Ali Doğan, 20 Haziran’da Bakanlar Kurulu’na hitaben bir dilekçe vererek Dersim katliamında yakınlarının öldürülmesi ve kendisinin de süngüyle yaralanması nedeniyle hükümetin resmen özür dilemesini istedi. Ancak bu dilekçeye, 60 günlük yasal süre içinde yanıt verilmedi. Bunun üzerine Doğan’ın avukatı Barış Yıldırım, yanıt verilmemesinin “örtülü ret” anlamına geldiğini belirterek daha önce emsali görülmeyen bir dava açtı. Yıldırım, Başbakanlık aleyhine açtığı davada, zımni ret işleminin iptal edilmesini istedi.

Özür, iade-i itibar, anma töreni
Yıldırım, böylece zımni olarak reddedilen şu taleplerinin yerine getirilmesini istedi:
-  Ali Doğan’dan özür dilenmesi ve özrün kamuoyuyla paylaşılması.
- Dersim 1937/38 sürecine dair hakikatin tamamının kamuoyuyla paylaşılması.
- Doğan’ın ve yakınlarının onurları, itibarları ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılması.
- Dersim 1937/38 süreci ve sonrasında meydana gelen hadiselerle ilgili sorumlulukların kabulünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde kamuoyundan özür dilenmesi.
- Başvurucunun öldürülen yakınları için anma törenleri düzenlenmesi.
- Dersim 1937/38 sürecinde meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımının uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitimi ve çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmesi.
- İhlallerin bir daha tekrar edilmeyeceğine dair garanti verilmesi.

BM sözleşmesi
Yıldırım, talebine dayanak olarak Anayasa ve ulusal mevzuatın yanı sıra Birleşmiş Milletler Antlaşması, Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Savaş Suçlarının ve İnsanlığa Karşı Suçların Zamanaşımına Uğramaması Sözleşmesi ile AİHM’in emsal kararlarını gösterdi.
Yıldırım, ayrıca BM Ağır Uluslararası İnsan Hakları Hukuku İhlâlleri ve Ciddi Uluslararası İnsancıl Hukuk İhlâlleri Mağdurlarının Çözüm ve Tazminat Hakkına Dair Temel Prensipler ve Kuralların 9. maddesinde “hakikatin tamamının kamuoyuyla paylaşılması, sorumlulukların kabülünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde kamuoyundan özür dilenmesi, anma törenleri düzenlenmesi ve bu tür olaylaran gerçekleştirilmemesi” yönünde hükümler olduğunu ve bu hükümlerin Türkiye için bağlayıcı olduğunu hatırlattı.

Belgeler ve Başbakan'ın sözleri

Yıldırım, Devlet arşivinden çıkan bazı belgelerin yanı sıra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dersim katliamına ilişkin açıklamalarını da deliller arasında gösterdi. Yıldırım, Başbakan’ın açıklamalarına dayanarak “Hukukun evrensel ilkeleri gereğince maruf ve meşhur vakıaların ispatına gerek de yoktur. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde de düzenlendiği üzere ‘Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakalar çekişmeli sayılmaz.’ 1937/38 yıllarında binlerce kişinin keyfi olarak hukuksuzca öldürüldüğü ve sürüldüğü v.s. maruf ve meşhur olan bir vakıadır” ifadelerini kullandı.

DERSİM