DTK’nin ilan ettiği Demokratik Özerklik’i İngiliz sosyolog Flora Heaven, Fransa Toplumsal Kalkınma Düşünce Klubü üyesi Octove Peget, Atina Uluslararası İnsan Hakları Uzmanı ve Hukuk Profesörü Mino Erichthonius, göre, resmi otoritenin, devletlerin, bunu tanıması pek de önemli değil. Önemli olan toplumun benimsemesi ve ihtiyaçlarına göre istediği yaşam biçimine karar vermesidir. Ayrıca başarılması durumunda, 21. yüzyıl toplumlarına güçlü bir örnek oluşturabilir; devletli toplum teorilerini alt üst edebilir.

İngiliz Sosyolog Flora Heaven: 
Toplumların demokratik olması koşuluyla hangi statüde, nasıl bir sistem ve  idari yapı içinde yaşayacaklarına ancak toplumların kendisi karar verebilir. Bu ve benzeri yönetim biçimlerinin dünyada birçok örneği var. Zannedersem sorun, toplumun kendisine özgü benimsediği yönetim şeklinin merkezi otorite tarafından tanınmaması veya kabul görmemesinden kaynaklanıyor. Merkezi otoritelerin egemenlikli yapısıyla, doğal olarak halkların kendisine özgü benimsediği siyasal statüyü tanımaması veya kabul etmemesi anlaşılır. Fakat bu toplumun benimsediği mevcut siyasal düzeneği zorlasa bile, merkezi otorite bir sonuç alamaz. Toplum benimsediği gibi yaşar, bu yaşama göre kendisine bir statü tanımlar ve bunu kendi arasında meşrulaştırır. İkili komşuluk ilişkisi bile kendisine bir hukuk belirler ve öyle yaşar. Otoritenin varlığı bu komşuluk ilişkisi için anlam ifade etmez. Merkezi otorite ise, bir süre sonra bu komşuluk ilişkisi içinde sadece sembolik bir yere oturur. Bu nedenle özerkliğin, merkezi otorite tarafından tanınması belki işleri kolaylaştırabilir; ama, tanımaması özerkliği ortadan kaldıramaz. Bu gibi durumlarda merkezi otorite ya sembolik yerini koruyacak ya da mevcut durum içinde kendisini yeniden konumlandırarak varlığını sürdürmeye çalışacaktır.

Fransa Toplumsal Kalkınma Düşünce Klübü üyesi Octove Peget: Demokratik Özerklik’in altyapısı ve örgütlenmesi iyi bir şekilde hazırlanmalıdır. Özerkliğin ilan edildiği alanlarda, toplumun bir kesmi buna katılmayabilir veya tasvip etmeyebilir. Bu normal bir durumdur. Bu nedenle iyi örgütlenmiş ve altyapısı iyi hazırlanmış bir toplumsal siyasal proje, zamanla uygulaması ortaya çıktıkça toplumun geneline yayılabilir. Demokratik Özerklik, Kürt statüsüzlüğüne karşı iyi bir proje olabilir. Mevcut sistemlerde yukarıdan aşağıya doğru bir örgütlenme biçimi ya da bir siyasal yönetim durumu var. Alttan yukarıya doğru bir sistem, aynı zamanda cesaret isteyen bir siyasal yönetim biçimidir. Halkın direkt katıldığı bir siyasal yönetim biçimi, aynı zamanda mutlu azınlıkları ortada kaldırır; eşitlikçi ve adaletli bir yönetim biçimini ortaya çıkarır ki, bu da yukarıya sadece altın istemlerine ve kararlarına cevap olan bir mekanizmayı geliştirir. Yukarının hegemonyasına son verir. İsviçre, buna iyi bir örnektir. Halk bir konuyu belirler, bununla ilgili genelin katılımı sağlanır ve çoğunluk elde edildi mi, yukarı zorunlu olarak konuyu halk oylamasına götürür. Çıkacak sonuç herkesi bağlar nitelikte olur.
Mevcut anayasal düzen içinde Kürtler kendileri için en iyi projeleri örgütlemek ve hayata geçirmek için hareket edebilirler. BM ve Avrupa Birliği’nin yerel yönetimler tanımına uyması bir zorunluluk olmamasına rağmen, bunun evrensel hukuğa ve insan hakları evrensel bildirgesine uyma zorunluluğu vardır. Resmi otoritenin söz konusu özerklik uygulamasını tanıması veya bunu mevcut yasalarda tarif etmesi, elbetteki özerkliğin işleyişini kolaylaştıracaktır. Tanımaması veya bunu baskı altına alarak toplumu resmi otoriteye bağlı kalmasını sağlaması aksine özerkliğin etki alanlarını genişletir. Toplum kendi içinde kendine ve devlete karşı hukuğunu belirler ve öyle yaşar. Unutulmaması gerek önemli bir hususta resmi otorite dışında geliştirilmek istenilen demokratik özerklik yönetim biçimi, uzun erimli ve sabır isteyen bir yoldur. Sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel kendi kaynaklarını oluşturması bugünden yarına gerçekleşecek bir durum değildir. Bunların gelişmesi aynı zamanda özerkliğin gelişmesi ve yaygınlaşması anlamına gelecektir.

Atina Uluslararası İnsan Hakları Uzmanı ve Hukuk Profesörü Mino Erichthonius: Türkiye gibi ademi merkeziyetçi ülkelerde demokratik Özerklik ilan etmek, oldukça ciddi ve bir o kadar zorlu bir süreci beraberinde getirecek bir durumdur. Demokratik Özerkliği başkalarına dayanmadan, hiçbir devletin veya gücün desteğini almadan, mevcut otorite içinde statünün belirlenmesini önemsemeden halkı ihtiyaçları doğrultusunda örgütlemek ve en önemlisi halkın buna destek vermesi durumunda bu müthiş, hatta 21. yüzyıl toplumlarına güçlü bir örnek oluşturabilir. Devletsiz toplum tanımı ihtiyacına önemli bir cevap olacaktır. Bunun yukarıda belirttiğim koşullar içinde olması aynı zamanda devletli toplum teorilerini veya somutluğunu alt-üst edecektir. Toplumların Demokratik Özerklik’i kendi içinde geliştirmesi, yaygınlaştırması ve meşrulaştırması, birçok topluma heyecan verecektir. Yeni bir modelin ilk adımları olacaktır. Devletin veya devletlerin bunu tanıması çok önemli değil. Önemli olan toplumun bunu benimsemesi ve buna göre yaşamasıdır.


ALİ ONGAN