
Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, ''3. Yargı Paketi'' olarak bilinen yasal düzenleme doğrultusunda, Bahçelievler Katliamı davasının hükümlülerinden Bünyamin Adanalı ve Ünal Osmanağaoğlu hakkındaki cezanın infazının durdurulmasına karar verdi.
''6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun''un yürürlüğe girmesinin ardından, halen cezaevinde hükümlü olarak bulunan Adanalı ve Osmanağaoğlu'nun avukatları, müvekkilleri hakkındaki cezanın infazının durdurulması için Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurdu. Başvuruyla ilgili duruşmaya Adanalı'nın avukatı Yalçın Kasaroğlu, Osmanağaoğlu'nun avukatı Mustafa Ekinci ile bütün müştekilerin avukatları Nezahat Gündoğmuş ve Erşen Sansal katıldı.
Yasa lehte uygulansın talebi
Kasaroğlu ve Ekinci, müvekkillerinin 14 yıldır cezaevinde bulunduklarını belirterek, 6352 sayılı Yasa'nın lehe hükümlerinden yararlandırılmalarını istedi. Avukat Ekinci, müvekkilinin Bahçelievler Katliamı davasında 7 kez idam cezasına çarptırıldığını belirterek, ''oysa benzer davalarda 7 kişi ölürken, bir tek cezaya hükmedildiğini'' söyledi. ''Öcalan bile tek bir ceza aldı'' diyen Ekinci, ''Bu yasal düzenlemenin bu dosya için çıkarıldığı doğru. Bu haksızlığın giderilmesi için 6352 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi konuldu. Bu doğrultuda infazın durdurulmasına karar verilmesini istiyoruz'' diye konuştu.
Avukatlar itiraz etti
Müşteki avukatlarından Sansal ise önce 7'şer kez idam cezasına çarptırılan sanıklar hakkındaki cezanın, 2002'de çıkan ve lehlerine olan 4771 sayılı Yasa'ya uyarlandığını ve cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildiğini anlattı. Sansal, bir kez lehlerine uyarlama yapıldığı gerekçesiyle, sanıkların yeni düzenlemeden yararlanamayacağını vurguladı.
Anayasa Mahkemesi talebi
6352 sayılı Yasa'nın, belli suçlarla ilgili tarih sınırlaması getirdiğini ifade ederek, bunun Anayasa'daki ''Mahkemelerin teminatı'', ''Hakim ve savcıların bağımsızlığı'' ve ''Hukuk devleti'' ilkelerine aykırı olduğunu savunan Sansal, düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını istedi.
Avukat Gündoğmuş da düzenlemenin iptal için Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesini istedi.
Savcı ve Mahkeme anlaştı
Cumhuriyet Savcısı Halil Maçkaya, düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasına katılmadığını belirterek, reddini istedi.
Mahkeme heyeti, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması talebini oy birliğiyle reddederek, duruşmaya devam etti.
Müşteki avukatları, sanıklar hakkındaki infazın ertelenmemesini talep etti.
Savcı Maçkaya, esas hakkındaki görüşünde, sanıkların 12 Eylül 1980 öncesinde 7 kişiyi tasarlayarak öldürdükleri gerekçesiyle 765 sayılı TCK'nın 450. maddesi uyarınca 7 kez idam cezasına çarptırıldıklarını belirtti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildiğini ve ceza infazının buna göre yapıldığını kaydeden Maçkaya, 5 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesinin birinci fıkrasına göre, hükümlüler hakkında lehe olan kanunun belirlenerek, infazın ve hükmün yeniden belirlenmesi gerektiğini belirtti. Maçkaya, sanıklar hakkında 765 sayılı TCK'nın ceza ve infaz hükümlerinin lehlerine olduğunu bildirerek, buna göre yeniden ceza ve infaz durumunun incelenmesini, infazın devamının ileride mağduriyetlerine neden olabileceği gerekçesiyle de öncelikle infazlarının durdurulmasına karar verilmesini istedi. Sanık avukatları da savcının görüşüne katıldıklarını bildirdi.
Mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki cezaların infazlarının durdurulmasına karar verildiğini açıklayarak, duruşmaya son verdi.
Her ölüm için 2 yıl
Müşteki avukatlarından Sansal, duruşma çıkışında kararla ilgili, ''7 kişiyi öldürdüler. Her bir kişi için yaklaşık 2 yıl cezaevinde kaldılar'' dedi.
Adanalı ve Osmanoğlu yatmakta oldukları Çanakkale Cezaevi'nden tahliye edilecek.
Faşist affı
Kapatılan Türkiye İşçi Partisi'ne üye 7 öğrenci, Ankara'nın Bahçelievler semtinde 9 Ekim 1978'de öldürülmüştü.
Kararı değerlendiren Devrimci 78'liler Ankara Şube Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Özentürk, kararın kendilerine 12 Eylül ile hesaplaşacağını hedefleyenlerin nasıl hesaplaştığını gösterdiğini söyledi. Özentürk şöyle konuştu: "Bu üçüncü yargı paketini biz 'faşist affı' olarak değerlendirdik çünkü bir çok katliam davasında, gazetecilerin, sendikacıların, aydınların, demokratların davaları zaman aşımı ile düşürüldü. Bu karar bize 12 Eylül ile hesaplaşacağını hedefleyenlerin nasıl hesaplaşacağını gösterdi. Biz federasyon olarak, 12 Eylül'ün tüm sonuçlarını ortadan kaldıracak bir madde istedik ancak onlar yargı paketi adı altıda katliam sanıklarının salıverilmesini sağladı. Bu vicdan yaralayan bir karar olmuştur. Biliyorsunuz, federasyona bağlı üyelerimiz Deniz Gezmiş'i, Mahir Çayan'ı andığı için haklarında davalar açılıyor. Bizleri tekrar içeri atmaya çalışırken, bu insanları serbest bırakmaları manidar."
Bahçelievler Katliamı
9 Ekim 1978 tarihinde meydana gelen olayda 7 Türkiye İşçi Parti’li öğrenci Ankara’nın Bahçelievler semtindeki evleri basılarak öldürüldü. Bahçelievler Katliamı davasından yargılanan, Haluk Kırcı, Ünal Osmanağaoğlu, Bünyamin Adanalı, 7’şer kez ölüm cezasına mahkûm edilmişler, ölüm cezalarının kaldırılması üzerine bu cezaları ağırlaştırılmış ömür boyu hapse çevrilmişti. Sanıklardan Ercüment Gedikli ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, diğer sanıklar Mahmut Korkmaz, Duran Demirkıran ve Ömer Yavuz Hacıömeroğlu ise çeşitli cezalara mahkûm edilmişlerdi. Sanık İbrahim Çiftçi ise, Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ün öldürülmesi olayından, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde 4 kez ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra beraat etmiş, bu beraat kararına paralel olarak ‘Bahçelievler Katliamı’ davasında da beraat etmişti.
ANKARA
Vekil Ayhan’a da ret
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘KCK davası’ndan tutuklu yargılanan BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan’ın avukatının, ‘’3. Yargı Paketi’’ kapsamındaki tahliye talebini reddetti. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi geçen hafta da BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın talebini reddetmişti.
Sarıyıldız kepenk kapattırmış
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, kararında, Sarıyıldız’ın ‘’terör örgütünün çağrısı doğrultusunda 5 ayrı eylemi organize ettiği, eyleme katılımı sağlamak amacıyla esnaftan kepenk kapatmayı istediği’’ iddiasıyla hakkında TCK’nin ‘’Terör örgütü üyesi olmak’’ suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığını hatırlatarak, şu ifadelere yer vermişti: ‘’Dosyadaki olay ve fotoğraf tespit tutanaklarına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığı, suçun CMK 100/3. maddesinde yer alan katalog suçlardan olması, kaçma şüphesinin bulunması ve bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlamayacağı göz önüne alınarak, tahliye talebinin reddine karar verilmiştir.’’
