Öcalan'a Özgürlük İnisiyatifi öncülüğünde başlatılan eylem, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın esaretine son verilmesine kadar devam edecek. Eylemin bir diğer hedefi de, Kürtlerin kolektif bir statüye kavuşması. Önceki gün bir basın açıklaması ile başlatılan eylemle ilgili Kürt siyasetçiler ve aktivistlerin görüşlerine başvurduk. Ortak noktaların başında, Öcalan'ın tutsaklığının meşru olmadığı vurgusu ile bütün Kürdistanlılara, yapılacak bütün eylemleri aktif sahiplenme çağrısı geliyor.
Remzi Kartal (KONGRA GEL Başkanı): Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için başlatılan ve o özgürleşinceye kadar devam edecek olan daimi nöbet eylemi, siyasal süreç açısından belirleyici bir özellik arz ediyor. Kürt halkı ve özgürlük hareketi olarak artık Önder Apo'nun esaretinin hiçbir şekilde kabul edilmediğinin, onun şahsında Kürt halkının özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümünün esas alındığı ve bu temelde mücadelenin, yaşamın bütün alanlarında yükseltileceğinin bir ifadesidir. Avrupa'daki halkımız açısından yürütülen faaliyetlerin buraya endekslenmesi ve her alanda yürütülen faaliyetlerle, etkinliklerle, eylemliklerle buradaki daimi nöbet eylemine vurgu yapılması şart. Giderek bütün Avrupa'da yaşayan Kürtler, Önder Apo'nun özgürlüğü temelinde yükselen bir mücadeleyi önümüze koymuş bulunuyoruz. O yüzden buradaki daimi nöbet eylemi, geçmişte Mandela'nın cezaevinden çıkartılma sürecinde yürütülen nöbet eylemine benzer ama günümüz koşullarına uyarlanan bir perspektifle ele alınmalıdır. Herkes bu nöbet eylemine bulunduğu ülkede, bölgede, oradaki kurumlar ve çalışmalara başvurarak yer almalı; önderliğimize, halkımıza, tarihimize karşı sorumluluğunu yerine getirmek temelinde müracaat etmelidir. Ve gruplar halinde bu eylemde yer alarak Önder Apo özgürleşinceye kadar sürdürülmelidir. Bu temelde halkımızın gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyorum.
Zübeyir Aydar (KCK Yürütme Konseyi Üyesi):Başkan Apo'nun özgürlüğü, öyle sıradan bir kişinin özgürlüğü olmadığı gibi, esareti de sıradan bir kişinin esareti değil. Onun şahsında bir halk esir ediliyor, yok edilmeye, tasfiye edilmeye çalışılıyor. Tam 11 aydır kendisiyle görüşme yaptırılmıyor. Devlet burada bir proje uyguluyor, genel olarak özgürlük mücadelesini tasfiye projesi bu. Bizim de Başkan Apo'ya sahip çıkmamız, özgürlüğünü savunmamız, devletin bu uygulamalarına karşı bir duruştur aynı zamanda. Ve bu yalnız bir şahsa sahip çıkma olayı değil; özgürlük hareketine, halka, ülkeye sahip çıkmadır, şehitlere olan borçtur, onların anılarına sahip çıkmadır. Bu, böyle görülmeli. Ayrıca bu hem insani, hem ahlaki hem de siyasi bir görevdir. Bakın, düşman en önde durana saldırıyor. Orada savunma yapmazsak olmaz. Mesela Başkan Apo esir düştüğünde dost görünen birçok çevre bize müracaat ettiler, kendinize yeni bir lider seçin dediler. Bu hareketin yaptığı en önemli şey Başkan Apo'dan taviz vermemektir. Belki istenen düzeyde sahip çıkılmamış olabilir, bu yönde eleştirilebilir ama hareketin 13 yılda yaptığı en önemli hareket, taviz vermeden Başkan Apo'ya sahip çıkmadır. Bu daimi özgürlük nöbeti, mücadele tarihimizde bir ilktir ve başaracağız. Kürt halkı, özgürlük nöbetindedir. Ve bunu sürekli dünyaya haykırmalıdır. İnanıyorum buradaki başlangıç, genel özgürlük mücadelesinin bir parçasıdır ve bunu büyüterek devam ettireceğiz.
