9 Ocak 2013’te Fransa’nın başkenti Paris’te PKK’nin kurucularından Sakine Cansız, KNK üyesi genç diplomat Fidan Doğan ve genç devrimci Leyla Şaylemez alçakça katledilmişlerdi. Katliamın üzerin iki yıl geçti. Katil ya da katiller ile ilgili çok sayıda bilgi ve belge ortaya çıktı. Katliamın ardında Türkiye başta olmak üzere Fransa, Almanya ve değişik devletlerin gizli servisleri, devletler içindeki kirli ilişki ağlarının olduğu ortaya çıktı.
Kuşkusuz katliamın birincil sorumlusu tetikçi olarak tutuklu olan Ömer Güney adlı alçaktı. Ancak Ömer Güney’in Türk devletinin Milli İstihbarat Teşkilatı ve gladio ilişkileri, Fethullahçılarla bağlantıları üzerinde çokça duruldu. PKK, bu katliamı aydınlatmak, sorumlularından hesap sormak için hiç durmadı. PKK’nin özellikle de Kürt toplumunun da öfkesinin hiç azalmadığını insan rahatlıkla görüyor. Bu katliam üzerinden AKP’nin yeni derin devleti, AKP devleti ile “derin devlet-Ergenekon” zemininde buluşan Doğu Perinçek ve onun borazanı olan Aydınlık gazetesi de şimdilerde bu katliam ile ilgili bir dezenformasyona başlamış durumda. Kaç gündür Doğu Perinçek ve ekibi Paris Katliamı’nı Türk devletinin kirli işlerini ulusalcılık zemini üzerinden, sicili bozuk Aydınlık gazetesi üzerinden dillendirip duruyor. Aydınlığın dizi haber anonsuna bakıldığında “PKK içinde çatışma, infaz, Kurmanc-Zaza çelişkisi, Dersim vb.” söylemlerle çapsız bir maniplasyon-dezenformasyon yapılacağı rahatlıkla görülüyor. Keza Aydınlık gazetesinin bu konudaki provokatif yayınlarını yakın tarihte çokça gördük.
Her satırında Kürt ve PKK düşmanlığı yapan Doğu Perinçek ve Aydınlık gazetesi şimdi de Paris Katliamı üzerinden yeni bir psikolojik savaş hamlesi geliştirme uğraşında. 7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde Doğu Perinçek’in neden böylesi bir konuyu psikolojik savaş malzemesi haline getirdiğini sormak birinci soru olarak aklımıza geliyor. İkincisi, Perinçek’in bu süreçte nasıl bir misyonla hareket ettiğine iyi bakmak olacak. Çünkü son birkaç ayda özellikle de 30 Ekim 2014’deki MGK toplantısında Türk devletinin Kürtlere/PKK’ye karşı yeni bir savaş kararı alındığı dönemde ırkçı Doğu Perinçek ile Tayyip Erdoğan ve AKP’nin ortaklaştığını iyi görmek gerekiyor. Erdoğan ve Perinçek’in “HDP’ye barajı aştırmamak”; Rojava/Suriye’de PKK’nin etkinliğini ve gelişmesini kırmak, İran’ın PKK’ye karşı savaşa kışkırtılması ve daha değişik konularda fikir-zikir ve eylem birliği içinde olduğunu geçen birkaç ay içerisinde iyi gördük. Yine Ermeni Soykırımı meselesinde Erdoğan ve Doğu Perinçek’in rol ve misyon ortaklığı oldukça çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.
Doğu Perinçek ile Tayyip Erdoğan’ın ortaklığının Ergenekon-Balyoz ekibi ile AKP’nin uzlaşma yapmasının ardından gelmesi bizi pek şaşırtmıyor. Sonuçta bir elmanın kızıl-ulusalcı faşist yarısını Doğu Perinçekgiller yeşil faşist ulusalcı yanını ise Tayyipgiller oluşturmaktadır. Yani MGK’de yeniden yazılan “kırmızı kitap”ta Türk devletinin PKK’ye/Kürtlere ve devrimci güçlere karşı oluşturulan stratejide özel savaşta kimin hangi rolü oynayacağı da belirlenmiştir. Anlaşılan o ki Doğu Perinçek “çamur politikası”nı kendi örgüt-medya ve ilişkilerinde kullanacak. Tayyip Erdoğan ise AKP havzası içinde bu görevi yerine getirecek. Sonuçta Doğu Perinçek Suriye, İran ziyaretlerinde eski Türk devletinin anti-Kürt ittifağını canlandırma rolüne girmişti. Tayyip Erdoğan ise yeni Türk devletinin anti-Kürt ittifağını geliştirmeye çabalıyor. Birbirine zıt gibi görünse de bu Tayyip Erdoğan ve Doğu Perinçek’in Türk devletinin özel savaş politikasının iki farklı rengi olduğunu biliyoruz. Bunların MGK’de belirlenmiş olabileceğini de... Dikkat edelim, sözde Doğu Perinçek ve ulusalcı asker ekip Tayyip Erdoğan ile kanlı bıçaklıydı!.. Ya da öyle olması gerekiyordu. Ama hiç de öyle değil. Örneğin 1 Mayıs kutlamalarında Perinçekgiller Tayyip’in politikasının ya ortağı ya da yedeğidir. Ermeni meselesinde, Kürt Sorununda, Avrupa Birliği ve daha bir çok noktada Perinçek-Tayyip ortaklığı var. Sadece görüntüde bir birlerinde farklıymış gibiler.
Yani özcesi Türk Özel Savaşı PKK/Kürtler/Devrimciler/Aleviler karşısında yeni bir psikolojik savaş taktiğini yürürlüğe koymuştur. Perinçekgiller Paris Katliamı üzerinden, Tayyip Erdoğan “salam ve sucuk” üzerinden kendilerine karşı tehlikeli gördükleri PKK ve HDP siyasetini güçsüz, kötürüm bırakmak için “çamur atma” yarışına girmişlerdir. Ama bunun nafile bir çaba olduğunu geçmişteki Beyaz Türklerin icraatlarından gördük. Şimdi tepe taklak bir şekilde irtifa kaybeden AKP ve tarihten silinmek üzere olan faşist ulusalcı Doğu Perinçek ekibini bir telaş almış durumdadır.
İşte tam da bütün bu nedenlerle 7 Haziran seçimleri ve özellikle Avrupa’daki seçimler büyük bir önem kazanmaktadır. Herkesin Paris Katliamı’nın; Roboskî’nin, Kobanê ve Şengal’in hesabını daha güçlü sorması için sandık başına gitmesi ve oyunu HDP’ye vermesi gerekiyor. Bu bir eylem; yeşil ve kızılelma faşistlerine büyük bir cevap verilmesi gerekiyor.