AKP faşizminin vahşi saldırılarına karşı direniş içinde Kürtler özgürlüğe kanat çırpmaya ve bunun gerçekleştirilmesinin ilk adımı olarak da demokratik öz yönetimlerini inşa etmeye çalışıyorlar. Fakat kültürel soykırım üzerinde şekillenmiş TC devletinin faşist yönetimi olan AKP hükümeti, tüm devlet gücünü harekete geçirip vahşi katliamlar gerçekleştirerek bu kutsal çabayı engellemeye çalışıyor. Faşist polis ve asker terörünü harekete geçirerek Kürdün özgürlük kanatlarını kırmak istiyor. Bunun için de deyim yerindeyse gözü dönmüşçesine saldırıyor.
Bu konuda Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık makamında oturan Ahmet Davutoğlu’nun mantığı benzerdir. Bu mantıkta demokrasinin ve toplumculuğun zerresi bile yoktur. Bu mantık sonuna kadar iktidarcı ve devletçidir. Bu mantığa göre, her şey “Kutsal devlet” içindir. Bu mantık sonuna kadar tekçi, benmerkezci ve tahakkümcüdür. Şiddet araçları dahil her şeyi devlete ait görmekte ve birey ile toplumun devlete kul olmasını istemektedir. Kürtler bunu kabul etmeyip özgür yaşamak istedikleri için de, mevcut AKP hükümeti Kürtlerin katline ferman çıkarmıştır.
Halbuki Kürtler hiç kimsenin tavuğuna “kış” demiyorlar. Kimseden bir şey istemiyor ve kimsenin malına ve canına kastetmiyorlar. İstedikleri sadece onurluca var olmak ve biraz olsun özgür yaşamaktır. Onu da tüm halklarla birlikte, kardeşçe ve yaşamı paylaşarak yapmak istiyorlar. TC’nin zulmünden ve AKP’nin faşist teröründen biraz fırsat bulsalar kendileri için böyle yaşanabilir özgür bir dünya kurmaya çalışacaklar. Öngördükleri demokratik özerklik sistemi işte bunu içeriyor. Demokratik öz yönetim ilanlarını ve mücadelesini işte bunun için geliştiriyorlar.
Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun tekçi, tahakkümcü ve despotik yönetimleri böyle bir dünya kurmalarına izin vermediği için de, TC’nin ve AKP’nin faşist katliam ve terörüne karşı kahramanca direniyorlar. Her gün onlarca şehit ve esir vermeyi göze alarak bu kutsal direnişi kesintisiz olarak yürütüyorlar. Bedeli ne olursa olsun, demokratik özerklik temelinde özgürlüklerini elde etmekte de sonuna kadar kararlı gözüküyorlar. İşte Cizre, Silopi, Nusaybin, Yüksekova, Hakkari, Van, Diyarbakır, Silvan, Varto ve daha birçok kasaba ve şehirdeki mücadele bunu ifade ediyor.
Öz savunma direnişi süreklileşmeli
AKP’nin 24 Temmuz’da başlattığı topyekün özel savaş saldırısına karşı Kürtlerin özgürlük için demokratik öz yönetimi ilan etme ve örme çalışmaları ilk eşiği aşmış bulunuyor. Bu düzey hiç kuşkusuz çok önemlidir ve bir devrim değerindedir. Bu nedenle de asla küçümsenmemeli ve görmezden gelinmemelidir. Fakat gelinen noktanın ve sağlanan kazanımın büyüklüğünü görmekle birlikte, hala AKP saldırılarının ciddi bir tehlike oluşturduğunu ve bu nedenle kritik sürecin devam ettiğini de göz ardı etmemek büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle AKP faşizminin DAİŞ benzeri saldırılarına karşı büyük bir kararlılıkla ve yaratıcı yöntemlerle direnişi devam ettirmek zorunludur. Kim direnişi reddediyor veya zayıflatıyorsa, bilinmelidir ki o karşı taraftandır ve asla dinlenilmeyerek demokratik ulusun dışına atılmalıdır.
AKP faşizminin polis terörüne karşı öz savunma temelindeki direnişi geliştirmek, günümüzde Kürtlerin varlığı ve özgürlüğü açısından hayati öneme sahiptir. Gerilla bir düzeyde direnmektedir ve Kürdistan özgürlük gerillasının performansı yüksek, direnişi fedai çizgisinde ve kahramancadır. Fakat zafer için bu yetmemektedir. Zafer için başta gençler olmak üzere tüm toplumun kütlesel direnişi gerekmektedir. Her köy, mahalle, kasaba ve kentin kendi sivil savunmasını geliştirmesi ve bu temelde direnişi her yerde yürütmesi zorunlu olmaktadır. Demokratik öz yönetim ilanlarıyla böyle bir direniş sürecine girilmiştir ve bunun asla zayıflatılmadan ve sürekli geliştirilerek sürdürülmesi gerekir.
Direnişle birlikte ve direnişi büyütecek temel güç olarak toplumun tüm kesimlerinin örgütlendirilmesi ve demokratik ulus inşasının geliştirilmesi hayati öneme sahiptir. Demokratik öz yönetimin ilan edilmesi elbette önemlidir ama bu yönetimin işlevli ve kalıcı kılınması da bir o kadar önemlidir. Demokratik öz yönetimin işlevli ve kalıcı kılınması demek, toplumu kendi etrafında örgütlemesi ve örgütlü topluma dayanması demektir. Demokratik ulus inşasından kast edilen de işte bu olmaktadır.
Başarı için üç temel ihtiyaç
Bugün Kürtlerin başlattıkları demokratik özerklik devrimini başarıyla yürütebilmeleri ve kalıcı kılabilmeleri için üç temel şeye ihtiyaçları vardır. Birincisi, güvenlik, yani kendilerini ve sistemlerini AKP saldırıları karşısında savunmak. İkincisi, demokratik öz yönetim çalışmalarını bütün Kürdistan’a ve Kürtlerin yaşadıkları her alana yaymak. Üçüncüsü ise demokratik özerkliği derinleştirmek, yani dokuz boyutta demokratik ulus inşasını gerçekleştirmek. Yani demokratik özerklik devrimini yaymak ve derinleştirmek anlamına geliyor.
Güvenlik ve öz savunma üzerinde ve direnişin önemi konusunda bazı temel hususları belirtmeye çalıştık. Demek ki, onunla birlikte devrimin yayılması ve derinleştirilmesi gerekiyor. Aslında en zor olan önemli ölçüde başarılmıştır. Öncü düzeyde demokratik öz yönetim ilanları yapılmıştır. Fakat ilan edilen yerlerle sınırlı kalmamak, demokratik öz yönetim ilanlarını Kürdistan’ın her tarafına yaymak da gereklidir. Ön açıldığı için, bundan sonrası aslında daha kolaydır. Tüm köyler, mahalleler, kasabalar ve kentler adeta demokratik yarış içinde kendilerini özgürlüğe kavuşturacak olan demokratik öz yönetim ilan ve inşalarını geliştirmelidirler.
Tüm bunlar içinde en önemli ve de en heyecan verici olan ise toplumu örgütlemek, yani toplum yaşamının tüm boyutlarında demokratik ulus inşasını gerçekleştirmektir. Birincisi, ilan edilen demokratik öz yönetimler gerçekten de nitelik ve nicelik bakımından toplumu yöneten gerçek güçler haline gelebilmelidir. Yoksa adı olan ama kendisi olmayan ve herhangi bir etkisi bulunmayan yapılar olmamalıdır. Demokratik öz yönetimlerin bu düzeye çıkarılması ve AKP faşizmine karşı toplumun iradesi olarak kendini ortaya koyması gerekir.
İkinci olarak, demokratik öz yönetimler meclislere dayanmalı ve halkın iradesini somutlaştırdığı meclislerin karar düzeyini hayata geçirmelidir. Bunun için her yerde halk meclisleri örgütlemek, demokratik seçimle meclisleri belirlemek ve demokratik bir karar gücü olarak işletmek hayati öneme sahiptir. Görevi meclisten almayan, halkın iradesi olan meclis kararını uygulamayan ve halk meclisine hesap vermeyen bir güç demokratik öz yönetim olamaz. Bu hususa da bu temelde dikkat etmek gerekli ve önemlidir.
Üçüncü olarak da, tüm yaşam boyutlarında toplumun örgütlendirilmesi ve demokratik öz yönetimlerin örgütlü topluma dayanmasıdır. Bunun güvenliğini, yani savunmasını belirttik. Toplumun yaşamı için ekonomik boyutun örgütlendirilmesi önemlidir. Ancak bunu şimdilik mücadele eden toplumun yaşam ihtiyaçlarını karşılama düzeyinde ele almak, ortak yaşam fonları oluşturarak yaşam ihtiyaçlarını bu temelde karşılamak uygun ve yeterlidir. Özellikle gücü olanların mücadeleye bir de bu fonlara destek vererek katılması önem taşımaktadır.
Tarihi görevler için aktif mücadele
Diğer boyutlar daha kolay ve pratik örgütlenebilir. Toplum içi sorunları çözecek bir adalet ve ahlak komisyonu rahatlıkla örgütlenebilir ve hızla işlevsel ve yeterli hale gelebilir. Yine sağlık sorunlarının çözümü için sağlık evleri örgütlenebilir. Yeni eğitim yılı açılıyor ki, bu konuda çok daha etkili ve yaratıcı olmak gerekiyor. Mevcut boykotu güçlü yürütmek, ancak sadece bu boykotla yetinmeyerek eğitim alanında yaratıcı yöntemler uygulamak şarttır. Kısaca başkasından istemeden ve beklemeden, yine biz bunları bilmiyoruz ve yapamıyoruz demeden tarihin emrettiği bu görevleri şevkle yapmak gerekir.
İşte bu noktada kendine güven ve iddia önemlidir. Bunları kendinde yaratamayan bazılarının sıvışması moral bozucu olmamalıdır. Devrim anları yaratıcı ve netleştirici anlardır. Turnusol kağıdı gibi, herkesin renginin nasıl olduğunu ortaya koyar. Bazı renksizler ve yanardönerler böyle ortamlarda kirişi kırıp kaybolabilirler. Böylelerinin normal zamanlarda da zaten yük olmaktan öteye fazla bir katkıları olmaz. Böylelerini iyi tanımak, kaçıp gitmelerinden olumsuz etkilenmemek, dahası bu tür ihanetleri doğru tanımlayarak onlara karşı aktif mücadele etmek de başarı için önemlidir.
Kısaca tarihin yapıldığı ve yazıldığı tarihi günlerden geçiyoruz. Faşist zulüm de, demokratik direniş de kendini yalın bir biçimde ortaya koyuyor. Hain de, yanardöner ortayolcu da, yiğit militan da çıplak bir biçimde açığa çıkıyor. Bunları doğru anlamak ve yaşamı hakkıyla yürütmek gerekiyor. Geleceği yaratanların böyleleri olacağından asla kuşku duymadan günün görevlerini sahiplenmek ve başarıyla yürütmek tarihi önem taşıyor