FEHMİ KATAR / BERLİN
Kürt kadın örgütleri tarafından organize edilen ‘İmralı’da özgürlük ve direnişe adanan yaşam’ sempozyum serisinin ilki Almanya’nın başkenti Berlin’de yapıldı.
Tecridin son bulması için açlık grevi yapan eylemcilerin de dinleyici olarak hazır bulunduğu sempozyuma Güney Afrika Parlementosu Meclis Başkan Vekili Solomon Lechesa Tsenol, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatı ve HDP Mardin Milletvekili Ebru Günay ve Kürt Kadın Hareketi temsilcilerinden Fidan Yıldırım panelist olarak katıldı.
Öcalan’ın özgürlüğü herkesi ilgilendiriyor
Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın deneyimlerini ve özgürlük mücadelesini anlatan Tsenol, Öcalan’ın özgürlüğü için verilen mücadeleye destek ve barış görüşmelerınin tekrar başlatılması çağrısını yapmak için Almanya’ya geldiğini söyledi.
Tsenol,”Beraber yaşamın tek yolu barıştır. Öcalan’ın halen cezaevinde bulunması kabul edilemez” dedi.
Öcalan üzerindeki tecridin bir an önce sona ermesi için açlık grevine giren Leyla Güven’in durumunu hatırlatan Tsenol, Öcalan’ın özgürlüğü için cesurca mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. Tsenol, konuşmasında Öcalan’ın bulunduğu cezaevinde demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesini sürdürdüğünü yazdıkları ile de dünya kamuoyunun dikkatini çektiğini vurguladı. Kapitalizmin dünyadaki bütün halkları sömürdüğüne dikkat çeken Tsenol, sömürü sistemi ile mücadelede Öcalan’ın önemli bir yeri olduğunu belirtti.
Güney Afrika’da da Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele ettiklerini, Mandela’ın “Diğer halklar özgür olmadan kendilerinin de özgür olamayacakları” söylemine bağlı kaldıklarını söyleyen
Tsenol, Öcalan’ın özgürlüğünün sadece Öcalan’ı değil, herkesi ilgilendirdiğini ve bu bağlamda da herkesin Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele etmesi çağrısında bulundu.
Tecrit ağırlaştıkça savaş derinleşiyor
İmralı Sistemi ve oradaki direniş üzerine sunum yapan avukat ve milletvekili Ebru Günay “99’dan beri Imralı’da sürün bir tarih var. Sayın Öcalan şahsında devam eden, her gün artan muazzam bir direniş var. Bunun karşısında ise giderek pervasızlaşan bir tarih var. Avukatları olarak 2011’den beri İmralı’ya gidemedik. HDP heyeti de en son 2016’da görüştü ondan beri de mutlak bir tecrit var. Uzun süredir haber alınamıyor” dedi.
İmralı’da çok özel bir hukukun işlediğini söyleyen Günay, tecrit ağırlaştıkça savaşın da ağırlaştığını söyledi. Günay, tecrit ile birlikte Kürdistan’daki kentlerin yakılıp yıkıldığını, Suruç katliamı, 10 Ekim Ankara gar katliamı ve Amed’deki HDP mitinginin bombalanmasının tecride paralel bir şekilde devreye konulduğunu hatırlattı. Günay “Bir anlamda tecride karşı çıkmak, savaşa karşı çıkmak ve savaş karşıtı bir mücadele yürütmektir” dedi. Günay CPT’nin sessizliği ve AİHM’in verdiği olumsuz kararların da komplonun ardından oluşturulan İmralı sisteminin bir parçası olduğuna dikkat çekti.
Tecridi kıracağız
Diğer konuşmacı Fidan Yıldırım da Öcalan’ın başından beri sadece Kürtler değil bütün insanlık için mücadele ettiğini vurguladı. Öcalan’ın kadınların özgürlük mücadelesi için büyük bir mücadele yürüttüğünü söyleyen Yıldırım, “Onun için Öcalan’ın özgürlüğü için kadınlar mücadele yürütecek. Tecrit ne kadar katı olursa olsun onu kıracağız” dedi.
Orien caddesi üzerinde eski itfaiye binasındaki sempozyuma, tecride karşı açlık grevi yapan eylemciler de ‘Öcalan’a özgürlük’ tişörtüyle katıldı.
Bu arada Köln’de de sempozyum serisinin ikincisi yapıldı. Sempozyuma konuşmacı olarak Solomon Lechesa Tsenol, Ebru Günay ve HDP eski milletvekili Dilek Öcalan katıldı. DGB Haus konferans salonundaki sempozyumun moderatörlüğünü ise gazeteci Elif Sonzamancı yürüttü. Berlin, Köln ve Frankfurt’ta yapılan sempozyum serisinin sonuncusu ise Hamburg’ta 22 Aralık’ta saat 14:00’te Hamburg Üniversitesi’nde gerçekleşecek.