"İnsan Hakları Kenti” Nürnberg’de dolu dolu bir film festivalini daha geride bıraktık. Nürnberg 17. Türkiye- Almanya Film Festivali bu yılda sinema sanatının onlarca emekçisini ağırladı. Festival artık Nürnberg’in geleneksel etkinliklerinin belki de en önemlisini oluşturuyor. Bu yıl, kültürler arası farklılıkların birbiri hakkındaki önyargıları ve ‘öteki’ karşısındaki konumlanışların sergilendiği birçok film, bir yandan insanlığın barışa özlemini dışa vururken, öte yandan, Nürnberg’in barış misyonunu ne kadar hak ettiğinin bir kanıtı idi adeta.
***
Festivalin onur konuğu Tarık Akan idi. Büyük bir oyuncu Tarık Akan. Uzun yıllardır yoğun emek verdi sinema sanatına. Ve bir sinema oyuncusu olarak Festival’in Onur Ödülü’nü Nürnberg Belediye Başkanı’nın elinden aldı.
Ama bu toplumun mayasında mı vardır nedir, bilinmez. Çabuk şımarır bu toprakların insanı; bir alanda ünlenmeyi görsün, toplumun akil insanı olur çıkar hemencecik. Ve besbelli ki Tarık Akan da ucu narsizm olan bu kimlik hastalığından kurtulamamış.
Sinema alanında bunca büyük olan Akan, politik alana ilişkin söylediği ilk cümle ile küçüldü, küçüldü, küçüldü. Ve politik mücadele adamı Akan, çirkin bir darbe şakşakçısı olarak çıktı seyircisinin karşısına. Kral çıplaktı artık. O, "Türkiye gibi ülkelerde askeri darbelerin bir ihtiyaç olduğu” gerçeğini saptamış; içinde tescilli katil general Veli Küçük’ün de yer aldığı Ergenekon ve Balyoz gibi darbeleri kutsarken, demokrasi düşmanı darbecilerin yüksek huzurlarında "mücadelesine devam edeceğinin” de bir kez daha sözünü vermekten kaçınmamıştı. Tam da Pozantı cezaevinde tacize uğrayan TMK Mağduru çocukların dramatik çığlığı insanlığın vicdanını kanatırken; KCK tutuklularının sayısı binlerceyi çoktan aşmışken; cezaevlerinde barış gönüllülerinin açlık grevleri hızla yayılırken; tam da cezaevleri tıklım tıklım sistem karşıtı yazarlarla dolu iken… Tek kelime etmedi onlar için. Sustu…
Onur Ödüllü oyuncu Tarık Akan’ın karşısında politiker Akan, bir türlü yırtamadığı bu demokrasi özürlüsü milliyetçi kozasının içinde küçüldü, küçüldü, küçüldü.
***
90 başlarında yaptığı bir röportajda "Yüzlerce filmimin arasında siyasi düşüncemin dışında bir film yaptın diyemezler. Hiç bir şekilde taviz vermedim. Politik filmler yapmışımdır Allah'ına kadar politiktir. Ama hiç bir şekilde sağ film yapmadım. Totalitarizmi öven, antidemokratik hiç bir filmim ve yapıtım yoktur" diyen Tarık Akan, (nedense 1980’deki hariç) darbelerin bu ülke için bir gereksinim olduğunu dünya kamuoyuna duyuru verdi. Parlamenter bir sisteme darbelerle çeki düzen verme anlayışıyla İnsan Hakları Kenti Nürnberg’de totaliter antidemokratik bir politik aktör olarak küçüldü.
***
Tanımını nasıl yaparsak yapalım bir aydın kişiliğinin, toplumu "insan haklarından yana dönüştürme-değiştirme eylemi” dışında ele alınamayacağını söyleyebiliriz. Bu anlamda aydın kaçınılmaz olarak devrimcidir; militandır. Toplumsal gelişimin önündeki bağnaz kalıplara, statükocu egemenlere karşıdır. Toplumun hareket yasalarını özgürlüklerden yana hızlandırmak ereği ve çabası aydının temel sorumluluğudur. Aydın, dünyayı sadece yorumlamakla yetinmeyen, ayrıca onu değiştirme çabası içerisine de giren politik insanın adıdır. Hangi sistem adıyla ortaya çıkarsa çıksın, aydın statükonun karşıtıdır. Ve askeri darbeleri Türkiye’nin gereksinimi olarak gören bir kişi, büyük bir sinema oyuncusu olabilir ama sıradan bir demokrat bile olamaz.
***
İnsan Hakları Kenti Nürnberg’in Belediye Başkanı Dr. Maly Onur Ödülü’nü verdikten sonra dinlediği konuşma karşısında ne düşündü çok merak ediyorum. Tarık Akan hakkında daha ayrıntıda bir araştırma yapmadıkları için danışmanlarını azarladı mı? Ya da Türkiye’deki adli bir sürece taraf olduğu için suçladı mı kendini? Alkışladı mı bu konuşmayı, görmedim. Ama bunu da yaptıysa eğer, uzağında olduğu politik bir çatışmada nasıl bir taraf olduğunun farkına vardı mı sonradan da olsa?
Farkına varmalı. Varmalı ki "bir darbeciye ödül veren belediye başkanı” olarak kayıt düşülmesin tarihe.
***
Festivalin onur ödülü oyuncu Tarık Akan’a çok yakıştı. Ama varlığıyla İnsan Hakları Kenti Nürnberg’in özgürlükçü-barışçı havasını kirletti politiker Tarık Akan. Konuşması Oğul Bush’un konuşmasının aynısı idi: "Ben ve Ötekiler”
Oyuncu Tarık Akan’a ödülü çok yakıştı. Kemalist Akan’a darbe savunuculuğu çok yakıştı. Ama doğrusu bu çelişki yakışmadı Nürnberg’e.
Ve bir kez daha kanıtlanmış oldu ki, "Atatürk ilke ve devrimlerinin sadık bekçisiyim” diye başlayan her konuşmanın altında halklara güvensizlik, narsist bir elitizm, demokrasi karşıtı diktatoryal eğilimler ve karakter haline gelmiş sırıtık bir sahtecilik pusuda yatmaktadır.
Katrandan şeker, Kemalist’ten demokrat olmamaktadır...