
Birçok dünya dilinin öğretildiği Oxford Üniversitesi’nde Ekim ayı ile birlikte, ilk defa Ermeni bölümü profesörü Theo M. Van Lint’in öncülüğünde ve gazetemiz yazarlarından Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Özlem Galip'in girişimiyle Kürtçe eğitimi verilmeye başlandı. Kamuoyuna gazetemizin haberiyle duyurulan derslerle ilgili Dr. Özlem Galip'le konuştuk.
Devleti yok diye...
800 yıllık Oxford tarihinde bir ilkin yaşandığını söyleyen Galip, derslerin düzenli bir şekilde devam edeceğini belirtti. Bu çalışmanın başlamasında Ermeni bölümünde öğretim görevlisi Hollandalı Prof. Dr. Theo M. Van Lint'in önemli katkıları olduğunu söyleyen Galip, "Farsça, Arapça, Türkçe, İbranice gibi hemen hemen bütün Ortadoğu dillerinin öğretildiği bir üniversitede Kürtçe'nin öğretilmemesi büyük bir eksiklikti. Oxford'taki birçok öğretim görevlisi de böyle düşünüyor. Kürtler Ortadoğu'da çok önemli bir yer teşkil ediyor. Devletleri yok diye araştırılmamaları, dillerinin öğrenilmemesi çok büyük bir kayıp" dedi.
Gelecek yıl için şimdien kayıt
Talebin beklentinin üzerinde olduğuna dikkat çeken Galip, öğrenciler arasında öğretim görevlilerinin de olduğunu aktardı. Eğitim kalitesinin düşmemesi için 15 öğrenciyle sınırlı tuttuklarını söyleyen Galip, "Ders aralarında karşılaştığım hoca ve öğrenciler kendi dersleri ile çeliştiği için katılamamaktan dolayı üzüntülerini dile getiriyor. Gelecek sene için kayıt yaptıranlar bile var" ifadesinde bulundu.
Amacı Kürtçe bölümü açmak
Galip'in ders verdiği sınıfta bir Türk, bir Ermeni, 2 Hollandalı, bir Alman, 9 Amerikalı ile bir İngiliz öğrenci var. Kürtçe derslerin yanı sıra 2 haftada bir 'Kürt Çalışmaları Seminerleri' düzenleyen Galip, önümüzdeki dönemde Kürt sözlü edebiyatına ilişkin bir atölye açmayı, ardından da Kürtçe bölümü açılmasına ön ayak olabilmeyi hedefliyor. "Bu kadar yoğun ilgi karşısında Oxford Üniversitesi de mutlaka bu yönde somut adımlar atacaktır" diyen Galip Avrupa'nın başka yerlerindeki üniversitelerde de bu derslerin başlayabileceğini belirterek, "Bütün dünya Kürtleri tanıyor artık. Çeşitli sebeplerden ötürü de dillerini öğrenmek gerektiğine inanan çok insan var" dedi.
Sadece dil öğrenilmiyor
Derslerin oldukça hızlı ilerlediğini vurgu yapan Galip," Sadece birkaç hafta içinde basit diyaloglar kurabilecek düzeye geldiler. Derslerimde sadece Kürtçe'yi değil, Kürt kültürünü de tanıtmaya çalışıyorum. Örneğin, birlikte kısa filmler izliyoruz, Kürtçe şarkılar dinliyoruz. Bu senenin sonunda öğrencilerim kendilerini ifade edebilecek ve hatta Kürtçe kitap okuyabilecek seviyeye gelebilecekler" ifadesinde bulundu.
'Kürtçe'yi araştıranlar ajan'
Derslerin başlamasından bu yana aldığı tepkilere de dikkat çeken Galip şöyle konuştu: "Türkiye'de mevcut siyasal yapılanmadan ötürü büyük bir çoğunluk Kürtler üzerinde hiç çalışma yapılmadığını ya da yapılmasına yeni başlandığını sanıyor. Halbuki son 20 yıldır Amerika'da ve Avrupa'da siyasetten edebiyata değerli birçok çalışma yapıldı. Bu değerli akademisyenleri ise, Türkiye'de ajan olmakla suçlayanlar bile var! Böyle şey olur mu hiç? Oxford'da Kürtçe derslerinin başlamasından itibaren de bazı internet sitelerinde şok edici ve ağza alınmayacak ifadeler okudum. Herbiri ırkçı ve tahammülsüz yaklaşımlar. Öğretim görevlilerine aktardığımda da bir anlam veremediler. Yani Kürtçe'nin öğrenilmesi nasıl böyle tepkilere yol açabilir? Kürtçe de Türkçe gibi öğrenilmesi istenebilecek bir dil."
Köhne düşünceler ötelenir
Kürtçenin öğretilmesini normal karşılamayanın Avrupa'dan dışlanacağını da sözlerine ekleyen Galip, köhne düşüncelerle yaklaşanların her ortamdan öteleneceğini kaydetti. Türk üniversitelerinin dünya eğitim standartlarının çok altında olmasında bu köhne düşüncelerin payının büyük olduğunu söyleyen Galip, "Kürdistan kelimesinin yasak olduğu bir akademik atmosferde özgür düşünceden ve bilimden söz etmek gülünç olur. Türkiye dışında dünyanın her yerinde Kürdistan kelimesi tereddütsüz kullanılıyor" dedi.
