
ALADDİN SİNAYİC/LONDRA
Birleşik Krallık’ta en üst emek hareketi TUC, Kürt halkıyla aktif dayanışma kararı aldı. Daha önce Mandela için etkili kampanya yürüten TUC, barış sürecinin tekrar başlaması için Öcalan’ın özgürlüğünün şart olduğunu belirtti. Sendikalar Birliği Kongresi-TUC (Trade Union Congres), geçen yılki kongresinde aldığı Kürt halkıyla dayanışma kararı almıştı. Sendikalar, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’na ise geçtiğimiz yıl Nisan ayında Britanya Parlamentosu’nda düzenledikleri resepsiyonla start vermişti. TUC bu yılki kongresinde de kararını yineleyerek bu dayanışmanın daha da büyütülmesini kararlaştırdı.
10-13 Eylül tarihleri arasında İngiltere’nin Brighton kentinde yapılan yıllık kongrede Unite The Union sendikasının sunduğu, GMB ve NASUWT sendikalarının da desteklediği önerge kabul edilerek kongrenin resmi kararı olarak kayıtlara geçti. Farklı iş kollarından 52 sendikanın bağlı olduğu TUC’un 6 milyon üyesi bulunuyor. Birleşik Krallık’ta sosyal, siyasal ve iş alanında en etkili örgüt olan TUC, 1868 yılında kuruldu.
Türk devletinden talepler
Kongrede kabul edilen önergede Türk devletine yönelik çağrı ve talepler 4 madde altında toplandı. Buna göre;
* Olağanüstü hal uygulamasına derhal son verilmesi, demokratik adımların atılıp PKK ile barış müzakerelerinin başlatılması,
* Kürt lider Abdullah Öcalan ve HDP eşbaşkanlarının da içinde olduğu tüm politik tutukluların derhal serbest bırakılması,
* Suriye’den tüm askeri güçlerini geri çekmesi ve oradaki Kürt güçlerine yönelik saldırılarını durdurması,
* Dinci gruplara yönelik desteğine derhal son vermesi.
Birleşik Krallık baskı yapmalı
Önergede, Birleşik Krallık hükümetine de çağrı yapılarak, taleplerinin yerine getirilmesi için Türk devleti üzerinde en üst düzeyde baskı oluşturması istendi.
Önergenin sonunda diğer tüm sendikalara da çağrı yapılarak “Kürdistan’a barış Öcalan’a özgürlük” kampanyasına daha aktif destek verilmesi talep edildi. Kongrede ayrıca Türkiye ve Kürdistan’a dayanışma heyetleri göndermesi kararı da alındı.
En kritik talep Öcalan’ın özgürlüğü
Kongrede önerge lehine konuşma yapan UNITE sendikası Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Tommy Murphy, Kürdistan’da yaşananlara dikkat çekerek uluslararası dayanışmanın kendileri açısından ne kadar hayati önemde olduğuna vurgu yaptı. Murphy’nin konuşmasından satır başları şöyle:
* Geçen yıldan bu yana durum daha da ağırlaştı, toplu tutuklamalar ve ihraçlar yaşandı, daha fazla basın kurumu kapatıldı ve Kürt halkına yönelik savaş vahşi bir şekilde ağırlaşarak devam etti.
* Bir NATO üyesi olan Türk devlet sisteminin faşizme evrildiğini söylemek abartı olmayacak. Bu yüzden önergede belirtilen taleplerin yerine getirilmesi hayati bir önem arz ediyor. Her şeyden önemlisi Kürt lider Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü en kritik talebimizdir.
‘Önerge yeterli değil’
* Öcalan ve PKK, barış sürecinde çok ciddi adımlar atmış, Türkiye sınırları içerisinde sorunların çözülmesi için büyük bir irade ortaya koymuş.
* Tabii ki burada sadece bir önergeyi kongre kararı olarak kabul etmek yeterli olmayacaktır, daha önce defalarca yaptığımız gibi, hareketimizin güçlü bir geleneği olarak gerçek dayanışmanın inşa edilmesine ihtiyaç var.
