Her yazarın kendini huzurlu hissettiği bir kenti vardır. Dostoyevski’nin Petersburg, Joyce’un Dublin, Saint- Simon, Balzac ve Sartre’ın Paris’tir.
Saint-Simon, kuru ekmeğe talim ettiği zamanlarda yazdığı kitabın kopya masraflarını karşılamak için elbiselerini satar ve tek amacı vardır Avrupa’yı buhrandan kurtarmak. Cemil Meriç; çağımızın, yani entelektüel dünyamızın Saint- Simon ile başladığını söylerken haksız değildir.
Saint-Simon’un kendini bilime adadığı yıllarda, dünyanın "küçük general" Napolyon’u tanıdığı yıllarda Balzac dünyaya gözlerini açar ve yirmili yaşlarına bastığında Paris’in yolunu tutar, o da tıpkı S. Simon gibi açlık ve yoksulluk çeker ve yerleştiği çatı katı odasında kuru ekmekten ibaret olan sofrasında tabaklar yerine daireler çizerek o dairelerin içine en seçme en güzel yemeklerin adlarını yazarak meydan okur hayata. Bunlardan dolayı benim için Paris entelektüel ruhun yurdudur, onun için bu ruh sürekli işgale ve katliama maruz kalmıştır. Sartre özgürlüğün yolları üçlemesinin üçüncü kitabı olan "Yıkılış’ta Faşizmin işgali altındaki Paris’te kendi esaretini anlatır, Ehrenburg, faşizmin işgal ettiği Fransa’yı "Paris Düşerken" adlı romanında anlatır. Ne yazık ki, entelektüel dünyanın başkenti olan Paris’in ruhu son IŞİD saldırısı ile bir daha düşürülmeye çalışıldı. Paris’in ruhunu yaratan (S. Simon, Voltaire, Hugo, Balzac, Stendhal, Proust ve Lorca…) o ruhtan beslenen adını saymadığım onlarca düşünür, sanat ve edebiyatçının ruhu İslamcı faşistler tarafından kurşuna dizildi. Kendi adıma ben bu saldırının hiç de tesadüf olmadığını düşünüyorum.
Çünkü tarihin yazılı belleğinden Fransız düşün dünyasını çıkarttığınızda yazılı beleğin ve düşünce dünyasının ne kadar yoksullaşacağını bu katiller gayet iyi biliyordu. Tam da bu sebeple insana ve onun yaratılarına karşı katliam yaptılar.
Daha önce Başbakan Ahmet Davutoğlu (2014) IŞ(İD) için şöyle demişti: "IŞİD dediğimiz yapı radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir; ama oraya katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler vardır. Oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu."
Bunun Türkçesi IŞ(İD’in) tepki sonucu olarak bir araya toplanan bir grup olarak meşrulaştırılmasıdır. Asıl problem olan da bu "öfkeli grubun" kendini sürekli katliamlarla hatırlatması; Diyarbakır, Suruç, Ankara, Beyrut, Mısır ve en son Paris’te yaptığı gibi. Diyarbakır, Suruç ve Ankara Katliamını üstlenmese de yapılan bu altı katliamın hepimize söylediği o da bu psikopat sürüsünün seküler, laik ve çağımızı belirleyen değerlere ve yaşam tarzına karşı olan tutumumuza saldırmasıdır.
IŞ(İD) Paris Katliamından sonra yayımladığı bildirinin satır aralarında bunu söylüyor, Paris sokaklarındaki kafelerde oturanları, konserlere gidenleri ahlaksız olarak nitelendiriyor. İnsanların bundan sonra sadece onların ön gördüğü yaşam tarzını seçmelerini aksi takdirde "bundan sonra insanların markete giderken bile korkmaları gerektiğini" söylemesi de bu değerlere olan düşmanlığın itirafı değil de nedir? Seçilen kentlere (Suruç, Diyarbakır, Ankara, Mısır, Beyrut ve Paris) ve toplumsal kesimlere bakıldığında da bu durum açıkça görülmektedir. Bu altı kentte katliam yapan IŞ(İD); Kürt, Türk, Arap, Rus, Kıpti ve Avrupalı laik ve seküler kimliğe karşı olduğunu bir daha gösteriyor. Tek amaçlarını da heteredoksi olarak tanımladığı dünyayı yok etmeleri.
Bu durum karşısında ise ne yazık ki akıl tutulması yaşayan bir kesim var. Onun için de sürekli öfke ve reaksiyon argümanına sarılıp aklımızla dalga geçiyorlar. Şükür ki Putin gibileri de var, onları bu işin öfkeden ve reaksiyondan ibaret olmadığını bunun arkasında ise ideolojik ve finansal hesaplar olduğunu söylüyor.
Putin geçen hafta; "IŞ(İD)’in, 40 ülkeden finansal destek aldığını ve bu ülkeler arasında G20 üyelerinin" de olduğunu söyledi. Ayrıca IŞ(İD)’in finansman kanallarına ilişkin bilgilere, belgelere sahip olduklarını, IŞ(İD) teröristlerinin yasadışı petrol ticaretinin boyutlarını ortaya koyan, uzaydan ve uçakla çekilen fotoğrafları da meslektaşlarına gösterdiğini söyledi.
Acaba bu G20 ülkeleri hangileri? Yasadışı petrol hangi ülkeye gidiyor? Sanırım bunun için de kâhin olmaya gerek yok.
Son olarak; Ey katiller! Çağımızı başlatan, yoksulluğun içinde kıvranan ve ona rağmen entelektüel dünyayı kuranları asla susturamayacaksınız.