Öner Uludağ (Strasbourg Açlık Grevi eylemcisi): Hem Cenevre-Strasbourg arasında yapılan uzun yürüyüş, hem de 52 gün süren açlık grevi eylemi Avrupa'da yaşayan Kürtler açısından bir hamlenin parçaları niteliğindeydi. Her iki eylemin amacı, Önder Apo'nun özgürlüğüydü. Uluslararası kuruluşların, başta da AK ve CPT olmak üzere, vermiş olduğu vaatleri yerine getirme konusunda bu denli yavaş hareket etmeleri bizim açımızdan kabul edilemez. Her iki eylemin katılımcıları olarak bir araya gelip bir toplantı yaptık. Bu toplantıda, Öcalan'a Özgürlük İnisiyatifi kapsamında 9 kişilik bir koordinasyon da oluşturuldu. Orada, sonuç alıncaya kadar aralıksız eylem kararını aldık. Önder Apo özgürleşinceye, Kürtler statü sahibi oluncaya ve Avrupa devletlerinin bu konudaki yaklaşımı değişinceye kadar eylemlerimize devam edeceğiz. Mandela için Londra'da bir kişi 5 yıl boyu oturma eylemi yapmıştı. Biz tek kişi değiliz, bunu halk olarak yapmak istiyoruz. Ben burada Avrupa'da yaşayan Kürtlere çağrıda bulunmak istiyorum. Halkımız nasıl ki uzun yürüyüşte ve açlık grevinde, eylemin etrafında kenetlenmişse, bir nehir gibi eylem merkezine akmışsa, bu kez de daimi nöbet eylemine aynı şekilde sahiplenilmeli, aktif bir şekilde katılım sağlanmalı. Özellikle de gençler ve Kürt kadınları. Bu eylem her yerde gündemleştirilmeli.
Feleknas Uca (AP eski Milletvekili): AB, ABD ve NATO eliyle gerçekleştirilen uluslararası komployu tamamen boşa çıkarabilmemiz için yeni bir eyleme başladık. Rêber Apo, bu komplodan bu yana, 13 yılı aşkın bir süreden beri İmralı'da tecrit altında. Mevcut durumda ev hapsi tartışmaları da yürütülüyor. Belki bundan önceki süreç açısından bu yerinde bir talepti. Ancak mevcut aşamada ev hapsi değil, özgürlük istemek gerekiyor. Bugün ev hapsini bir opsiyon olarak savunanlar, Kürt sorununun çözülmesini istemeyenlerdir. Çünkü Kürt sorununun çözüm anahtarı Abdullah Öcalan'ın elindedir. Öcalan'ı muhatap olarak görüp kabul edenler bu sorunu çözebilir. Ev hapsi bir opsiyon olarak kalktı artık, hiçbir Kürt siyasetçisi de bunu savunmamalı.
Nöbet eyleminin startı verildi ama eylem boyu çeşitli aktiviteler geliştirilecek, örneğin yoğun bir diplomatik çalışma da yürütülecek. Bundan böyle her hafta 5 kişi nöbeti devralacak. Bu eylemin örneğin 1 ya da 2 aylık bir süresi yok, süresiz bir eylem başlatıldı. 1 yıl da 5 yıl da sürebilir. Bu konuda her Kürdün sorumluluk üstlenmesi de gerekiyor. Herkes İnisiyatif ile iletişime geçip öneri sunabilir, kendi bulunduğu bölgede bu amaçla çalışma yürütebilir, katkı sunabilir. Bütün konuşmalarımızda, ilişkilerimizde bu hususu sürekli gündemleştirmeliyiz, Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü istediğimiz mesajını vermeliyiz. Mandela'nın ya da Aung San Suu Kyi'nin örnekleri biliniyor. Aung San Suu Kyi yıllarca cezaevinde ve ev hapsinde kaldı ama sonunda bu sene ülkesinde milletvekili olarak meclise girdi. 2 hafta önce, tam 24 yıldan sonra ilk defa ülkesinden çıkabildi. Abdullah Öcalan da dünyadaki bu örnekler arasında yerini alabilir.