Cumhuriyet savcısı da mahkemeye sunduğu mütalaasında, ‘’dosya kapsamına göre adli kontrol kararı verilmesi gerekli olmadığından talebin reddine karar verilmesini’’ istemişti.
Saygısızlığın daniskası
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, ''Milletvekillerinin tutuklu yargılanmalarını savunmak, milli iradeye saygısızlığın daniskasıdır'' dedi.
Öztürk, partisinin Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ile düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, ''3. yargı paketi ve tutuklu milletvekilleri'' konusunda, gazetelerde yer alan açıklamalarını değerlendirdi.
Öztürk, Bozdağ'ın, ''Tutuklama ve tahliye kararı tamamen mahkemelerin takdirinde'' açıklamasını yaparken, Yakut'un, ''Anayasa değişikliği gerçekleşemeden tutuklu milletvekillerinin tahliyelerinin zor olacağı'' yönünde değerlendirmede bulunduğunu ifade etti. ''İki tartışma aynı zamanda, bu iki büyük Türk hukukçusunun, hukukun 'h' harfini bilmediklerinin somut göstergesidir'' diyen Öztürk, şöyle devam etti: ''Tutuklamanın hangi koşullarda olacağı yasada açıkça yazılır. Tutuklama keyfi olarak yapılamaz. Mahkemelerin hukuk ve yasa kurallarının dışına çıkarak keyfi davranma hakları ve yetkileri yoktur. Hukukta usul kuralları keyfiliği önlemek için kurulmuştur. Mahkemeler, yasadaki kurallara uyar. Bu nedenle, sayın büyük Türk hukukçularının, 'Bu konuda takdir yetkisi mahkemelerindir. Hakimler ister bırakır ister bırakmaz' gibi değerlendirmelerinin hukuki anlamı yoktur. Sadık Yakut'un açıklaması hayret vericidir. Milletvekillerinin tutuklama nedeni olarak Anayasa'nın 14. maddesini gösteriyor. 'Bu madde kalkmadıkça tahliye zor' diyor. Sayın Yakut, CMK'yı hiç okumamış. Tutuklamanın geçici tedbir olduğunu bilmiyor. Başkanvekili olduğu TBMM'nin 8 milletvekilinin tutuklu olmasını nasıl içine sindiriyor. Milletvekillerinin tutuklu yargılanmalarını savunmak, milli iradeye saygısızlığın daniskasıdır. Artık Sayın Yakut'un TBMM Başkanvekili olarak kalması mümkün değildir. Sayın Yakut, TBMM Başkanvekilliği'nden derhal istifa etmelidir.''
BDP: Namuslu olsunlar
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da dün Meclis'te düzenlediği basın toplantısının ardından bir gazetecinin, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un ''3. yargı paketiyle getirilen adli kontrol sisteminin, tutuklu milletvekillerinin tahliyesine yetmeyeceğini'' ifade ettiğini aktarması üzerine, ''Kendi çıkardıkları yasalara karşı dürüst ve namuslu dursunlar, çıkardıkları yasaların arkasında dursunlar'' dedi. Kaplan, "Ceza hukukunda evrensel kurallar vardır. Onun için usul kanunları takdiri değil, kanunidir, emredicidir. Onun için Sayın Bozdağ'ın yaptığı açıklamalar saçma sapandır, hukuk misyonu olan en sıradan insanın bile tepki göstereceği şeyler. Hukuk devletlerinde ceza kuralları lehe işler" diye konuştu. "Buşra Ersanlı ile ilgili açıklamaları ibretle okuyoruz" diyen Kaplan, "Davutoğlu diyor ki o terörist değil, İçişleri Bakanı da o teröristtir diyor. Al birini vur bir diğerine. Aynı hükümetin iki üyesi" dedi.