Özgür birlik mi, eski inkâr mı?

Forum Haberleri —

Barış

Barış

  • Bazı çevreler, “iç cephe” söylemiyle aslında şunu hedefliyor: Kürtler kendi iradesinden vazgeçsin, hâkim kimliğe karışsın ve erisin. Buna kesinlikle izin vermemeliyiz.

DENİZ AMED

İnkârcı politikaların tarihinde önemli bir kırılma işareti var ama hâlâ samimiyet testinden geçemiyor. “Örgüt silah bıraksın, ondan sonra adım atarız” diyorlar. Bu cümle, aslında "Silahlı mücadele olmasaydı bu tartışmayı bile yapamazdık" gerçeğini itiraf ediyor. Atılan her adımın arkasında, Kürt halkının yıllardır verdiği direniş ve bedel yatıyor.

Ne yazık ki tarihi bir fırsat, dar siyasi çıkarlara, oy hesaplarına ve eski güvenlikçi zihniyete feda edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Sistem, uzun zamandır sıkışmış durumda. Eğer Kürtlerin demokratik gücü ve dinamizmiyle hareket edilseydi genişleyip güçlenebilirdi. Hâlâ “önce tespit, önce teyit” gibi şartlar öne sürülüyor. Bu yaklaşım, çözümsüzlükte ısrardan ve tarihi olanakları heba etmekten başka bir şey değildir.

Rêber Apo, yarım asırlık mücadeleyi bitirirken "Silahlar sussun, ama asıl mesele olan Kürtlerin hukuk dışı bırakılması ve inkâr edilmesi bitsin" mesajı verdi. O, sadece silahları susturmayı değil, halkların demokratik bir zeminde eşit ve özgür bir şekilde buluşmasını hedefledi. Sadece Kürt örgütlü güçlerini değil, tüm yönetenleri ve tarafları sorumluluğa çağırdı. “Demokratik siyasetin yolunu açın, hukuku tanıyın” dedi.

Bugün karşılaşılan asıl engel, teknik detaylar değil, siyasi iradedir. Süreci hâlâ yalnızca “güvenlik” penceresinden okumaya devam ediyorlar. Oysa mesele, çoktan güvenlik meselesi olmaktan çıktı. Bu topraklarda yaşayan tüm halkların eşitlik, özgürlük ve onur içinde bir arada yaşayıp yaşamayacağı meselesidir.

Rêber Apo’nun önerdiği yol açıktır: Silahlı yöntemden demokratik siyasal mücadeleye geçiş. Bu geçişle Kürt halkı gerçek özgürlüğüne kavuşacak, bölge halkları ise kalıcı bir demokrasiye ulaşacaktır. Böylece kuruluş yıllarında inkâr edilen Kürt varlığı, hukuk dairesine alınacak ve uzun yıllardır süren inkâr-isyan döngüsü nihayet kırılacaktır.

Bazı çevreler, “iç cephe” söylemiyle aslında şunu hedefliyor: Kürtler kendi iradesinden vazgeçsin, hâkim kimliğe karışsın ve erisin. Buna kesinlikle izin vermemeliyiz. Kürtler kendi dili, kültürü, kimliği ve örgütlenmesiyle tanınmalıdır. Kendi değerleriyle ve özgür iradesiyle bu ortak yaşama katılmalıdır. Bizim savunduğumuz model budur: Demokratik Ulus ve Özgür Birlik. İstediğimiz ikinci sınıf vatandaşlık değil, eşitlik ve özgürlük içinde onurlu ve demokratik bir birlikteliktir.

Bu kapı aralandığı anda iki yol açıkça ortadadır: Ya gerçek bir demokratikleşme yaşanacak ya da eski inkâr politikası yeni kılıflarla devam edecek. Bu karar, sadece yönetenlerde değil, aynı zamanda Kürt halkının örgütlü iradesinde, gençlerin, kadınların, emekçilerin ve anaların kararlılığındadır. Özgür bir gelecek, ancak bu güçlü ve kararlı iradeyle kazanılabilir.

 

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.