İsviçre Gündemi
Avrupa’nın ortasında yer alan ve "Avrupa Adası" olarak da tanımlanan İsviçre, Paris Katliamı'yla sarsıldı. Almanya, İtalya, Avusturya ve Fransa'yla sınırı olan ülkede, DAİŞ saldırıları sağcı ve ırkçı partilerin söylemlerine zemin hazırladı.
Göçmen kotası, suç işleyen yabancıların derhal sınırdışı edilmesi, camilerin yasaklanması, başörtüsü yasağı gibi konuları gündeme getiren ve halktan büyük destek alarak seçimlerden zaferle çıkan sağ partiler, saldırıların söz konusu söylemlerine haklılık kazandırdığını belirtiyor.
İsviçre basını Paris saldırıları sonrası "Paris’te korku", "Paris ateş içinde", "Fransa başkentinde kan banyosu", "Paris’de terör gecesi", "Paris'te savaş sahneleri", "Paris saldırısında düzinelerce ölü" ve "Paris’te terör dalgası" manşetleriyle çıktı. Birçok ülkeyle sınırı bulunan İsviçre halkı, bu manşetlerin de etkisiyle "artık kimse, biz de güvende değiliz" duygusuna kapıldı. DAİŞ’in saldırılarıyla haklı çıktığını ilere süren sağcı partiler, tez elden görüşlerini seslendirmeye başladılar. Ülkeye göçmen akınının engellenmesi, camilerin yasaklanması, yabancıların sınırdışı edilmesi söylemleri arttı. Şimdi bu ırkçı söylemlerin sokağa nasıl yansıyacağı merak ediliyor.
Kürdistanlılar Paris için
sokaklara indi
Defalarca DAİŞ saldırıları için gösteriler yapan, uluslararası dayanışma isteyen Kürdistanlılar, Demokratik Güç Birliği'nin çağrısıyla Paris’te katledilenler için anmalar düzenledi, mum yaktı. İsviçre basını Kürdistanlıların eylemlerine büyük anlam biçti ve sayfalarında, ekranlarında yer verdi. Son gelişmeler Kürtlerin bütün dünya ve insanlığa düşman bir güçle savaştığı algısını güçlendirdi.
İslam çevrelerinin paradoksu
DAİŞ’in Kürtlere yönelik katliamlarına şu ana kadar tepki vermeyen ve bünyesinde DAİŞ'e elemanı çıkaran İsviçre’deki İslami kuruluşlar Paris saldırılarına da tepki vermedi. Söz konusu çevrelerin olaylar yaşandıktan sonra "ayırımcılık" ve "ırkçı" tehdit kaygılarını dillendirmeleri haklı gibi görünse de kamuoyuna inandırıcı gelmedi. İslami kuruluşların DAİŞ terörüne karşı ikircikli tutumu, bu kuruluşlara olan "önyargıların" da güçlenmesine neden oluyor.