Viyana toplantısının mimarları bu defa Suriye muhalif güçlerini bir araya getiriyor. Suudi Arabistan’da yapılması planlanan toplantıya Suriye Koalîsyon, Heyet El-Tensiq (Suriye'nin Demokratik Dönüşüm Güçleri Ulusal Koordinasyonu) gibi grupların yanısıra, Rojava Özerk Yönetim’in de davet edildiği belirtiliyor. 

Ancak toplantı yapılış tarihi üzerine tarafların anlaşamadığı ve davet edilen bazı çevrelerin bu toplantıyı erken buldukları basına yansıdı. 

Viyana’da diyalog sürecinin 1 Ocak’tan itibaren başlayacağı kararı ve bu tarihe de az bir süre kaldığı dikkate alındığında, "Toplantı hangi güçler tarafından neden  yapılmak istenmiyor?” öne çıkıyor. Son günlerdeki diplomasi trafiği ve askeri hareketliliğe bakıldığında bazı cevaplara ulaşmak mümkün. 

Suriye sınırında Rus uçağının düşürülmesinin ardından, Rusya bölgedeki askeri varlığını arttırdı. Ayrıca Suriye’de yeni bir üs kurduğu da belirtiliyor. Buna karşılık NATO da doğu Akdeniz’e yığınak yapmaya başladı. Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri Rus uçağının düşürülmesini kınarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Çıkarlarımızın zarar görmemesi ve bize karşı bir cephe oluşturulmasını engellemek için Suriye'de zaman zaman faaliyet gösteriyoruz" açıklamasında bulundu.

Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki gün Katar’a gitti. Erdoğan’ın programında Katar emiri ile 19 Aralık 2014 tarihinde Ankara'da imzalanan, "Türkiye Cumhuriyeti ile Katar Devleti Arasında Yüksek Stratejik Komite Kurulmasına İlişkin Ortak Mutabakat" çerçevesinde oluşturulan Yüksek Stratejik Komite'nin birinci toplantısı ve imza töreni varmış.

İlginçtir ki aynı günler de KDP Başkanı (Güney Kürdistan halkı nezdinde başkanlık sıfatını yitirdiği için, parti başkanı sıfatını kullanmak daha uygundur) Mesut Barzani de  Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ardından Suudi Arabistan’a geçti. Kimi kaynaklara göre Barzani gizlice Katar’a da gitti veya gidecek. 

Çelişki ve çatışmaların nedeni olan Suriye ve Rojava’da ise yeni gelişmeler yaşanıyor. Dikkat çeken nokta ise Efrîn Kantonu’nun merkezde olmasıdır. Erdoğan’ın "Cerablus’tan Akdenize kadar bölgeyi temizleyeceğiz” açıklamasının ardından Kantona yönelik saldırılar artmaya başladı. Aralarında çelişki olduğu ileri sürülen, ancak kendi aralarında hakimiyet mücadelesi veren DAIŞ, El-Nusra ve Ehrar El-Şam gibi çete gruplar da birleşerek Kantona saldırmaya başladı.  

Suriye üzerinde hesapları olan uluslararası ve bölgesel güçlerin, oluşacak veya oluşturulacak olan yeni Suriye’de söz sahibi olmak için savaşı derinleştirdikleri görülüyor. Bu savaş daha da devam edecek gibi, ancak daha önce Cizre ve Kobanê kantonlarını hedef alan güçler bu defa oyunlarını Efrîn Kantonu üzerine deniyorlar. 

Türkiye’nin de Katar ve Suudi Arabistan’ın da Idlıb, Halep ve Ezaz bölgeleri üzerindeki hesapları biliniyor. Bu coğrafya üzerindeki emellerinin gerçeklemesinin önündeki tek engelin özerk yönetim sistemi olduğunu zaten çeşitli vesilelerle dile getiriyorlar. Bu nedenle daha birçok oyuna başvuracaklarına ve saldırıların dozajını arttıracaklarına kuşku yok. Elbette uluslararası güçleri arkalarına almak için her türlü pazarlığı da yapıyor ve yapacaklar. Türkiye ile AB arasındaki son görüşmeler ve varılan anlaşma bunun açık göstergesi. ABD ve Rusya’nın başını çektikleri taraflar da durumdan en iyi sonucu almanın peşinde.  

Şu ana kadar Rojava üzerine yapılan hesap ve planların nasıl boşa çıkarıldığına bakıldığında, oyun planlayıcılarının bir kez daha başaralı olmayacaklarını söylemek mümkün.