1992 yılında Özbekistan’ın 21 milyon olan nüfusunun 30 milyona yükseldiğini dile getiren Azamatova, ülkeyi yönetenlerin, devletin nüfus artışını engellemek için yoğun bir çaba içinde olduğunu ve kadınları kısırlaşmaya ikna etmek için kampanyalar örgütlediğini belirtti.
'Zorla kısırlaştırılan birçok kadınla görüştüm'
Ancak devletin bununla yetinmediğini, doktorlara kadınların fazla çocuk yapmalarını engellemek için talimatlar verdiğini ve doktorların kadınların bilgisi ve onayı dışında gizli kısırlaştırmalar gerçekleştirdiklerini söyledi.
Gazeteci olarak bilgisi dışında kısırlaştırılmış pek çok kadınla görüşmeler yaptığını belirten Azamatova, 22 yaşında Mansura adlı kadının başından geçenleri aktardı. İki çocuklu olan Mansura’ya doktorların gebeliği engelleyici bir ilaç verdiğini, yeniden çocuk yapmayı istemesi durumunda ilacı kesmesinin yeterli olacağını söylediğini belirtti.
Üçüncü çocuğu yapmaya karar verdiğinde ilacı bıraktığını ve hamile kaldığını ancak hamileliğin 6 ayında karnındaki çocuğun hareket etmediğini hissetttiği için doktorlara başvurduğunu, doktorların ölü çocuğu kadının rahmiyle birlikte alarak, kadını tamamen kısırlaştırdıklarını söyledi.
Kadınlar sakat kalıyor
Mansura’nın verilen ilaç nedeniyle sakat kaldığını ve kadınlara gebeliği engelleyici ilaç kullanmamalarını söylediğini belirten Azamatova, kendisinin de kısırlaştırılma riski ile karşı karşıya kaldığını anlattı. Üçüncü çocuğunu doğurduktan sonra doktorların kendisine 3 çocuğun yeterli olduğunu belirterek kısırlaştırılması önerdiklerini, ancak kendisinin buna karşı çıkarak kısırlaşmayı kabul etmeyeceğini doktorlara söylediğini aktardı. Kendisinin haklarının bilincinde olduğu için kısırlaşmayı reddettiğini, ama kırsal kesimden gelen kadınların çoğunluğunun doktorlara karşı koyamadıklarını ve kısırlaşmayı kabul ettiklerini dile getirdi.
Medya cesaretsiz
Azamatova, Özbekistan’da 10 bini aşkın gazetecinin olduğunu, ancak hiç bir medya organının zorla kısırlaştırmaları gündeme getirmeye cesaret edemediklerini ifade etti. Kadınların haklarını savunabilmesi için konunun açıkça tartışılması gerektiğini belirten Azamatova, bu sağlanmadığı sürece kadınların kısırlaşmalara karşı ses çıkaramayacaklarını söyledi.
Gazeteci, Özbek kadınlarının baskı altında olduğunu ancak azınlıklara mensup kadınların iki kat baskı gördüklerini, en fazla ırkçılık, ayrımcılık ve kısırlaşmaya maruz kalanların da; haklarını savunamayan Roman kadınları olduğunu ifade etti.
Uluslararası Af Örgütü Sağlık Komitesi’nden Dr.Birgit Feychting, insanları kısırlaştırmaya zorlamanın bir insanlık suçu olduğunu, yapanların Lahey Adalet Divanı’ndan yargılanması gerektiğini belirtti.
MURAT KUSEYRİ/ANF/STOCKHOLM