Referandumda “Hayır” diyenler cephesi her gün büyüyor. Sanatçısından işçisine, kadınından gencine, aydınından siyasetçisine toplumun birçok kesimine yayılan “Hayır” cephesine dansçılar da eklendi. Sosyal medya üzerinden “Hayır’lı Danslar” sayfasını kuran dansçılar, neden Hayır dediklerini danslarıyla anlatıyor. “Hayır’lı Danslar” üyeleri Banu Özbek, Koray Türkay ve Mehmet Ceyhan referandumda neden “Hayır” diyeceklerini anlattı. 

‘Tek adam’a Hayır

Dansı “sosyal bir uğraş” olarak nitelendiren salsa yapan dansçı Banu Özbek, referandumda neden “Hayır” diyeceğini şöyle anlattı: “Milyonlarca sebebi var ama tek bir cümle ile özetlemem gerekirse, tek adam rejimine ‘Hayır’ diyorum. Yüzyıllar öncesine dönmeye, krallığa, padişahlığa ve daha kötü bir rejime Hayır diyorum.”

‘İran uzak değil’

Rejim değişikliğiyle herkesin hayatının kısıtlanacağına ancak kadınların daha fazla kısıtlanacağına vurgu yapan Özbek, ekledi: “Bunun örneklerini komşularımızda, çok yakın tarihte gördük. En iyi bildiğimiz örnek İran’dır. Bugün kadınların erkeksiz araba bile kullanamadıklarını, sokağa çıkamadıklarını, hatta kamçılandıklarını, cezalarının sokak ortasında verildiğini biliyoruz. Dolayısıyla biz komşu ülkelerin yaşadıklarını ve tarihi irdelediğimiz zaman bunun bize çok uzak olmadığını görüyoruz.”

Dans ederken çok mutlu olduğunu dile getiren Özbek, “Dans özgürlüğümün elimden alınması, gerçekten beni dehşete düşürüyor” dedi. 

Dans edilebilen bir ülkede...

Dışardan bakan insanların “Bu rejim değişikliğinin dansla ne alakası olabilir” sorusunu sorabileceklerine dikkat çeken Özbek, yola çıkma gerekçelerini şöyle özetledi: “‘Dans mı düşüneceğiz? Dans etme özgürlüğü bizim aklımıza gelecek en son şeydir’ diyebilirler. Ama tam da bu noktada şunu belirtmek istiyorum: Dans edilebilen bir ülkede zaten temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmış demektir. Burada hareket ile dans etme özgürlüğümüzü sonuna kadar savunmaya çalışacağız.”

‘Dans evrensel bir dildir’

Yaklaşık 30 yıldır dans ile uğraşan dansçı Mehmet Ceyhan ise dansı şöyle tanımladı: “Aynı acı gibi dini, dili, rengi, cinsiyeti, ırkı yoktur. Dans evrensel bir dildir. İkinci Dünya Savaşı‘ndan sonra ilk defa siyahlar ile beyazlar dans etmiş. Dansın böyle birleştirici, evrensel bir gücü var.” 


‘Çöl Dansçısı’ gibi...

Tiyatroların kapatılmasını, oyunların yasaklanmasını örnek veren Ceyhan, “Bu tekçi anlayış devam ettiği sürece dansın ciddi anlamda baskı altında olduğunu düşünüyoruz. Şu anda tepeden baktığınız zaman bir baskı yok ama tabana indiğinizde ciddi anlamda uzun yıllardan beri baskılar var” dedi. 

Ceyhan, neden Hayır dediğini anlatırken İran’daki İslam Devrimi sırasını ve sonrasını bir dansçının cephesinden anlatan “Çöl Dansçısı” filmine atıfta bulundu ve “Oraya baktığımızda zaten burada bizim neye evirildiğimizi çok net görebiliriz” diye kaydetti.

‘Dans karşı duruştur’

“Dans aynı zamanda bir karşı duruştur, direnmektir” diyen Ceyhan, şöyle devam etti: “İnsanlar neye ‘Evet’ neye ‘Hayır’ diyeceklerini bilmediklerini söylüyorlar. Anayasa görüşmeleri sırasında insanlara olan bitenin anlatılmaması için ellerinden gelen her şeyi yaptı iktidar. Dolayısıyla insanlar bu 18 maddenin ne olduğunu bir açıp kaba taslak okusa, zaten ‘Hayır’ diyecek. Herkes geleceği, çocukları için açıp bunlara baksın. Bir de insanlar ‘Hayır’ demeye korkmasın istiyorum.” 

‘Karanlığın son bulması için...’

Koray Türkay ise 2000 yılından bu yana dans ediyor. Türkay, Hayır gerekçelerini şöyle anlattı: “Kısaca karanlığa, insanların ufku, vicdanını, erdemini ortadan kaldırmaya yönelik bu saldırıya karşı ‘Hayır’ diyoruz. 14 yıllık bu karanlığın tamamıyla ortadan kalkması ve bu iktidarın, bu zihniyetin son bulması için ‘Hayır’ diyorum.”

Laikliğin korunmasının özellikle kadınlar için oldukça önemli olduğunun altını çizen Türkay, Hayır’ın psikolojik üstünlük sağladığı görüşünde. 


SADİYE ESER / DİHABER / İSTANBUL