


ÖMER ÇELİK/HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED