DBP Eş Başkanı Sebahat Tuncel, yerel seçimler öncesi kadınlara seslenerek, “Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı yerelden kurmanın, faşizme karşı direnişi ve özgürlük alanlarımızı savunmanın zamanıdır” dedi.

BERİVAN ALTAN / MA / İSTANBUL

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Başkanı Sebahat Tuncel, “4 Kasım Darbesi’ni” ve yaklaşan yerel seçimlere ilişkin tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi’nden Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını cevapladı. Tuncel, özellikle kadınlara seslenerek, “Özgürlük alanlarımızı savunma zamanıdır” dedi.

Türkiye’deki rejimin yaşadığı yapısal krizi aşmak için AKP hükümetinin, Türkiye’nin çok kültürlü, kimlikli inançlarının eşit özgür koşullarda güvence altına alan demokratik bir cumhuriyetin inşası yerine tekçi, MHP, Ergenekon ve kimi cemaatlerle yeni bir şer cephesi kurarak, otoriter, faşizan bir yönelimle mevcut rejimi, ulus-devleti yeniden düzenlemeyi tercih ettiğini belirten Sebahat Tuncel, hem içerde hem de dışarıda Kürtlere karşı düşmanlık siyasetini devreye koyduğunu belirtti. Tuncel, Efrîn’in işgali, Güney Kürdistan referandumunun yok sayılması, HDP/DBP’nin kriminalize edilerek, siyasi soykırım operasyonları ile bastırılmaya çalışılması, HDP’ye oy veren milyonların bile tehdit edilmesinin bu yeni durumu çok açık şekilde gösterdiğini söyledi.

Mevcut iktidarın yeni krizi aşma gücü olmadığını ifade eden Tuncel, “Yapılması gereken faşizme karşı en geniş demokrasi ve özgürlük cephesini geliştirmek, halklarımızın ortaya koyduğu özgürlük, adalet ve barış talebini örgütlemektir” dedi.

Kadın öncülüğündeki mücadele eninde sonunda kazanacak’

Kayyum siyasetinin işgal siyasetinin bir parçası olduğunun altını çizen Tuncel, Kürt siyasetine yönelik baskı politikalarında özelikle kadınlar hedef alınmasını şöyle değerlendirdi: “Kadınlar en az beş bin yıllık patriarkal düzene yüzlerce yıllık kapitalist düzene karşı direnmekte, varoluş ve özgürlük mücadelesi yaratmaktadır. Dünya kadın hareketinin deneyimlerini kendi deneyimleri ile birleştiren Kürt kadınları, Rojava başta olmak üzere bulundukları her alanda kadın devrimini geliştirmeye, devrim ve demokrasi mücadelesinin bir parçası olmaya çalışıyorlar. O nedenle de erkek egemen sistemin temsilcilerinin hedefi haline geliyor. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci, faşist AKP- MHP iktidarının da ilk hedefinin kadınlar olması anlaşılırdır. Kadınların öncülük ettiği mücadele eninde sonunda kazanacaktır. Kadınlara yönelik saldırı kadın özgürlük çizgimize, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmamıza yönelik ideolojik saldırıdır.”

AKP’nin baskı ve zulüm politikalarının sonuç vermesinin mümkün olmadığını kaydeden Eş Başkan, devamla “Kürt kadınları bulundukları her alanda özgürlüğü örgütlemeye devam ediyor. Kadınların binlerce yıllık öfkesini örgütleyerek, milyonlarca kadının yüreklerine ektikleri özgürlük tohumları yeşeriyor. Kadınlar her gün sabırla, dirençle, umudu örüyorlar. İşte bu umut biz kadınları mutlaka güzel günlere ulaştıracaktır” diye konuştu.

Faşizme karşı duruşun seçimi

Sebahat Tuncel, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimleri de değerlendirdi. Erdoğan’ın “yeniden kayyum atarız” açıklamalarına istinaden yazar Stefan Zweig’ın ‘Yalanların bacakları kısadır, yolda kalır ve zamanı aşamazlar’ sözleriyle karşılık veren Tuncel, tüm baskı araçları ile kendini güçlü göstermeye çalışan devletin, gerçekte en zayıf dönemini yaşadığını, bu nedenle rakip gördüğü Kürt siyasi hareketini ve dostlarını hedef aldığını söyledi.

Tuncel, AKP’nin ‘ne yaparsanız yapın sonuç değişmeyecek’ şeklinde yarattığı algıya karşı yerel seçimlerde halkı sandığa taşıma ve halkın iradesine sahip çıkma sorumluluğu ile karşı karşıya olduklarını belirtti. Tuncel, “Bu yerel seçim sadece belediye eşbaşkanlıklarının, meclis üyelerinin seçimi değil, faşizme karşı duruşun, kendi kaderimizi kendi ellerimizle belirleme iradesinin seçimi olacak. Bu da Kürt halkının özgürlük yürüyüşüne katkı sunacaktır” dedi.

Kürdistan’da ulusal Batı’da demokratik birlik

Türkiye demokrasi mücadelesi açısından da yerel seçimlerin önemini vurgulayan Tuncel, “Kürdistan’da ulusal birlik, Batıda demokratik birlik perspektifi esas alınırsa güçlü bir sonuç çıkacağına inanıyorum. Sosyal demokrasinin dünya genelinde yaşadığı yapısal sorunlar ve geri gidiş Türkiye’de de yaşanmaktadır. Sosyal demokrasi bugün yaşanan siyasi, ekonomik gelişmelerin sorumlusudur. Aynı zamanda yerel seçimlerde özgürlükçü sol siyasetin pekişmesine de vesile olabilir. Asıl olan, ileri gitmek için daha cesur adımları örme kararlılığı, kendine güvendir” vurgusunda bulundu.

Cinsiyetçi yapı kadın katılımı ile değişir

Yerel siyasette kadının adı yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken DBP Eşbaşkanı Tuncel, DBP’nin eşbaşkanlık sistemi, kota uygulaması dışında kadınlara yerel demokrasi kanallarının kapalı olduğunu söyledi.

Yerel siyasetin kadınların yaşamını daha çok etkilediğini söyleyen Tuncel, kadınlara şu çağrıyı yaptı: “Kent yönetiminin eril cinsiyetçi yapısı ancak kadınların karar alma ve uygulama mekanizmalarına katılmaları ile değiştirilip dönüştürülecektir. O nedenle eşbaşkanlık, eşit temsiliyet kadınlar için özgün-özerk örgütleme perspektifi demokratik bir kent yönetimi açısından olmazsa olmazdır. Erkek egemen sistemin temsilcileri kadınları bu alanın dışında tutmak için her türlü yalana başvurmaktadır. Kadınlar olarak bu gerçeği görmek ve yerel demokrasiye katılmak özlemini duyduğumuz yeni yaşamı kurmak açısından da önemli. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı yerelden kurmanın faşizme karşı direnişi, özgürlük alanlarımızı savunmanın zamanıdır şimdi.”