Kürdistan’da önemli gelişmeler oluyor. Sıcak bir yazı birlikte yaşıyoruz.

15 Ağustos Atılımı’nın 29.yılı Kürdistan’ın her tarafında kutlandı. Hız kesmeden kutlanmaya devam ediyor. 29 sene öncesine gidiyorum. 15 Ağustos Atılımı’nı yabancı basın ve ajanslardan okumuştum.
TRT ve Türk basını Eruh ve Şemdinli baskınlarını iki gün sonra duyurmuştu. Netekim Evren “Kırksekiz saat içerisinde bitecekler” demişti. Aradan 29 yıl geçti, halen bitiremediler.
Dönemin Başbakanı Özal, Göçek’te tatilde iken haberdar olmuştu baskından. Tatilini yarıda kesip Ankara’ya dönmemesi muhalefet tarafından eleştirilmişti. Özal’ın da ilk söylemi “Birkaç çapulcuya pabuç bırakmayız” olmuştu.
Zeki bir politikacı idi. İlerisini iyi görüyordu. Kürt Özgürlük Mücadelesi’yle mücadeleyi en iyi yapan politikacı idi. Köy koruculuğu, OHAL Valiliği, Köy boşaltmalar, faili belli cinayetler hep onun döneminde başlamıştı.
Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin çetin ceviz olduğunu, Kürt sorunu çözülmeden bölgede süper güç olunamayacağını anlayınca, sorunu demokratik yollardan çözmek için girişimler başlattı.
Mam Celal’i 1993’te Şam’a göndermişti. “Söyleyin o deliye ortamı yumuşatsın” diye haber göndermişti.
Girişimlerinden haberdar olan derin devlet, ona girişimlerini yaşamına son verdirerek ödetti. Kendisi ile birlikte hareket eden Eşref Bitlis ve ekibini de çok ustaca ortadan kaldırdılar.
Derin devlet Çankaya’ya iki sefer iktidardan zorla uzaklaştırarak terbiye ettiği Demirel’i getirdi. Demirel onların dediklerini harfiyen yerine getirdi.
Demirel’in kızını da TC’nin modern bir devlet olduğunu göstermek için Başbakanlığa getirdiler. Alınan tedbirler yetmeyince devlet eli ile yetiştirdikleri çeteleri devreye koydular.
15 Ağustos’un 15 yılında Kürt hareketini bitiremediler, ancak ilerlemesini de önlediler.
Öcalan’ı müteffiklerinin yardımları ile Kenya’dan kaçırıp Türkiye’ye getirdiler.
Hareketin başını ele geçirince gövdenin çürüyeceğini sandılar.
Geçmişte hep öyle olmuştu. Yine aynısının olacağını sandılar. Yanıldılar!
Gövde çürümedi, kendisini yenileyerek yoluna devam etti.
Dünya’nın koşulları değişiyordu. Ortadoğu’da taşlar yerinde oynamaya statükocu sistem değişmeye başladı. Kürtler ilkönce ülkelerinin güneyinde kendi kaderlerine hükmetmeye başladılar.
Çürüyeceğini sandıkları gövde Kuzey’de beş yıl sonra yeni bir atılımı başlattı. Üstelik Kürtler süreç içerisinde siyasallaşıp güç olmaya başlamışlardı.
İktidar’da olan AKP iktidarı zorlan bitiremeyeceğini anladığı Kürt sorununu bu sefer sürece yayarak bitirmenin yollarını aradı. Ancak Kürtleri bitiremeyeceğinin anlayan AKP iktidarı kendisini bitirmemek için bu seferde Öcalan’ı bürokratları kanalı ile muhatap almaya başladı.
Müteffikleri de artık kendisine destek olmaktan bıkmışlardı. Onlarda sorunun eski usullerle bitmeyeceğine inanınca sorunun çözümünü AKP iktidarına dayatmaya başladılar.
Sekiz aydan beridir eller tetiklerden çekilmiş durumda. Cenazeler kaldırılmıyor. Diyaloğun yolu açılmış vaziyette.
Kürtler kendi aralarındaki birliği geliştirip, birliklerinin “ulusal kongre”ile taçlandırır, G.Batı’daki kardeşlerini elbirliği ile desteklerlerse yüzyıllık rüyalarını gerçekleştirmiş olacaklardır.
Mazlum Kürt halkı bu güzel rüyayı görmeyi hak etmiştir sanırım.
Tarih iktidar olma hırsına yenilip “Ulusal Kongre”nin gerçekleşmesine engel olanları, kardeşlerine ama’sız yardımını esirgeyenleri, kendi iktidarını Kürdün kurtuluşunun önüne koyanlardan iyi olarak bahsetmeyecektir.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 19 Ağustos 1992 tarihinde gerillalar Şırnak’ı bastı provokasyonu sonucunda devlet güçleri Şırnak’ı bombaladı, onlarca Kürt sivili yaşamını yitirdi.
* 20 Ağustos 2000 tarihinde Rahman (Doğu Şen) Kürdistan’ın Güney’inde şehit oldu.
* 23 Ağustos 1969 tarihinde Dersim’de Pir Sultan Abdal piyesinin oynatılmasının engelenmesi sonucunda meydan gelen olaylarda M.Ali Kalan polisler tarafından öldürüldü.