
Başbakan Erdoğan, beklendiği gibi dün büyükü bir şatafatla 'demokratikleşme paketi'ni paketini açıkladı. Başbakanlık'taki açıklamaya, Kürt basını ile sol muhalif basın alınmadı. Kabinenin tamamı hazır bulunurken, gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleri ile Ankara temsilcileri görevi üstlendi. Açıklama, TRT ve AA marifetiyle başka dillere de tercüme edildi. Erdoğan, açıklamasının 45 dakikalık bölümünü, paketin izahına ayırdı; geçmiş Türkiye tablosunu kendince eleyerek tarif etti. Erdoğan, teşekkür, anma, şehit edebiyatı ve övünmeyle dolu hamasetin ardından şu hususun altını özellikle çizmek istedi: "Bugün açıklayacağımız demokratikleşme paketi, bir ilk değildir, bir son da olmayacaktır… Açıklayacağımız paket, elbette Türkiye’yi bütün prangalarından kurtaracak, bütün tortuları temizleyecek bir paket değildir; ancak, bu istikamette, bu hedef doğrultusunda çok önemli bir aşamadır, nihai hedefe ulaşmak için de çok önemli bir eşik noktası olacaktır."
Türkiye'nin artık geri döndürülemez biçimde demokrasi istikametinde ilerlediğini; paketin, işte bu ilerleyişin çok mühim, tarihi bir aşaması olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bundan sonra da hak ve özgürlük talepleri olacaktır, bundan sonra da demokrasimizin daha da derinleştirilmesi için tartışmalar yaşanacaktır. Esas olan, hak ve özgürlük taleplerinin, altını çiziyorum, siyasi bir zeminde, demokratik bir kültürle dile getirilebiliyor ve muhatap bulabiliyor olmasıdır. Esas olan, hak ve özgürlük taleplerinin, şiddetin, silahın dışlandığı bir ortamda, siyasetin meşru araçlarıyla dillendirilmesi ve mücadelenin de siyasi zeminde verilmesidir. Hiçbir silah, hiçbir şiddet gösterisi, meşru-demokratik bir hak talebinin yerini tutamaz, onun kadar güçlü olamaz" dedi.
Referansları bunlarmış
Türk Başbakan, parti programları, 2023 Siyasi Vizyon belgesi, seçim beyannameleri, Hükümet programları, kongrelerde açıkladıkları yol haritaları; evrensel hak ve özgürlükler, altına imza attıkları uluslararası anlaşma ve şartlar; Avrupa Birliği Müktesebatı; çalıştaylar, hazırlanan raporlar, Akil İnsanlar Heyeti’nin çalışmalarını referans aldıklarını belirterek, içeriğine geçti.
Türk Başbakan Erdoğan, pakette yer alan bazı hususların yasal düzenleme, bir kısmının idari düzenleme (Bakanlar Kurulu Kararı, Yönetmelik Değişikliği, Genelge) gerektireceğini kaydederek, şöyle devam etti:
Yasal düzenleme gerektirenler
* Seçim sisteminin değiştirilmesi: 3 alternatif tartışmaya açılıyor;
1- Mevcut sistemle, yani yüzde 10 barajıyla devam.
2- Barajı yüzde 5’e çekip, 5’li gruplandırmayla Daraltılmış Bölge Seçim Sistemi.
3- Üçüncü seçenek olarak da, ülke barajını tamamen kaldırarak, Dar Bölge Seçim Sistemi…
* Siyasi partilere devlet yardımı: Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1’inci maddesini değiştiriyor, devlet yardımı için yüzde 7 olan mevcut oranı yüzde 3’e çekiyor.
* Teşkilatlanma: Siyasi Partiler Kanunu’nun 20’inci Maddesi değişiyor
* Eşbaşkanlığın önü açılıyor: Seçim Kanunu’nun 15’inci Maddesi’ne bir ek yapıyor, eşbaşkanlığa olanak tanınıyor.
* Siyasi Partiler Kanunu’nun 11’inci maddesinde değişiklikle, oy verme hakkına sahip olan herkes üye de olabilir.
* 298 Sayılı Kanunu’nun ilgili maddesini değiştirerek, siyasi parti ve adaylar tarafından yapılacak her türlü propagandada Türkçe’nin yanında farklı dil ve lehçelerin de kullanılabilmesini mümkün hale getiriyor. Siyasi Partiler Kanunu’nun 43’üncü Maddesindeki kısıtlayıcı hükmü kaldırıyor, ön seçimlerde de Türkçe’den başka bir dil ya da lehçeyle propaganda imkanını tüm partilere sağlıyor.
