Kürdistan Kadın Özgürlüğü Partisi (Partiya Azadiya Jinên Kurdistan-PAJK) Koordinasyonu, 1974 yılında Irak Saddam rejiminin idam ettiği Leyla Qasim'ın, Türk ordusunun 1992 yılında katlettiği Hozan Mizgîn'in (Gurbet Aydın) ve İran rejiminin idam ettiği Şîrîn Elemhulî’nin yaşamını yitirişlerinin yıldönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı.
Leyla Qasim direnişin tohumlarını ekti
Her üç kadın kahramanın, kader diye belletilen yitikliğe karşı direnişin zılgıtlarını yükselttiği kaydedilen açıklamada, Leyla Qasim için şu ifadeler kullanıldı: “Leyla Qasim'ın bir Kürt kadını olarak silahını kuşanıp kendi halkını ve topraklarını savunmaya girişmesi, Kürdistan kadınları için büyük bir mücadele mirası olmuştur. Kavgasıyla, mücadele direnciyle, düşmanına karşı bilenmiş kiniyle Kürt kadınlarına umut kaynağı olduğu gibi, kadınların da kavgada kendilerini ifade edebileceklerini, kendi toprakları ve özgürlüklerini kazanmak için mücadele edebileceklerini göstererek, yüreklere direnişin tohumlarını ekmiştir. Leyla Qasimların ardılları daha sonrasında PKK ve PAJK çizgisinde Viyan Soranlar, Destina Qendîller olarak devam ederek, kesintisiz bir mücadele esası olmuştur.”
Sanatçı, komutan, halk öncüsü
Açıklamada, Hozan Mizgîn'in de PKK içerisindeki kadının komutanlaşma düzeyinin, hakikat yürüyüşündeki inancın ve direncin ifadesi olduğu belirtilerek, ”Mizgîn arkadaş, direnişini her adımında ezgili bir çağrıya dönüştürmüş, gerillaların halaylarında, kavgalarında, özgürlük yürüyüşünde ritim olmuş, güç, umut ve inanç olmuştur. Kendini yetiştirmiş ve var etmiş bir kadının katılımı ve duruşuyla PKK içerisinde neler yapabileceğini, ne kadar büyük bir güç kaynağı haline gelebileceğini herkese kanıtlamıştır. Bir de bir kadının mücadeleye inandığı zaman, kavgaya büyük bir tutkuyla sarıldığında kendisini çok yönlü yaratabileceğini ve mücadeleyi bütün renkleriyle hakikatle buluşturabileceğini göstermiştir. Böylece bir kadın gerilla olarak hem sanatla kavgasını bütünleştirmiş hem de komutanlaşarak kavgayı büyütmüştür. Çünkü Mizgin arkadaş hem bir sanatçı, hem bir komutan-savaşçı hem de bir halk öncüsüydü” denildi.
Direnişleri güç veriyor
Şîrîn Elemhulî'nin ise Leyla Qasimlardan aldığı direniş mesajıyla kendi ayaklarıyla idam sehpasını iteklediği, Rojhilatlı kadının özgürlük aşkını parmaklıklar ardından dünyaya duyurduğu ifade edildi.
Her üç devrimci kadının da direnişlerini hakikatle bütünleştirerek özgürlük ateşini harlandırdığı belirtilen açıklamanın sonunda ise şu ifadeler yer aldı: “Leyla Qasimlar, Mizgîn ve Şîrîn arkadaşlar tellerle birbirinden ayrılmış dört parça Kürdistan’ı mücadele azmiyle bütünleştirmişlerdir. PAJK gerillaları olarak onların yüreklerinde büyüttükleri hakikat tutkularını gerçekleştireceğimizi belirtiyoruz. Onların türkülü direniş ritimleri her an kavgamızda bize umut, inanç ve güç olacaktır.“
ANF/BEHDÎNAN
'Direnişi yeni nesillerde can buldu'
Zîlan Pencewîn, Leyla Qasim'ın direniş bayrağını devralarak sembolleşen Viyan Soran'dan etkilenip PKK'ye katılan bir gerilla. Leyla Qasim'ı bir çizgi olarak görüyor. "Benim için Zîlan, Bêrîtan ve Vîyan nasılsa Leyla Qasim'da öyledir" diyor.
Güney Kürdistan'ın feodal toplum yapısından kaynaklı kadınların küçük düşürüldüğünü, kadının kendine karşı güvensizleştiğini, iradesinin kırıldığını belirten Pencewîn, böyle bir ortamda yaşayan Qasim'ın köleliği kabul etmeyen çıkışının devrimsel bir anlam taşıdığını ifade ediyor.
Bugün binlerce Kürt kadınının, sembolleşen direnişçi kadınların izinde yürüdüğüne dikkat çeken Pencewîn, derin köleliği yaşayan Güney Kürdistan kadınına şu çağrıyı yapıyor: "Herkesten önce onların direniş saflarına katılması, özgürlük için en büyük adımı onların atması gerekir. Kadın özgürlüğü onlar için yaşamsal bir ihtiyaçtır. Her Kürt kadını kölelik zincirlerinden kurtulana kadar başkaldırmalıdır."