* Tüm TUC bileşenlerinden ihtiyacımız olan şey daha önce Küba, Güney Afrika, Kolombiya ve Filistin için yaptığımız gibi, Kürdistan için çalışma ve çabalarımızı iki katına çıkarmaktır.
‘Kürtlerin yaşadıklarına sessiz kalmayacağız’
* Bu noktada Britanya Emek Hareketinin pozisyonu nettir, ve bir kez daha Kürt kardeşlerimize yalnız olmadıklarını belirterek, izole edilmelerine ve üzerlerindeki baskılara asla sessiz kalmayacağız.
* İki yıl içinde Öcalan 70 yaşına girecek ve zindanda 20 yılını tamamlamış olacak. Kendisi yasadışı bir şekilde alınarak insani olmayan koşullarda, en doğal insani haklardan da yoksun bırakılarak yaşamaya mahkum edilmiş ve bu durum batıda görülmemiştir.
Türk devletinin saldırıları sınırları aştı
* Bu durum hakkında bir farkındalık yaratarak uluslararası alanda büyük bir baskı oluşturarak özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak hayati önemdedir. Çünkü Kürt halkı adına onların lideri olarak barış masasına oturabilecek tek kişi Öcalan’dır.
* Erdoğan’ın Kürt savaşı saplantısı sadece Türkiye sınırlarında da durmuyor, Suriye’de DAİŞ’e karşı kahramanca savaşan ve uluslararası arenada tanınan Kürtlere de saldırıyor. Suriye’de Kürtler gerçek katılımcı demokratik bir system kurmuş ve gerçek barış için tek umut olduklarını kanıtlamıştır. Türk ordusu DAİŞ ile savaşmak için değil Kürtlerle savaşmak için Suriye’dedir.
Murphy konuşmasını “Kahrolsun Türk faşizmi, Öcalan’a Özgürlük” diyerek sonlandırdı.
‘Kürtlerin yaşadıklarında sorumluluğumuz var’
Önerge lehine konuşma yapan GMB sendikası yöneticisi Alison Morrel de Britanya’nın Kürt halkının yaşadığı acılardan sorumlu olduğunu belirterek, Britanyalı emekçiler olarak Kürtlerle dayanışmayı olmazsa olmaz bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti.
Birleşik Krallık’ın en etkin emek hareketi olan TUC, 1971 yılındaki konferansında aldığı kararla Nelson Mandela için de etkin kampanyalar örgütlemişti. Kampanya kapsamında yapılan büyük yürüyüş ve mitinglerle beraber Güney Afrika hükümetine karşı etkin çalışmalar yürüterek Mandela’nın özgürlüğüne kavuşmasında etkin rol almıştı.
Britanyalı sendika temsilcileri: Tecrit insanlık suçudur, sessiz kalamayız

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride tepki gösteren Britanyalı sendika temsilcileri, tecridin bir insanlık suçu olduğuna dikkat çekti. Gazetemize konuşan sendika temsilcileri Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için daha fazla mücadele edilmesi gerektiği görüşünde.
Britanya’nın en büyük sendikaları olan Unite, Unison, GMB, GFTU ve NUT temsilcileri sosyal adalete olan inanç ve insan haklarına saygı gereği Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için başlatılan kampanyanın daha da büyütülmesi ve uluslararası kurumların daha fazla sorumluluk alması çağrısı yaptı.
Britanya’nın en büyük sendikası
1.5 milyon üyesiyle İngiltere ve Galler’in en büyük emek örgütü olan Unite the Union sendikasının uluslararası direktörü Simon Dubbins, Öcalan üzerindeki tecridin insan haklarına büyük bir saygısızlık olduğunu ifade etti: “Öcalan’ın ağırlaştırılmış tecrit koşullarında tutulması büyük hakaret olup kesinlikle kabul edilecek bir şey değil. Cezaevinde olan bir insana nasıl davranılması gerektiği, avukat ve ailesiyle görüşme hakkı uluslararası standartlarla belirlenmiştir. Aynı zamanda politik anlamda da büyük bir yanlış. Öcalan’ı cezalandırarak Kürt halkına ve demokrat çevrelere de bir mesaj verilmek isteniyor. Bu durum tamamen insan haklarına büyük bir saygısızlık.”