White: Ghobadi beni çok etkiledi
Kürtçe derslerine katılan James White ise, katılım gerekçesini şu sözlerle dile getirdi: "Rusça ve Farsça üzerine okuyorum. Kürtçe'yi her zaman öğrenmek istemişimdir. İleride de Sovyet Rusyası dönemindeki Kürtler ve İran Kürdistanı'ndaki Kürtler üzerine bir çalışma yapmak istiyorum. Genel olarak Kürt edebiyatı ve sineması ile Farsça edebiyat ve sinema arasındaki etkileşimler konusunda oldukça meraklıyım. Kürt yönetmen Bahman Ghobadi'nin Yarım Ay filmi beni oldukça etkilemişti. Ayrıca İngiltere'de de azımsanmayacak bir Kürt göçmen nüfusu var. İngiltere'deki Kürtlerle kendi dilleriyle konuşmanın çok güzel olacağını düşünüyorum.”
Seminerler düzenleniyor
Oxford Üniversitesi'nde Kürtçe eğitiminin yanı sıra iki haftada bir düzenlenen 'Kürt Çalışmaları Seminerleri'nde Kürt tarihi, kültürü, edebiyatı ve politikasına dair tartışmalar gerçekleştiriliyor. Dr. Özlem Galip'in girişimi sonucu başlayan Kürt Çalışmaları Seminerleri'nin ilki 'Türkiye'de Kürt Milliyetçiliği' konu başlığı altında yapıldı. Seminere konuşmacı olarak İngiltere'deki Open Üniversitesi'nden katılan Dr.Cengiz Güneş, Türkiye ve Kürdistan'da son 50 yılda yaşanan siyasi süreç ile PKK'nin kurulma ve gelişme aşamalarını değerlendirdi.
Devam edecek
İkinci seminere konuşmacı olarak katılan Oxford Üniversitesi'nden Dr. Laurent Mignon da, Yaşar Kemal gibi Kürt olup da Türkçe yazan edebiyatçılara vurgu yaptı. Mignon ayrıca genç Kürt şairler hakkında bir sunum yaptı. Üçüncü seminerde ise, Leicester Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. İpek Demir İngiltere'de yaşayan Kürt göçmenlerin Kürt kimliklerini yabancılara ve kendi çocuklarına nasıl aktardıklarına ilişkin bir sunum yaptı.Son seminerde ise, Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Dr. Derya Bayır, Kürt siyasetçilerin siyasi soykırıma uğratılması üzerine değerlendirme yaptı. 18 Ocak'tan itibaren farklı konularda yeni seminerlerin verilmesine devam edilecek.
Basın ve sosyal medya nasıl gördü?
Oxford Üniversitesi'nde başlayan Kürtçe dersleri, Türk basınında ve sosyal medyada da geniş yankı buldu.
Türk medyası içinde Oxford'daki Kürtçe eğitimi, Dr. Özlem Galip'in görüşlerini kırparak yayımlayan Milliyet, haberin doğal tamlayanı olan Türkiye'deki Kürtçe yasaklarına ise değinmemeyi tercih etti. Bianet haberi geniş biçimde işlerken, Star Gazetesi de birinci sayfadan gördü, Hürriyet internet sitesinde verdi. Sosyal paylaşım sitesi Twitter'da da konuya ilişkin çok sayıda 'tweet' yazıldı. Paylaşılan bazı 'tweet'ler şöyle:
'Harran'da yok, Oxford'da var'
@emellsahin: Oxford'da Kürtçe ders verilmeye başlanmış. İngiltere bölünür mü dersiniz?
@mahmutdindar: Harran'da yok ama Oxford'da var: Kürtçe dersi
@BaturUmit: Dünyanın sayılı üniversitesi bunu yapıyorken TC'de halen anadil okullarda yok
Ekşi Sözlük'te de yazılan ırkçı entrylere ise 'frank gallagher' rumuzlu kullanıcı ironik biçimde şöyle yanıt verdi: "51.Uluslararası Türkiye'yi Bölme Kongresi'nde alınan kararın bir sonucudur bu dersin verilmesi. Malumunuz bu kongrelere tüm dünyadan Türk ve Türkiye düşmanı akademisyenler, bilim insanları, politikacılar, yazarlar ve sanatçılar katılır. Günler süren hararetli toplantılarda tek bir amaç için uygulanacak yöntemler, stratejiler belirlenir. İşte bu amaç, 'Türkiye'yi nasıl böleriz'dir. Yıllardır yapılan bu kongrelerde kendi aralarında savaşan ve diplomatik ilişkileri kesik ülkeler bile aynı heyecan ve özveriyle birlikte çalışırlar. Ülkenin yedi bölgeye bölünmesi, ilk sayısının sürekli arttırılması, Kürtçe'nin ve Kürtlerin icadı, sözde Ermeni soykırımı yalanı hep bu toplantılar neticesinde hayata geçirilen durumlardır."
Y.ÖZGÜR POLİTİKA/LONDRA