Özgür Gündem Gazetesi editörü Turabi Kişin için tanıklık yapan çalışma arkadaşı Mehmet Gelturan, özgür basın geleneğinin geride bıraktığı 20 yılda gördüğü, faili meçhuller, işkenceler, kapatmalar, baskılar ve tutuklamalara dikkat çekti. Türkiye'de Bab-ı Ali gazeteciliğinin hükümete göbekten bağlı olduğunu belirten Gelturan, 20 yıl önce 30 Mayıs 1992'de bir çığır açılarak, özgür basın geleneğinin başlatıldığını vurguladı. 20 yıl önce 8 Haziran'da özgür basın geleneğinin katledilen ilk çalışanı olan Hafız Akdemir'i hatırlatan Gelturan, "O günden bugüne başta Ape Musa olmak üzere 76 arkadaşımız hunharca katledildi. Şehit edildi. Gazetemiz onlarca kez kapatıldı, baskınlar yapıldı. Ama özgür basının mirasını devralan arkadaşlarımız bu mücadeleyi sürdürdü" diye konuştu.

Katlettiler ama susturamadılar
20 Aralık 2011'de özgür basın çalışanlarına yönelik düzenlenen operasyonda da bu geleneğin temsilcilerinin tutuklanarak, susturulmaya çalışıldığını ifade eden Gelturan, "20 yıllık tarihimiz boyunca katletmekle susturamadılar. Bugün de tutuklamalarla susturamayacaklar. Değişen sadece isimler oldu. O gün Çiller, Ağar, Demirel vardı bugün ise Tayyip Erdoğan var" dedi. Özgür Gündem Gazetesi'nin "Gerçekler karanlıkta kalmayacak" şiarıyla yayın hayatına başladığını söyleyen Gelturan, "Bu mirası devralan arkadaşlarımız bu şiarla yola devam edecek. O gün susmadılar, biz de susmayacağız. Basın şehidi Hafız Akdemir ve tüm basın şehitlerimizi saygıyla anıyoruz" diye konuştu

Bu suçu işlemeyi sürdüreceğiz

Daha sonra DİHA Urfa muhabiri Sadık Topaloğlu için tanıklık yapıldı. Topaloğlu'nun telefonda "Acil haber yazmam gerekiyor, o yüzden çıkamıyorum" demesinin bile iddianamede suç delili olarak gösterildiğine dikkat çekildi. Topaloğlu için tanıklık yapan çalışma arkadaşı Özgür Gündem Gazetesi çalışanı Özgür Güllü, "Sadık, özgür basın geleneğinin onurlu ve değerli bir arkadaşı. Dün bu geleneğin içinden gelenler katlediliyordu, bugün özel yetkili savcılar tutuklayarak susturmaya çalışıyor. Ne dün oligarşinin ne de bugün Erdoğan'ın tasmalı gazetecisi olacağız. O yetkili savcılar Sadık'ı tutuklayarak susturacaklarını sandılar. Yaptığı haberler nedeniyle suçladılar. Ama Sadık da bizler de bu suçları işlemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

'Barış iyi bir gazeteciydi'
Oda Tv davasında tutuklu bulunan gazeteci Barış Pehlivan annesi Şahhanım Pehlivan ise duygulu bir konuşma yaparak, "İsyan ediyorum. Oğlum iyi bir gazeteciydi. Karıncayı bile incitmezdi. Hak etmedi bunu" dedi.

'Füsun gerçeğin peşinden koştu'
Radyo eski Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan için tanıklık yapıldı. Erdoğan'ın eşi ve çalışma arkadaşı İbrahim Çiçek, "1991'de sürgün ve sansür koşullarının altında gerçeğin peşinde koştu. Sansüre karşı mücadelenin kadın direnişçilerindendi. Onu hapse atabilirler, ama düşüncesini ve yüreğini teslim alamayacaklar" dedi.

Abakay: Mesleğimiz yargılanıyor
Eyleme Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Abakay da katılarak konuşma yaptı. Abakay, tutuklu gazetecilerin mesleklerinden ve yaşamlarından koparıldığını belirterek, "Yargılanan gazetecilerin şahsında basın ve ifade özgürlüğü, mesleğimiz yargılanıyor" dedi. Gazetecilere yönelik siyasi davalar açıldığını ve bu davaların kan davalarına dönüştüğünü vurgulayan Abakay, "Tutuklu gazeteciler rehin tutuluyorlar. Diğer gazetecilere 'bakın sizin de sonunuz böyle olur' mesajı veriliyor" dedi.

DİHA/İSTANBUL