
Denfert-Rochereau Meydanı’ndan Place D’Italie Meydanı’na kadar yapılacak olan yürüyüşün hazırlıkları son aşamasına geldi. Otobüs, stantlar, afişlemeler, pankartlar ve çok sayıda görsel malzemeyle hazırlanılan eylemin bu yılki gündeminde Fransa’nın Kürt halkına dönük son dört yıldır geliştirdiği operasyonları protesto da var. 9 Ekim Komplosu ve yapılacak yürüyüş hazırlıkları üzerine Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu Başkanı Mehmet Ülker ile görüştük.
Uluslararası Komplo’nun üzerinden 13 yıl geçti. Bu 13 yıllık süreçte Öcalan şahsında Kürt halkına yönelen komplonun şekillenişini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ABD’nin öncülük ettiği Büyük Ortadoğu Projesi’nin uygulanabilmesi için Ortadoğu’da belli bölgelere müdahale söz konusuydu. Bunların başında Irak geliyordu. Bu müdahaleden önce Ortadoğu’da bağımsız bir çizgiye sahip Kürtlerin ve onun hareketine dönük bazı girişimler başladı. Bunların ilki Kürt hareketi ve önderliğine karşıydı. 9 Ekim 1998’de TC eliyle sayın Öcalan’ın fiziki imhasını planladılar. Bunu başaramayınca 15 Şubat ‘99 süreci gelişti.
Kürt hareketenin bağımsız politikası, hiçbir gücün denetiminde olmayan bir güç olması ABD ve işbirlikçileri için bir tehditti. Burada sayın Öcalan’ı etkisiz hale getirip kendi Kürtlerini yaratmak istediler. Kürt hareketine müdahele ettiler ve kendi hizmetlerinde olan bazı kesimlerin önünü açtılar. Ama bu hedefledikleri gibi sonuçlanmadı. Kürt halkı ve Kürt hareketinin oluşturduğu öz güç mücadelesi ve yapılanması 13 yılda Türk devleti ve ABD’nin tüm girişimlerini önemli oranda boşa çıkardı. Bu da onlara Kürt hareketini dağıtma ve marjinalleştirme çabasının sonuçsuzluğunu gösterdi. Kürtlerin kendi örgütlülüğünü ve birliğini güçlendirdi. Günün stratejisine uygun yeni politikalar belirleyip ve bugüne gelindi. Sayın Öcalan’ın politikası, Kürt halkı ve Kürt hareketi bağımsızdır.
Kürt hareketi, projelerini somut ve net adımlarla ilerletmektedir. Bugün Kürdistan’da ilan edildiği gibi Özerk Kürdistan projesiyle mücadelesine kararlı bir şekilde devam etmektedir.
Bugünkü siyasal atmosfer ile 1998 atmosferi arasında ne değişti?
Komplo karşısında Öcalan’ın ilk alındığı günden itibaren tıpkı geçmişte olduğu gibi hep barışın çağrıcısı oldu. Halkları düşmanlaştırmadan, bu sorunun en makul bir biçimde çözümü için tecrit koşullarında sürekli çözüm yolları üretti. Hiçbir baskı altında kalmadan halkların kardeşliği temelinde sorunun çözümünü savundu. Bu kadar tecride rağmen Sayın Öcalan’ın sabırla geliştirdiği strateji, politika ve sunduğu perspektifler temelinde herkesin bildiği gibi görüşmeler gelişti. Geçtiğimiz günlerde yapılan bazı görüşmelerin kayıtları internet dünyasında yer aldı. Dün, Sayın Öcalan gözaltına alındığı dönemde ‘terörist’, ‘bölücübaşı’ gibi saldırgan bir tutum içerisinde olan kesimler bile bugün Sayın Öcalan diyor ve çözümün adresi olarak Öcalan’ın olması gerektiğini açık bir dille ifade edebiliyor. Türk medyası her dönemde savaşın bir parçası olsa da ‘99 sürecinde olduğu gibi Sayın Öcalan’a saldırgan bir tutumla yazıp çizememektedir. Dün ‘bölücübaşı’ diyorlardı, şimdi Sayın Öcalan demek durumunda kaldılar. Yakalandığı zaman Sayın Öcalan’ı ‘bize verin asalım’ diyorlardı. Şimdi ise Sayın Öcalan’sız bir çözümün olmayacağını onlar da görmüşlerdir. Haklı ve meşru mücadelesini yürüten bir halkın Önderliği ile görüşmesi gerektiğini belirtiyorlar.
