Özeleştiri bir ego yıkımıdır

İlham BAKIR yazdı —

5 Ağustos 2021 Perşembe - 23:00

  • Toplumsal sistemin bir bileşeni olarak bir bireyin inşasında, gelişiminde, toplumsal entegrasyonunda özeleştiri devrimsel güce sahiptir.

Eleştirinin her biçimiyle gelişmiş olduğu toplumlar aynı zaman eksenine koymadıkça tüm eylem ve edimleri onları kapitalist modernitenin değirmenine su taşımaya götürür yalnızca.

İlksel topluluklarda eleştiri ve özeleştiri bir toplumsal ritüel olarak toplumun birliğini, bir arada yaşam sürdürülebilmesinin etkili bir yolu olarak kullanılmıştır.

Toplumun birliğini bozan, herhangi bir doğal kaynağa zarar veren, komşu topluluklarla çatışma çıkmasına yol açacak bir davranışta bulunan her kim olursa olsun klanın, ilksel topluluğun meclisinde hesap vermek, davranışının nedenini açıklamak, bu davranışından dolayı topluluktan affını dilemek ve bu durumu düzelteceğine ve bu davranışını bir daha tekrar etmeyeceğine söz vermek durumundaydı.

Bu özeleştiriyi vermeyen, yahut verdiği özeleştiri gereği topluma zarar veren davranışlarını terk etmeyen kişi toplum dışına itilerek dışlanırdı.

Dolayısıyla özeleştiri toplumsal birliğin devamlılığının sağlanmasında  muazzam bir rol oynamaktadır. Aynı şekilde eleştiri de toplumun bireyin yanlışlarının düzeltilmesinde çok etkili bir ritüel olarak işlerdi. Birey bir meclis karşısında topluluğun kendisine yaptığı tüm eleştirileri dinlemek ve bu eleştirilerin gereğini yerine getirmek zorundaydı. 

Eleştiri ve özeleştiri yöntemi Kürdistan’da, Kürdistani topluluklarda aşiretsel ve ailesel bağların henüz çözülmemiş olduğu yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar etkili bir şekilde kullanılmaktaydı. Bugün Alevi, Kızılbaş, Yerasani inancında “dara çekilmek” diye adlandırılan ritüelde bir şekilde kendini sürdürmektedir.

slamiyet’in tasavvuf, sufilik, Melamilik   gibi yorumlarında nefsin terbiye edilmesi, kibrin kırılması, inzivaya çekilme, çile çekme bir çeşit özeleştiri verme yöntemi olarak kullanılır.

Hristiyanlık’taki günah çıkarma ritüeli de aslında kökleri ilksel dönem topluluklarına uzanan bir çeşit özeleştiri mekanizmasıdır. Fakat burada günah topluluğa karşı değil topluluğun da sahibi sayılan Tanrı’ya karşı ve bir rahip aracılığıyla verilir. İçerisinde bir toplumsal hesap verme yahut yaptırım barındırmaz. 

Toplumsal dinamiklere, toplumun bir bütün olarak savunulması ve çıkarlarının korunmasını esas alan sol sosyalist hareketlerde de özeleştiri son derece önemli bir işleyiştir. Bu anlamda Kürt özgürlük hareketi denebilir ki Ortadoğu coğrafyasında bu anlamda eleştiri ve özeleştiriyi örgütlülüğün ve halkı savunmanın en temel yol ve yöntemi olarak kullanmış, kullanagelmektedir.

Daha ilk çıkışından itibaren bunu esas alan bir önderliğe sahip oluşu reel sosyalizme dönük ciddi bir eleştiri, kendi pratiğinde buna dair bir özeleştiriyi geliştirmesini sağlamış ve toplumsal değişim ve dönüşümün motor gücü haline getirmiştir.

Ancak bugün içerisinden geçtiğimiz olağanüstü mücadele ve savaş koşullarında ne yazık ki eleştiri ve özeleştiri mekanizması ciddi boyutta bir erezyona uğramış, ciddiyetini büyük oranda yitirmiştir. Özellikle legal toplumsal alanlarda, kurumsal örgütlülükte yaşanan çözülmenin, aşınmanın ve dağınıklığın temelinde eleştiri ve özeleştiri mekanizmasının gevşemesi, dejenere olması ile yakından ilgilidir. 

Toplumsal sistemin bir bileşeni olarak bir bireyin inşasında, gelişiminde, toplumsal entegrasyonunda özeleştiri devrimsel güce sahiptir. Özeleştirel bir kişilik geliştirebilmek, topluma özeleştiri verebilmek insanın kendisi ile egosu arasındaki muazzam savaşın toplumsallıktan yana kazanılmasıdır.

Lacan, modern insanın asla özleştiri veremeyeceğini, çünkü modern insanın baştan ayağa egodan oluştuğunu söyler. Özeleştiri egonun, kibrin yerle bir edilmesidir ki her şeyin kendi egosu için var olduğu kurgusu üzerine yaşamını kurmuş olan modern bireyin bunu başarabilmesi mümkün değildir. 

Modern çağda hem Ortadoğu coğrafyası için, hem evrensel ölçekte yeni bir yaşam paradigması, yeni bir yaşam önerisinin sahibi olarak Kürt özgürlük paradigmasının çeperindeki kişi ve kurumların samimi bir özeleştiriyi yaşamlarının eksenine koymadıkça tüm eylem ve edimleri onları kapitalist modernitenin değirmenine su taşımaya götürür yalnızca.

Ahlaki, vicdani ve politik bir tavrın sahibi olarak bir günah çıkarmaya dönüşmüş özeleştiriyi Kürt özgürlük paradigmasının ahlakı ile buluşturmak yeni dönemin saldırılarını karşılamak ve özgür yaşamı kurmanın olmazsa olmazıdır. 

paylaş

İlginizi çekebilir

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.