* Nefret suçları: Nefret saikiyle işlenmesi durumunda belirli suçların cezaları arttırılıyor. Belirli suçlar, kişinin, dili, ırkı, milliyeti, rengi, cinsiyeti, engelliliği, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini veya mezhebi nedeniyle işlenirse, cezası daha da ağırlaşacak.
* Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu kuruluyor.
* Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesi de ceza kapsamına alınıyor.
* TCK'da belirli harflerin kullanılmasından dolayı var olan cezai müeyyide kaldırılıyor.
* 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanunda değişiklikler: Toplantının yer ve güzergahının belirlenmesine Mülki Amir, ilgili Sivil Toplum Örgütlerinin görüşlerini almak suretiyle, nihai kararını verecek. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin süreleri uzatılıyor. Mevcut durumda, Hükümet Komiseri tarafından üstlenen yükümlülükler, artık Düzenleme Kurulları tarafından yerine getirilecek.
* Özel okullarda farklı dillerde eğitim: Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi mümkün hale getiriliyor. Özel Eğitim Kurumları Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere, farklı dil ve lehçelerde özel öğretim kurumu açılabilecek.
Bu kurumlarda eğitim ve öğretimin yapılacağı dil ve lehçeler Bakanlar Kurulu’nca tespit edilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı, bu tür kurumların açılmasına ve denetimine ilişkin esasları çıkaracağı bir yönetmelikle düzenleyecek. Programlar, Kanun’da yer aldığı gibi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek. Yine mevcut Kanun’da yer aldığı gibi, bu okullarda da belli dersler Türkçe olacak.
* Köy isimlerinin iadesi: 1949 tarihli İl İdaresi Kanunu’nun 2’nci maddesinde yer alan ve dayatma içeren ibareyi kaldırarak, köylerin 1980’lere kadar kullandıkları tarihi isimlerini yeniden almasını mümkün hale getiriyor. İl ve İlçe isimlerinin değiştirilmesi için mevcut kanun hükmünce yasal düzenleme gerekiyor. İl ve İlçe isimlerinin değiştirilmesi yönünde talepleri Hükümet dikkate alacak.
* Nevşehir Üniversitesi'nin ismi Hacı Bektaş Veli olarak değiştiriliyor.
* Kişisel verilerin korunmasına yasal güvence getiriliyor.
* Yardım toplamada kısıtlamalar kaldırılıyor.
İdari düzenleme gerektirenler
* Kamu kurumlarında başörtüsü yasağı sone eriyor. Resmi elbise giymek zorunda olan, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet, Yargıda Hakim ve Savcılar bunun dışında tutuluyor.
* İlkokullarda öğrenci andı kaldırılıyor.
* Mor Gabriel Manastırı'na ait arazi vakfına devrediliyor.
* Roman Dil ve Kültür Enstitüsü kuruluyor.
Paket sansürle başladı
TGC, ‘demokratikleşme paketi’nin açıklandığı toplantıda bazı gazete ve televizyonlara akreditasyon engeli getirilmesine tepki göstererek uygulamayı “demokrasi ayıbı“ olarak değerlendirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Toplumsal barışı getireceği belirtilen demokrasi paketinin basına akreditasyonla açıklanması geleceğe dair ne yazık ki umut vermiyor. ‘Demokratikleşme paketi’nin Evrensel, Birgün, Özgür Gündem, Aydınlık, Sözcü, Sol ve Yeniçağ gazeteleri ile Halk TV, Hayat TV, İMC TV’ye akreditasyon ve sansürle başlaması demokrasi adına büyük bir ayıptır. Halka açık, şeffaf biçimde tartışılarak hazırlanmamış paket, yine halkın haber alma hakkını ihlal eden demokrasi dışı bir tavırla sansürlü bir şekilde açıklandı. İktidarın her fırsatta akreditasyona başvurması, gazete ve televizyonlar arasında ‘benden olanlar’ ve ‘olmayanlar’ gibi bir ayrım yapması kabul edilemez” dedi. Açıklamada, “Bugün birçok gazeteci cezaevindeyken nasıl bir demokratikleşmeden söz edebiliriz” diye sordu.
ANKARA