Köleliğin en derinini yaşamaya mahkûm edilmişlerdi zebaniler tarafından. Fakat savaşçılara ulaştıkları anlar görülmeye değerdi. Savaşçıları gören gözleriyle birlikte gözlerden akan sevinç gözyaşlarıydı. Dudaklarında ki hafif gülümseyiş mutluluğun tebessümleriydi. Dillerinde ise “Bijî QSD”, “Bijî YPJ” sözcükleri dökülüyordu.
DILOVAN AVRÎN / DÊRA ZOR
Dünyada yüzyıllardır bitmek bilmeyen savaşın, yüzyıllardır tek bir suçsuzu ve en çok acı çekenleri vardır. Onlar, kendi çıkarları uğruna insanlığını kaybetmiş egoist, bencil ve savaşın esas suçluları olan kişilerce katledilmeye mahkûm olmuşlardı. Peki, kim bu suçsuzlar?
Çocuklar… Tabi çocuklardı.
Onlar küçük ve hiçbir kirliliğe bulaşmamış olan bedenleriyle savaşın kalkanları olarak kullanıldılar. Kimi zaman bedenlerine bombalar bağlandı kimi zaman ise henüz yaşamın hazzını yaşamazken ellerine silahlar verilip yaşamları bitir dediler. Onlar büyüğüm diyen kişilerin bile dayanamayacağı acıları yaşadılar. Henüz 10 yaşındaydı lakin acıları ise 100 yaşa bedeldi. Çöken yüzü gülmeyi dahi unutmuştu. Gözlerinde yeni bir yaşamın umudu beliriyordu. Ama dünyanın gözleri önünde o umutları ellerinden alınıp doğalarına aykırı bir yaşama mahkûm edilmişlerdi.
Ben bakarken yüzüne çığlıklarını öylesine derinden hissetim ki! Dilsiz bir çocuğun her şeye inat çığlıklarını duyurma çabasını andırıyordu. Onlar tüm saf, temiz duygularıyla kendilerini aydınlatacak ışığın olduğuna inanıp beklediler.
Günü gelip o ışık yayılırken etraflarına koşar adımlarla ışığın orta yerine ulaşana denk, verdiler çabanın en büyüğünü. Kirliliğe bulaşmamış bedenden söz etmiştim. Ama bedenlerinin bir parçasını kirli insanların, insanlığı kirletme çabalarından dolayı, kimi çocuklar ayağını kaybetmişti. Kimisinin acı çeken bedenleriyle analarının sırtındaydı, insanlık adına hiçbir şeyi yaşamamış DAİŞ zebanilerinin önlerine bıraktığı mayın sonucunda bir çok çocuk gözlerinden, ellerinden ve ayaklarından olurken kimisinin de yüzleri yara bere içindeydi.
Çocuklarını sırtlayıp kurtarma düşüncesine kapılırken anaları diğer yandan da insanlık savaşımını veren savaşçılara ulaşma heyecan ve sevincini yaşıyorlardı. Köleliğin en derinini yaşamaya mahkûm edilmişlerdi zebaniler tarafından. Fakat savaşçılara ulaştıkları anlar görülmeye değerdi. Savaşçıları gören gözleriyle birlikte gözlerden akan sevinç gözyaşlarıydı. Dudaklarında ki hafif gülümseyiş mutluluğun tebessümleriydi. Dillerinde ise “Bijî QSD”, “Bijî YPJ” sözcükleri dökülüyordu. Çünkü yüreklerinin bir köşesinde sakladıkları özgürlük umudu vardı. Onlar açlığa susuzluğa göğüs gerip öl diyenlere inat ya da yaşamlarını bir cehennem cenderesine dönüştürenlere inat, yaşamayı kendilerine yemin bellemişlerdi.