Önce IŞİD vardı, "Suriye iç sorunumuzdur" diyen ülkenin göçmen evladı. Koridorlarımızı onunla süslemek istedik yıllarca. Ve söylendiği gibi, "kuduz bir köpeği besleyenler, minnet ve sadakat bekleyemezler." Ama komşunun bahçesine salınan bir kuduz köpek, sizin için canlı bir bomba olur, bütün semtin üzerinde.
Önce IŞİD vardı. Ve deccal insanlıktan intikam alabilmek için kininden yarattı ölüm makinasını. Sonra çocuklara baş kesme eğitimleri başlatıldı kendi babalarının başları üzerinde uygulamalı derslerle. Ve köle pazarları kuruldu IŞİD topraklarında; ayrıcalıklı idi cariye olarak satılan genç kızlar kuduzun kendince oluşturduğu dinince.
Tiyatronun birinci sahnesi bu idi. Sahne 1. Perde 1:
"Kifayetsiz muhterisin Sultan olduğu ülkede, 1000 küsur odalı sarayda bin küsur Sultan cariyesi uçlarından kan ve kin akan irinli memeleriyle emziriyorlardı IŞİD’i.
***
Bildiğimiz devlet geleneğinin bildiğimiz yöntemleriyle Suruç’ta katledilen 32 kardeşimin cenazeleri bile kaldırılmamışken henüz kuduz bir köpeğin kan tutkusuyla başladı operasyonlar. "Evet ben talimat verdim" dedi Sultan ve birkaç yıldır fiilen sürmekte olan Suriye ile savaş resmiyet kazandı.
Ve eşzamanlı olarak başladı seçim sonuçlarından çok önce planlanan operasyon. Birilerinin Suruç Katliamına yönelik tepkisi, HDP’ye yönelik saldırılara payanda yapıldı sistem bezirganlarınca. Sahte bir tavırla bile olsa "acınızı paylaşıyorum" demesi beklenenler, önce Kürt hareketini ve ittifaklarını suçlayarak gelecek operasyonlara yönelik halisünasyona uygun algısal altyapıyı oluşturmaya çalıştı. "Koalisyon iyi değil ama yine de bir alternatifi olarak değerlendireceğiz" diyerek gözbağı kullanırken, savaşın alt yapı koşulları çoktandır hazırlamaya başlanmıştı bile. Bölge hegemonyasını kurmak amaçlı tuzak, ana tarafından dedesi olan "temel atma-beton dökme hastalık malulü, mahkeme kararıyla yolsuzluktan tescilli Erbakan ve baba tarafından dedesi darbeci vesayetçi faşist Kenan Evren’in torunu da atalarının yolundan ayrılmadı: Kadayıfın altının kızarmasını bekliyordu.
Ve içte, diktatoryal hegemonyanın pekiştirilmesi için bildik sembolik görseller yeniden sahne aldı, ülke sathında kurulmuş büyük bir tiyatroda. Dizi dizi gelen "asker tabutları" arkasına dizi dizi dizilmiş gür sesli gençlerin "tekbiiir" komutlarıyla katil IŞİD cellatlarının kanla akan "tekbir" komutları buluşuyorlar bir koridorda ve sarılıp kucaklaşıyorlar
Sahne 1. Perde 2:
Sultan’ın çocukları bir karanlık gecenin bir karanlık köşesinde karanlık bir eylem için kucaklaşmak… Sahne kararmaktadır.
***
"Evet ben talimat verdim" dedi kifayetsiz muhteris ve IŞİD’e karşı başlatılan operasyona eşzamanlı olarak, barış, özgürlük ve demokrasi bayraklarına saldırı başlatıldı 16 ilde. Bu satırlar yazılırken sadece İstanbul’da 298 gözaltı gerçekleştirildi.
2.koalisyon için CHP ile yapılacak buluşma güme gitti. Büyük olasılıkla Türkiye’nin gerçekleştirilebilir tek koalisyon olanağı böylece Tayyip’in müdahalesiyle boşa düşürülmüş oldu.
Sahne 1. Perde 3: Sahnede Koalisyonun boş beşiğini sallayarak ağıt yakan bir sürü koyun.
***
Ve nihayet:
Seçim sonuçlarından önce Türkiye iliyle hazırlanan bölgesel bir savaşın koşarak gelmekte olduğunu; bu adımın hemen arkasında "dağ başını duman almış, yürüyün arkadaşlar" marşı eşliğinde seçimlerin gerçekleştirileceğini defalarca söylemiştim. Ve bu benim marifetim olan bir keşif değil, çoğumuzun gördüğü bir gerçeklik idi.
Kimse kılını bile kımıldatmadı.
Şimdi buyrun cenaze namazına baylar!
Bu iktidarın evinde Türkiye sizlere ömür ey insanlık. Kalanlara baş sağlığı, ölenlere rahmet dilerim. Sizler için radyodan istek yaptığım ünlü parçayı da sizlere armağan ediyorum: "Kendim ettim, kendim buldum!"
Karamsar bir yazı mı? "Evet ben karar verdim!" Gencecik bedenlerin kanı kurumamışken yerde; ve başlatılan bir savaş akacak yeni kanların lanetli müjdesini verirken davullarıyla, gelecek projeleri üzerine analiz yapmak kolay mı sanki?
Oyunun her sahnesi nihayetinde bir perde sonrasında yerle bir olur. Ve finali yazma kararlığında olan tarih yapımcıları işte o zaman halk olur, emek olur, kader olur. Yani tarihi kendi yazar kendi iradesiyle. Ve o zaman sahne halkların karnavalı görüntüsünü alır. Finalde yükselen şarkılar, zafer şehitlerine son selamı iletir.