Almanya’da geçtiğimiz pazar günü yapılan Hamburg Eyalet Parlamentosu seçimlerinden oylarını arttırarak çıkan Kürtlerin adayı Cansu Özdemir ile seçim sonuçlarını, projelerini ve ikinci dönemde yapmak istediklerini konuştuk. İşte sorularımız ve Sol Parti’nin aktif milletvekili Özdemir’in yanıtları;


Eyalet seçimlerinde partinizin (Sol Parti) oylarını yüzde 2,1 oranında artırdığını görüyoruz. CDU ile SPD ise düşüş yaşandı, bu sonuçları nasıl okumak gerekir?

Şu an liman kenti Hamburg’da ciddi anlamda artan bir yoksulluk var. Sol Parti olarak bu yoksulluğu sürekli gündeme getirdik ve çözüm önerilerimizi sunduk. Ancak hükümette olan SPD bunu görmezden geldi. Ayrıca Hamburg’taki mültecilere yapılanlar da kamuoyunun tepkisini çekti. Kentte mülteciler, sivil toplum örgütlerinin desteğiyle sayısız eylem gerçekleştirdi ancak SPD savaş ve yoksulluktan kaçarak buraya sığınan insanların haklı taleplerine kulaklarını tıkadı. Kamplarda tutulan mültecilere insani yaşam koşulları sağlanması gerekmektedir. Fakat SPD bu noktada hiç bir adım atmıyor. 

Bunun gibi birçok örnek var. Örneğin Hamburg’da büyük bir evsizlik sorunu da yaşanıyor. birçok kişi SPD’yi buna çözüm bulması için seçti. SPD de iktidarı döneminde 6 bin yeni konut yaptı. Fakat bu konutların çok az bir kısmı sosyal konut statüsünde. Bu nedenle Hamburg’un yüzde 50’si hala sosyal konuta muhtaç. Bu durum da ciddi bir evsizlik sorununu ortaya çıkarmakta. SPD’nin oylarındaki düşüşün en önemli nedenlerinin bu üç temel konu olduğunu söylebilirim. 


Peki CDU’nun düşüşü?

CDU’nun oylarındaki azalma noktasında şunları söylebilirim; birçok kişi CDU’nun Hamburg başkanını dahi tanımıyordu. Oysa burada SPD’li Belediye Başkanı Olaf Scholz’a karşı yarıştı. birçok kişi belediye çalışmalarından memnundu bu yüzden CDU’nun oyları düşerken, SPD kazandı.


Hamburg gibi sol geleneğiyle bilinen bir yerde Euro karşıtı sağcı AfD’nin son dönemlerdeki yükselişi dikkat çekici düzeye geldi. Öyle ki barajı aşarak ilk kez eyalet parlamentosuna girebildi. Bunu neye bağlıyorsunuz, federal hükümetin politikalarının etkisi var mı bu sonuca?

Şüphesiz bu sonuçta, federal hükümetin politikalarının önemli bir etkisi var. Hamburg’ta CDU’nun sağ kesimden gelen oylarını Euro ve göçmen karşıtı aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisine kaptırdığını görüyoruz. Sağcı parti AfD’nin meclise girmesi konusunda partimiz dışındaki bazı çevrelerde şöyle bir değerlendirme var; ‘CDU sağ kanadını ihmal etmiştir. Bu nedenle bu kesimler AfD’ye yöneldi ve oylarıyla partiyi meclise soktu.’ Fakat biz Sol Parti olarak kesinlikle demiyoruz ki ‘CDU sağ kanadını güçlendirsin.’ Aksine daha fazla demokrasi ve özgürlük alanı açılsın istiyoruz. Ancak son dönemlerde Almanya’da yabancı düşmanı PEGIDA gibi hareketlerin güçlendiğini görüyoruz. Aşırı sağdaki yükselişi federal hükümetin başarısız sosyal politikalarına bağlıyorum. Artan yoksulluk ve kesintiler nedeniyle federal hükümete tepkili olan kesimler PEGIDA ve AfD’ye yöneliyorlar. PEGIDA da sonuçta AfD ile bağlantılı ve Dresden merkezli olmak üzere ülkenin doğusunda güçlenmiş durumda. Meclise ilk olarak da Merkel’in doğum yeri Doğu Almanya’dan girdi. Bunun da Merkel hükümetine bir mesaj olduğunu düşünüyorum.


Genç, kadın ve göçmen bir siyasetçi olarak önemli bir başarı elde ettiniz, oylarınızı yükselterek ikinci kez eyalet meclisine girme hakkı kazandınız? Bu başarının ardındaki sır nedir?

En başta halkçı olmak. Milletvekili olmadan önce Hamburg’ta kadın meclisinde yer alıyordum. Orada sözcülük de yaptım. Tüm bu deneyim bana çok şey kazandırdı. Burada en önemli faktör siyaseti nasıl yaptığınla ilgili. Eyalet Parlamentosu’na sunulmak üzere bir önerge dahi hazırlarken kentteki kurumlar ile temsil gücü olan şahsiyetlere danışıyor ve çalışmaya ortak ediyorduk. İnsanlar ciddiye alındıklarını görünce çalışmaya katılımları da daha olumlu oluyor. Seçim kampanyamızı da olabildiğinde çok farklı kesimlerle birlikte yürüttük. Kentte bulunan Kürt, Alevi, Êzîdî, Türk gibi birçok halktan ve inançtan insanlarla birlikte hareket ettik, desteklerini aldık. Zira HDP’nin kurulmasından sonra Almanya’daki farklı kesimler arasında da ciddi anlamda bir yakınlaşma oldu. Bu siyasi birleşimin yarattığı etki ve enerji kuşkusuz bize de olumlu yansıdı. 