İkinci büyük sendika Unison
1.3 milyon üyesi bulunan Britanya’nın ikinci büyük sendikası Unison Sendikası’nın İskoçya Temsilcisi Stephen Smellie, mevcut durumun bir insan hakları skandalı olduğunu söyledi. Stephen, “Bana göre Öcalan üzerindeki tecrit tam anlamıyla bir insan hakları skandalıdır. Cezaevinde olan her kim olursa olsun, herkesin avukatlarıyla görüşmesi gibi doğal hakları vardır. Hepimizin temel hedefi O’nun özgürlüğüdür. Kendisi bu denli tecrit altında tutulurken barışa bir katkısı olamaz. O yüzden hepimizin görevi ve kampanyamızın amacı bu bu tecritin kaldırılmasını sağlamaktır.”
Üçüncü büyük emek örgütü GMB
650 bin üyesiyle İngiltere’nin üçüncü büyük emek örgütü olan Genel İş Sendikası (GMB) Uluslararası Direktörü Bert Schouwenburg, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasının kendileri açısından bir sorumluluk olduğunu ifade etti: “Öcalan’ı hapsetme sadece bir rezalet değil, aynı zamanda büyük bir kayıp. Çünkü Öcalan ve Kürt halkı, Ortadoğu’nun barışında anahtar görevi görüyor. Bu yüzden de Öcalan’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşup barış sürecinde rol alması için hepimizin daha fazla çalışması üzerimizde büyük bir sorumluluk.”
Fikirlerinden korkanlar tecrit uyguluyor
Genel İşçi Sendikası Federasyonu (GFTU) Genel Sekreteri Doug Nicholls Öcalan’ın fikirlerinden korktukları için bu denli ağır bir tecrit uyguladıklarını belirtti. Nicholls devamla şunları söyledi: “Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit acı verici. Bu noktada insanın aklına gelen ilk soru: Şu an da dünyanın herhangi bir yerinde buna benzer bir tecrit var mı, böyle bir örnek var mı? Açıkçası ben şimdiye kadar böyle bir örnek görmedim. Sonradan şunu düşünmeye başlıyorsun: Bu tecridi uygulayanların korkusu nedir? Bunun tek cevabı var, Öcalan’ın fikirlerinden duydukları korkudur. Çünkü Öcalan’ın düşünceleri sadece Türkiye’nin değil bölgenin barış ve demokrasisi açısından çok önemli.”
Öcalan Kürt halkının önderidir
Öğretmenler Sendikası (NUT) Genel Sekreteri Christine Blower ise Öcalan davasında tamamen adaletsiz bir durum olduğunu ifade ederek daha fazla mücadele çağrısı yaptı: “Geçtiğimiz yıl kardeşinin yarım saatlik görüşmesi dışında şimdiye kadar Abdullah Öcalan ile hiç görüşme olmadı. Öcalan davasında tamamen bir adaletsiz durum var. Öcalan’ın Kürt halkının önderi olduğu net. Buna rağmen avukatlarıyla bile görüştürülmüyor, ağır tecrit koşulları altında. Öcalan’ın en doğal olan haklarından bile yoksun bırakılması kabul edilemez. Biz sendikacıların, uluslararası kurumların ve sosyal adalete inananlar olarak bu duruma uluslararası arenada dikkat çekerek, bu durumu değiştirme görevimiz var.”
Baskı altındakiler için demokrasi savaşçısı
Morning Star yazarı Stev Sveney ise şunları ifade etti: “Öcalan’a yönelik hapis ve tecrit kesinlikle bir insanlık suçu. Koşullar Güney Afrika apartheid rejiminde Nelson Mandela’nınkine benziyor. Orada yaşananların aynısı şu an Türkiye’de yaşanıyor. Abdullah Öcalan halkının lideri ve Türkiye’de baskı altında olan tüm toplumlar için demokrasi savaşçısı. Öcalan bölge demokrasisi açısından çok önemli. Bu insanın bu şekilde tecrit altında olmasına karşın seyirci kalamayız.”