
Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde Kürt kadın devrimciler Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbîn) ve Leyla Şaylemez’in (Ronahî) katledildiği olay ikinci yılına giriliyor.
Kürdistani kurumlar, Fransa’nın katliamın üzerinden iki yıl geçmesine karşın, bu olayın arkasındaki güçleri aydınlatma konusundaki zaafiyet ve suskunluğunu protesto edecek.
Fransa Demokratik Kürt Konseyi’nin çağrısıyla bir araya gelen kurumların oluşturduğu tertip komitesi, 9-10 Ocak tarihlerinde düzenlenecek eylemler için hazırlıklarını sürdürüyor.
1 Kasım için Paris’te kurulan Kobanê ile Dayanışma Kolektifi eylemin örgütlenmesinde aktif rol alıyor.
Suskunluk suç ortaklığıdır
Eylem tertip komitesi, özellikle tüm belge ve bulguların katliamın arkasındaki güçleri açık bir biçimde göstermesine karşın Fransız iktidarının ekonomik, siyasal çıkarları nedeniyle olay karşısında suskun kalarak ve aynı zamanda dosyayı zamana yayarak unutturma politikası izlediğini belirtiyor.
Tertip komitesi bu nedenle bu yıl düzenlenen büyük gösterinin ana teması olarak, “Suskunluğunuz suç ortaklığınızdandır” sloganını kullanacak.
‘10 Ocak’ta Paris’te olalım’
Tertip komitesi yaptığı yazılı çağrıda, Avrupa’daki Kürdistanlıları, Kürt dostlarını, aydınları, devrimci ve demokrat tüm kurum, kuruluş ve bireyleri eylem için seferber olmaya çağırdı. Yapılan hazırlıklara göre, katliamın gerçekleştiği 9 Ocak günü Paris Demokratik Kürt Toplum Merkezi önünden çelenklerle aile, avukat ve Kürt kurum temsilcilerinin katılımıyla Kürdistan Enformasyon Bürosu önüne kadar bir yürüyüş gerçekleştirilecek. Saat 11.30’da başlayacak yürüyüşün ardından Enformasyon Bürosu önünde basın toplantısı düzenlenecek.
10 Ocak günü ise Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden binlerce kişinin katılımıyla Gare Du Nord’dan Republique Meydanı’na bir yürüyüş düzenlenecek. Saat 10.00’da başlayacak yürüyüş ardından bir miting de organize ediliyor.
2014’te önemli gelişmeler oldu ama…
Geçtiğimiz yıl katliamın birinci yıldönümünden bir gün sonra katil zanlısı Ömer Güney’in MİT mensuplarıyla yaptığı görüşmenin ses kayıtları açığa çıkmıştı. Cemaat ve Erdoğan iktidarının kapışması ardından medyaya servis edilen ses kayıtlarında MİT’in Paris’te katliam planı ortaya çıkmıştı. Söz konusu kayıtların hemen ardından bu kez MİT mensuplarının imzasını taşıyan bir doküman basına servis edildi. Katil zanlısının Türkiye’ye geliş- gidişleri, MİT’le düzenli telefon trafiği ortadayken aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından katliamın paralel yapı tarafından işlendiğine dair cümleler dökülürken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada bir adım yol alınmış değil. Diğer taraftan katliamın yaşandığı Fransa’da da soruşturma süreci halen devam ediyor.
Fransız İstihbaratı sus pus!
Güney’in MİT bağlantılı olarak cinayeti işlediği iddialarını değerlendiren soruşturma hakimi Jeanne Duye ve Fransız yargısı, ses kaydı ve MİT imzalı belge ardından sözkonusu iddiaları araştırmaya başlamıştı. Katliamda yaşamını yitiren 3 kadın devrimcinin aileleri de belgelerin ortaya çıkması üzerine yargıya başvurmuş, ‘Güney’in cinayeti MİT elemanlarıyla beraber planladığını öne süren belgelerin araştırılmasını ve iddiaların Fransız ve Türk istihbarat birimlerince yanıtlanmasını’ istemişti.
‘Gizlilik örtüsü’ kaldırılmıyor
Aileler, 14 Ocak günü Türk medyasında yayımlanan, ‘Görev emri’ başlıklı, Kasım 2012 tarihli yazılı belgede imzası bulunan dört MİT mensubu hakkında da yakalama emri çıkarılmasını istemiş ama ilgili dosya hakimi söz konusu tutuklama talebini reddetmişti. Hakim Duye, ailelerin dört MİT mensubu hakkında Fransız makamlarına ve ilgili bakanlıklara yazarak, dosya üzerindeki gizlilik ibaresinin kaldırılmasını talep etmişti. Güney MİT ajanı ise ya da MİT ile birlikte hareket etmişse bunun Fransız istihbarat servisi tarafından bilineceği tezinden hareketle Fransız makamlarına talepte bulunan Duye, Fransız istihbaratından Güney, üç Kürt kadın ve Kürdistan Enformasyon Bürosu hakkındaki dosyalardan gizlilik ibaresinin kaldırılarak, bu dosyaların kendilerine gönderilmesini istemişti. Ama bu talep halen karşılanmadı. Fransız istihbaratı neden hala bu bilgileri dosya hakimiyle paylaşmıyor ve neyi gizliyorlar? bu sorular ortada duruyor.
Türk-Fransız işbirliği soruşturmayı engelliyor
Diğer taraftan Fransız dosya hakimi hukuki yollarda tüm yazışmaları yapmasına karşın halen Türkiye’de başlatılan soruşturma kapsamında elde edilen veriler paylaşılmıyor. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve İçişleri Bakanı Manuel Valls, katliamdan hemen sonra yaptıkları açıklamalarda bu cinayetin en kısa zamanda aydınlatılacağını ifade etmişti. Bugüne kadar Fransız yargısının Türkiye’den istediği dosya ve talepler karşılanmamasına karşın Fransız hükümeti, söz konusu talebi siyasi ve ekonomik çıkarları nedeniyle Türkiye ile görüşmekten kaçıyor. Fransız hükümeti ailelerin tüm görüşme taleplerini bugüne kadar yanıtsız bıraktı. Senato’da Adalet Bakanı yargı önünde olan bir dosyanın tarafı yani madurlarıyla görüşmenin hukuken karşı taraf açısından kullanılabileceğini gerekçesiyle doğru olmayacağını ifade etmişti.
2 yıldır aydınlık ve adalet talebi
Kürdistani kurumlar ise son iki yıldır adalet ve aydınlık taleplerini sürekli dile getiriyor. Her Çarşamba başta Paris’te olmak üzere Avrupa’nın değişik kentlerinde adalet ve aydınlık talebiyle eylemler gerçekleştiriliyor. Kürdistani kurumlar ilgili bakanlıklara sayısız görüşme talebi iletilmiş ama bu talepler her defasında yanıtsız bırakılmıştır. Kürdistani kurumlar, katliamın ikinci yıl dönümünde bir türlü bitmeyen bir soruşturma süreci ve katliamın emrini verenlerin çok açık olmasına karşın devletlerin bu durum karşısında aldığı tutumun tamamen oyalama ve zamana yayıp unutturma siyaseti olduğu belirterek ‘suskunluğunuz suç ortaklığınızdandır’ sloganı etrafında yürüyecek.
SELMA AKKAYA/PARİS