Sultan Oğraş (Barış Annesi): Brüksel'den geldik. AK'yi ve CPT'yi, verdikleri sözleri yerine getirmeye çağırıyoruz. Avrupa'da yaşayan Kürtleri de bu eyleme aktif katılmaya çağırıyoruz. Rêber Apo özgür olmadığı müddetçe biz de özgür olamayız, bu konuda kimse kendini kandırmasın, kimse burada rahatız demesin. Ülkedeki insanlarımızın durumuna bakalım, her gün insanlar tutuklanıyor, öldürülüyor. Bu duruma karşı Avrupa'da tepkisiz kalmamız mümkün mü? Hiç kimse evinde oturmamalı. Gençler, kadınlar, erkekler, herkes elele verip ayağa kalkmalı. Gözlerini olup bitenlere kapatanlara da çağrı yapıyorum, yeter artık. Sahte özgürlüklere kanmasınlar. Zaten Avrupa devletleri, toplumları Kürdistan'da olup bitenleri görmezden geliyor. İnsan kendi ülkesinde yaşayamıyorsa, dilini serbestçe konuşamıyorsa, kültürünü yaşatamıyorsa nasıl özgür olabilir? Bu mümkün mü? Öndersiz, Kürdistansız özgür olamayız. Herkes bu eyleme katılmalı, güç sunmalı, sahiplenmeli. Bu eylem yeri her gün ziyaret akınına uğramalı.
Hacî Ehmedî (PJAK Başkanı): Burada başlatılan nöbet eylemi, Öcalan'ın özgürlüğü için sürdürülen genel eylemlerin bir parçası. Tüm Kürdistan'da, Avrupa'da ve Kürtlerin yaşadığı her yerde benzeri eylemler var. Avrupa Parlamentosu önünde böyle bir eylem yapmak zorunda kaldığımız için utanç duymaları gerekir. Kendi halklarına 40 milyon Kürdün mücadelesini anlatmıyorlar. Avrupa hükümetleri, yöneticiler antidemokratik yaklaşımlar sergiliyor. Türkiye'de 25 milyon insan inkar ediliyor, jenosit uygulanıyor, çocuklar tecavüze uğratılıyor. Günümüzde 10 bin Kürt siyasetçisi cezaevinde. Bunların hepsi görmezden geliniyor. Kürtler tüm bunlara karşı mücadele ediyor ve diğer halklar gibi haklarını elde etmeden mücadele devam edecektir.
Kürt halkı haklarını elde etmeden sadece Ortadoğu için değil tüm dünyanın karşı karşıya olduğu bu büyük sorun çözülmez. İnsan haklarından, demokrasiden bahsedenlerin Kürt halkına karşı sürdürülen saldırılara karşı sessiz kalması kabul edilmez. Dünyanın neresinde bir siyasi tutsak 11 ayı aşkındır kimse ile görüştürülmemiş? Avrupa'nın sorumlu kurumlarının büyük bir utancıdır bu. Bizim mücadelemizi her zamandan daha fazla yükseltmemiz gerekir.
Tahir Kemalizadeh (KNK Başkanı): Bu gördüğünüz eylem, Kürt halkının iradesini gösteriyor. Kürtler eskisi gibi değil. Verilen mücadele ile irade sahibi bir Kürt toplumu yaratıldı. Kürtlerin yüz yıllık bir özgürlük mücadelesinden söz edebiliriz. Ancak son 30 yıldır Sayın Abdullah Öcalan ile özellikle Kuzey Kürdistan'da Kürtler adeta yeniden diretildi. Kürt halkının önderi bugün tecrit altında. Kürt halkı da önderine bağlı. Kürt halkı böyle bir önderliğe sahip olduğu için çok şanslı ve kutlanması gerekir. Yine Sayın Öcalan'ı böyle mücadeleci, fedakar ve sonuna kadar bağlı bir halka sahip olduğu için kutlamak lazım. Kürt halkı 30 yıldır durup dinlenmeden mücadele yürütüyor. Kuzey'de, Güney'de, Doğu'da ve Batı Kürdistan'da her tarafta özgürlük mücadelesi veriliyor. Verilen mücadelenin haklı bir mücadele olduğu herkesçe biliniyor. Avrupalılar da bunu çok iyi biliyor.
Kürtler haklarını ve özgürlüğünü elde edecek. Er ya da da geç bu olacak. Buradan Avrupalılara da sesleniyorum. Kürt halkının özgürlüğü Öcalan'ın özgürlüğüne bağlıdır. Öcalan özgürleşmeden Kürt sorunu çözülmez. Öcalan özgürleşmeden AKP'nin, Erdoğan'ın 'çözüm' diye ortaya attıkları şeylerin hiçbir anlamı yok. Yine Öcalan'ın özgürlüğü bütün özgürlük tutsaklarının özgürlüğü anlamına da gelecektir. Kürt halkına ve özgürlük mücadelesine burada şükranlarımı sunuyorum. Kürtler özgürlüğüne kavuşacaktır, haklarını elde edecektir. Bunun için gereken tüm fedakarlık ve mücadeleyi veriyorlar. 

MERAL ÇİÇEK / STRASBOURG