Seçim kampanyanızda ‘’yarım kalan projelerimi tamamlamak için 4 yıl daha istiyorum“ demiştiniz, nedir bu tamamlanmayı bekleyen projeleriniz?

Dört yıllık milletvekilliğim boyunca sosyal ve uyum politikaları konusunda çalışmalar yürüttüm. İsteğim bundan sonra kadın politikalarını üstlenmek. Zira Hamburg’ta kadın sığınma evleri tıka basa dolu halde. Bu ciddi bir problem. Kadınlar, sığınma evlerinden çıkamıyorlar. Tüm bu nedenlerden de özellikle bu sorun üzerinde durmak istiyorum. Ayrıca eyaletteki mültecilerin durumu da çok kötü. Hamburg’a her ay 600 kadar mülteci geliyor. Burada ciddi bir kamp ve barınma sorunu var. Yeni kamplar yapılıyor ama hepsi yarı açık cezaevi gibi. 

İkinci dönemimde kadın ve mültecilerin sorunlarına çözüm bulmak için proje üretmek benim için önemli ve öncelikli konular arasında olacak. 

Ayrıca gençlerin özellikle de Kürt gençlerin politikayla ilişkisini güçlendirmek istiyoruz. Kobanê’deki direniş süreci ile birlikte buradaki gençlerin siyasete aktif katılımı noktasında ciddi bir potansiyel ortaya çıktı. Bu potansiyeli değerlendirmek istiyoruz. 


Türkiye’deki genel seçimlere hazırlanan HDP’nin barajı aşması için Avrupa’da kullanılacak oylar çok önemli. Bu farkındalıkla Almanya’da seçim komisyonları kuruldu bile. Siz nasıl bir katkı sunmayı planlıyorsunuz bu çalışmalara?

Bizler için ilk ve önemli aşama kayıt dönemi. Burada önemli olan insanları oy kullanabilmesi için öncelikle kayıt ettirmek ve sonra da sandığa götürmek. Biz bütün insanları oy kullanması için ikna etmek istiyoruz. Bunun için de burada yaşayan tüm Türkiyelilere gideceğiz. Çünkü daha birçok insan oy hakkına sahip olduğunu bile bilmiyor. Yunanistan’daki genel seçimlerin galibi SYRIZA için burada seçim çalışmaları yürütmüştük. Aynı şekilde HDP için de çalışacağız. Sadece dayanışma göstermeyeceğiz, birebir çalışmalara aktif katılacağız. Kapı kapı dolaşarak, insanlara HDP’nin programını ve seçim beyannamesini anlatacağız. Sol Parti bunu HDP’ye borçludur. Çünkü Hamburg Eyalet seçimlerinde HDP de Sol Parti’yi açık olarak destekledi. Bizzat HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ Hamburg’a gelerek, benim adaylığını desteklediğini söyledi. 


Son olarak Hamburg Başsavcılığı’nca hakkınızda açılan soruşturma ne aşamada, dava açıldı mı, duruşma tarihi belirlendi mi?

Soruşturma açıldığına dair tebligatın Ocak’ta tarafıma ulaşmasından beri hiç bir gelişme yaşanmadı. Şimdiden bir şey söylemek mümkün değil, ilerleyen günlerde göreceğiz ne olacağını. Ancak başsavcılığın kararına yoğun tepkiler gelmesi ve seçimde başarılı bir sonuç almamız belki de soruşturmayı düşürebilir. Eğer düşmezse de mahkemeye çıkıp yargılanmaktan korkumuz yok. Milletvekili dokunulmazlığımı kabul etmediğimi ve yargılanmayı istediğimi beyan etmiştim zaten. Çünkü ben yaptığımın arkasındayım. Soruşturmanın gerekçesi biliyorsunuz, Kasım ayında PKK yasağına karşı çıkmak için Sol Partili 10 milletvekili arkadaşımın Federal Meclis’te elinde PKK bayraklı fotoğraflarını facebook’ta paylaşmamdı. 

Sol Parti olarak biz zaten her platformda PKK yasağının kaldırılması gerektiğini savunuyoruz ve savunmaya devam da edeceğiz. 26 Şubat tarihinde de Federal Meclis’te, Sol Parti’nin ‘PKK yasağı kaldırılsın’ talebini içeren önergesinin görüşülmesi bekleniyor. Bu görüşmeler sırasında partimiz PKK’nin ‘terör listesi’nden çıkarılması ve örgüt üzerindeki faaliyet yasağının kaldırılması ile Kürtlere yönelik kriminalizasyon politikalarına son verilmesi taleplerini yeniden meclis kürsüsünden dile getirecek. 


ÇİÐDEM DEMİREL/REHA SARI / HABER MERKEZİ