
Zulme karşı yönünü döndüğü Kürdistan dağlarında 4 arkadaşıyla birlikte yaşamını yitiren HPG’li Şeyma Yıldız (Sarîna Awesta Zerdüşt) şimdi akıllarda, fedakarlığı, hayalleri ve özgürlüğe olan büyük sevdasıyla yer ediyor.
Halkına dayatılan zulmü kabul etmeyen birçok Kürt genci gibi Şeyma Yıldız (Sarîna Awesta Zerdüşt) da 2005 yılında yönünü dağlara çevirir. HPG’li Yıldız’ın 1990’lı yıllarda ağabeyinin PKK saflarına katılmasının ardından ondan hiç haber alamasa da en büyük hayali ise ağabeyiyle aynı cephede direnmektir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu paradigmadan çok etkilenen ve Öcalan’a büyük sevgi ile bağlı olan HPG’li Yıldız’ı ailesi „Özgürlük sevdasıyla yanıp tutuşuyordu“ diye tanımlıyor.
HPG gerillası Yıldız, 21 Ağustos 2010’da çatışmasızlık sürecine rağmen Şemzînan (Şemdinli) dağlarında yapılan hava saldırısında 4 arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirir. Yıldız’ın ablası Revdetilayna Şentürk de, kardeşinin özgürlük tutkusundan söz ederek, onunla gurur duyduklarını anlattı. Mücadele arkadaşları arasında çok sevildiğini ifade eden Şentürk, şahadetinden sonra mücadele arkadaşlarının ona atfen yazılar olduğunu da kaydetti.
Yoldaşına sarılarak yaşamını yitirir
Yıldız’ın çok fedakar bir yapıda olduğunu belirten diğer bir ablası Esma Yerlikaya da, yaşam içerisinde bir yük taşırken bile en ağır yükü omuzladığını ve emekçi yönüyle bilindiğini söyledi. Kardeşinin yaşamını yitirirken bir diğer arkadaşına sarılı halde bulunduğunu dile getiren Yerlikaya, Yıldız’ın cenazesini yıkadıkları sırada dahi kollarının kapalı olduğunu anlattı.
‘Ölümü seçmedin’
Yıldız’ın yaşamını yitirmesinin ardından mücadele arkadaşı Havin Tekman’ın Yıldız’a atfen kaleme aldığı yazısında şunları kaydetmişti: „Bize gelen misafir öyledir ki sadece konuk edilir. Ona konuk olunmaz. Ona konuk olmak onunla olmaktır. Oysa bizde o bizimle olur. Bizde ölüm sadece bir konuktur. Kapıyı çaldığı gibi öylede gider. İşte gül bakışlım sende ölümü sadece konuk ettin. Onunla gitmedin. Zamansız da olsa gidişin, Yüreğimizin acı bahçesinde bizimle yoldaş oldun. Ölümü seçmedin çünkü ölüm bitiştir. Kör, sağır ve dilsiz olanlar için. Yaşam sadece var olmadır onlarda. Vatansız, ülkesiz ve kölece. Ardına kadar açarlar anlamsızlığın kapısını. Onlar için ölüm üç günlük ağıt ve üç saatlik ölüler semtine ziyarettir. Kimse sanmasın ki tanrıçalar terk etmiş bu diyarları. Yüzyıllar boyunca uzak kalmış olabilirler ancak şimdi tekrar dağlara özgür yaşamı geri getirmek için yüzlerce kadın yoldaşta buluyorlar temsilini. En son da sen ve Beritan yoldaş da Tanrıçaların diyarına yolcu oldunuz. İnsanlığa beşiklik etmiş zirvelerde, önce İnannaya misafir oldunuz, sonra Zerdüşt’e. O nedenledir ki adını Avesta Zerdüşt koymuştun. Zerdüşti yaşamın arkasından giderken özgür yaşam patikalarında, dağların yüce zirvelerinde hep bir Kartal gibi uçmak istedin. Ta ki soluğu Munzurlarda alana dek…“
‘Gözlerindeki yağmur esmerleşmişti’
Yıldız’ın bir diğer mücadele arkadaşı Aza Sevdilli ise; „Yağmurun Esmer Gülüşlü Sülietine, Avesta’ya“ diyerek kaleme aldığını yazısında Yıldızı şu sözlerle anlattı: Sarîna’yla bir yağmur aralığında buluştu bakışlarımız. Sarîna’nın ki o zamanlar ismi Avesta’ydı. O kocaman siyah gözleri yağmur dolmuştu, yağmur damlacıkları ışıl ışıldı göz bebeklerinde. Gözlerindeki yağmur esmerleşmişti birden. Yağmurun esmer gülüşü olup uzatmıştı elini bizlere. O da yeni solumuştu bu mekânların özgürlük kavgasıyla yaratılmış havasını, onun da üzerinde hala sivil elbiseler vardı. Bundan sonraki çamurlu patikalarda birlikte adımlayacaktık.“
DİHA/İZMİR