Geçen hafta yazıpta gönderemediğim yazımda gündeme damgasını vuran üç olaydan bahsetmiştim: Şengal’in işgal altından kurtarılması, Paris saldırısı ve Kürdistan’da süren sokağa çıkma yasakları. Bu her üç konuda bu hafta yine gündemde kalmayı sürdürdü.

3 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD’in saldırısına uğrayıp işgal edilen Şengal Kürt Silahlı Kuvvetleri (Gerilla ve Peşmerge güçleri) tarafından kurtarıldı. Peşmergenin Şengal’in doğusundan, Gerillanın batısından başlattığı harekat sonucunda Şengal IŞİD işgalinden kurtarıldı. Şengal’in işgal altından kurtarılması Kürdistan’ın tüm parçalarında sevinçle karşılandı. ABD Başkanı Obama’ın özel temsilcisi Brett Mc Gurk’un çok yerinde dediği gibi, “Kürtler birlik olduğu zaman onları hiç kimse yenemiyor”. Bunun ilk örneği Kobanê’de, ikinci örneği ise Şengal’de yaşandı. Buna rağmen Şengal’i kim kurtardı? konusundaki polemik maalesef tüm hafta boyunca devam etti. Şengal’lilerin, aklı başında Kürt ve dünya kamuoyunun bildiği gibi Şengal ne yalnız Peşmergenin ne de yalnızca gerillanın operasyonu sonucu kurtarıldı. Her iki Kürt Silahlı Kürt gücü (Kürt Silahlı Kuvvetleri) tarafından kurtarıldı. Önemli olan ise Kürdün namusu, onuru olan stratejik öneme sahip kadim Kürt toprağı Şengal’in barbarların, çetelerin işgalinden kurtarılmasıdır. Şimdi önemli olan Şengal’in yeniden inşa edilmesidir. Şengal’in barbarlar, sömürgeciler tarafından yeniden işgal edilip insanlık dışı zulüm ve baskılara hedef olmaması için özsavunmasının sağlanması, Kürtlerin en eski kültürünün yaşatılması için Şengal’lilerin topraklarının yönetilmesinde söz sahibi kılınmasıdır.

Kürdistan’ın kuzeyinde Kürt Özgürlük Hareketi ile iç içe olan yerleşim birimlerinde sokağa çıkma yasakları rutin olarak devam ediyor. Silvan’da kaldırılan sokağa çıkma yasağı Nusaybin, Lice, Gever ve diğer Kürt yerleşim birimlerinde devam ettiriliyor. Amaç Kürtleri sokağa çıkma yasakları ile terbiye etmek, Kürtlerin iradelerini kırmaktır. Ancak devletin tüm baskı ve sivil katliamlarına rağmen Kürdün iradesini kırmak mümkün olmuyor. Silvan’da yasak uygulanan mahallelerde devlet güçleri tarafından duvarlara yazılan yazılar, ne yapılmak istendiğinin açık delilleridir. Çok açık bir biçimde Kürtler kimliklerini inkar edip Türk olduklarını kabul etmeleri durumunda övünme leri aksi halde biat etmeleri isteniyor. Bu ırkçı, çağdışı düşünceye karşı sadece Türkiyenin batısı değil, Kürdistan’da sesini olabileceği kadar yükseltmiyor. Oysaki bu uygulamalara karşı sessiz kalmak yapılan uygulamaları onamaktır. Yapılanlara sessiz kalınması, onanması ise toplumun demokratikleşmesini geciktirecek, belkide demokratik gelişmenin önünü tıkayacaktır. Sömürgeci sistemin istediği ise tamda budur.

Paris Katliamı sonrası Avrupa’da ve özellikle Fransa’daki gelişmeler bu ülkelerde yaşayan yabancılar için hiçte iyi bir görüntü vermiyor. Emniyet tedbirleri Avrupa’nın ve batının uzun mücadeleler sonunda ortaya çıkardığı özgürlüklerin üzerini örtüyor. Avrupa’nın bu tutumu hem kendi içerisinde ırkçılığın, radikal sağ’ın gelişmesine neden olurken Türkiye gibi insan hakları karnesi kırık olan ülkelerede kötü örnek oluyor. Terör eylemlerine karşı tedbirli olmak doğrudur. Ancak terör eylemleri sadece olağanüstü tedbirlerle önlenemez. Terörü önlemenin en doğru yöntemi demokratik hak ve özgürlükleri genişletmektir. DAİŞ terörünün nasıl insanlık dışı bir uygulama olduğunu onunla en fazla mücadele eden, bedel ödeyen Kürtler çok iyi bilir. DAİŞ terörünün yenmenin en önemli silahı onu yaratan bataklığı bir daha terör üretmemesi için kurutmaktan geçer. Ortadoğu’daki iç savaşlar ve Kürt meselesi demokratik bir barış ile sonuçlandırılmadığı müddetçe Ortadoğu bataklığı terör üretmeye devam edecektir. Unutulmaması gerekir ki Ortadoğu’daki kaos’un sebeplerinden biriside batılılar tarafından yıllarca desteklenen diktatörlük rejimleridir. 


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 22 Kasım 1988’de Diyarbekir Cezaevi’nin işkenceci subayı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran İstanbul’da Çamlıca’da uğradığı saldırı sonucu öldü.

* 25 Kasım 1961 tarihinde Sivas Soğuksu kampında tutuklu bulunan 55 Kürt, 105 sayılı kanun ile Balıkesir, Bursa, Kırklareli, Denizli, Samsun, Eskişehir, Kütahya gibi batı illerine sürgün edildi.

* 25 Kasım 1993 yılında Kürt aydını DEP Tatvan ilçe başkanı A.Şevket Epözdemir Bitlis-Tatvan arasında kontgerilla tarafından şehit edildi.

* 26 Kasım 1993 tarihinde Almanya İçişleri Bakanı tarafından PKK yasakalandı.

* 27 Kasım 1977 tarihinde Lice’nin Fis Köyü’nde yapılan kongre ile PKK kuruldu. Genel sekreterliğine Abdullah Öcalan seçildi.