Gerçekten barış istiyorlarsa, 1993’ten bu yana barış mücadelesi yürütülüyor. Hükümetler savaşı deklare ediyor. Operasyon yapıyor. Kürt direnişçilerini imha etmek, bastırmak temel alınmıştır. Amansız bir tutuklama, aç bırakma, açlıkla terbiye etmek, bazı tarikatlar ve cemiyetler şeklinde birçok saldırı yöntemini bugüne kadar kullandılar. Ama yürütülen bu çok yönlü savaşa rağmen mücadale sürmekte ve barış eli kendi çözümünü bulmak için tüm çabasını sürdürmektedir. Barış dışında bir çözümün adı felakettir.
Bu yıl neden Paris?
Ülke dışındaki Kürtler örgütlü, ülkesine ve halkına karşı duyarlı bir durumdadır. Özellikle son zamanlarda Fransa’nın da Ortadoğu’da aktif rol üstlenme durumu var. Kürtlere dönük politikası ne yazık ki bu hükümet döneminde çok farklılaştı. Kürt halkına, mücadelesine zarar verecek, hatta Fransa’da yaşayan Kürdistanlılara yönelik baskı ve tutuklamalar geliştirildi. 2007 yılından bu yana Fransa’da 176 insanımız gözaltına alındı. 60’a yakın insanımız Fransa cezaevlerinde yattı. Halen başta Kürt politikacısı Nedim Seven olmak üzere 8 Kürt politikacısı tutuklu bulunmaktadır. FEYKA olarak bunu Kürtlere dönük bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz. Fransa’da yaşayan Kürtler, Fransızların yasalarına aykırı bir pozisyonda, eylemde değillerdir. Buraya mülteci olarak gelmelerinin sebebi ülkedeki savaştır.
Tabii ki bu insanların orada halkı ve aileleri var. O topraklarda barışın gelişmesi için burada desteklerini sunmaktadırlar. Çünkü mülteci yaşamından kurtulup kendi ülkelerine dönmek istemektedirler. Bu nedenle Paris’te yapmak istediğimiz 8 Ekim yürüyüşünü hem Öcalan’a karşı komploda yer alan ülkelere demokratik tepkimizi göstermek hem de Fransa’da yaşananlardan dolayı Fransa hükümetine de demokratik tepkimizi göstermek istiyoruz. Fransız demokratik kamuoyunun da bu yürüyüşte desteğini bekliyoruz.
8 Ekim günü Paris’te yapacağınız yürüyüşü nasıl bir kapsamda ve içerikte olacak?
Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinden de katılımlarla 8 Ekim Cumartesi günü FEY-KA öncülüğünde gerçekleştireceğiz. Bu ana kadar resmi işlemler, hazırlıklar son aşamasına geldi.
Çağrınız?
Avrupa’daki halkımıza ve özelde Fransa’da yaşayan halkımıza tüm Kürt kurumlarına, Fransız dostlarımıza ve Türkiyeli devrimci dostlarımıza çağrımız şudur: Paris’te gerçekleştireceğimiz 8 Ekim yürüyüşüne herkesin duyarlı yaklaşmasını, her yaştan Kürdistanlının ve dostlarının eyleme katılmayı bir görev bilmesini bekliyoruz. Komşularımızı, dostlarımızı, katabileceğimiz herkesi katmalıyız. O gün düğün gibi özel aktiviteler bu eylem gününün önünde engel olmamalıdır. Halkımız 8 Ekim’e kitlenmeli ve katılmalı. Bu bir görevdir.
Not: Otobüsle katılacak olanlar için yol adresi: Place Denfert Rochereau 75014 Paris
Metro: 4-6
RER: B
SELMA AKKAYA - PARİS