
Fransa’nın başkenti Paris’te cuma gecesi 2’nci Dünya Savaşı’ndan bu yana en kanlı saldırı gerçekleştirildi. Birbirleriyle koordineli üç ekip, başkentin 7 ayrı noktasına eş zamanlı saldırı düzenledi. Hedefler arasında kafeler, restoranlar, Bataclan konser salonu ve Almanya-Fransa futbol maçı vardı. Saldırılarda en az 129 kişi yaşamını yitirdi, 99'u ağır olmak üzere 352 kişi de yaralandı.
6 canlı bomba kendini uçurdu
Altı saldırgan üzerlerindeki bombaları havaya uçurdu. Bu saldırılar Fransa topraklarındaki ilk intihar saldırısı oldu. Bir saldırgan ise polis tarafından vurularak öldürüldü.
DAİŞ üstlendi
DAİŞ'in üstlendiği saldırılar 2004’te İspanya’nın Madrid kentinde 191 kişinin hayatını kaybettiği tren saldırılarının ardından Avrupa’nın "en kanlı saldırısı" olarak kayıtlara geçti.
4 ülkede operasyon var
Saldırıların ülke dışında planlanıp organize edildiğini açıklandı. Polis, Fransa dışında Belçika, Yunanistan ve Almanya’da saldırının planlayıcısı olduğundan şüphelenen kişileri arıyor.
2 araç bulundu
Saldırılarda kullanıldığı düşünülen iki araç terk edilmiş halde bulundu. Dün Paris'in doğusundaki Montreuil banliyösünde bulanan Seat marka aracın içinin kalaşnikof dolu olduğu duyuruldu. Saldırılarda kullanılan diğer aracın ise Belçika kayıtlı olduğu ve Belçika’da yaşayan Fransa vatandaşı bir kişi tarafından kiralandığını açıklandı. Araçların bulunması bazı saldırganların kaçtığı yönündeki şüpheleri artırdı.
Belçika'da 3 kişi gözaltına alındı
Belçika'da Paris saldırılarıyla bağlantısı olduğundan şüphelenilen en az üç kişi gözaltına alındı. Belçika medyasına göre operasyon Brüksel’in yoksul mahallelerinden Molenbeek’te yapıldı.
Bir saldırganın kimliği tespit edildi
Başsavcılık konser salonunu kana bulayan DAİŞ’lilerden birinin 1985 doğumlu Cezayir kökenli bir Fransız vatandaşı olduğunu açıkladı. 30 yaşındaki Omar Ismail Mostefai’nin Paris doğumlu olduğunu öğrenildi. Saldırganı parmak izinden tespit ettiklerini söyleyen Başsavcı Francois Molins, "Çok sayıda sabıkası olan saldırgan hiç hapse girmemiş. 2010’dan itibaren radikalleştiği düşünülüyor" dedi.
Babası ve ağabeyi gözaltında
Saldırganın babası ve 34 yaşındaki ağabeyinin aralarında bulunduğu 6 yakını gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre ağabeyi aile içi tartışmaları takiben birkaç yıldır Mostefai'yle iletişiminin olmadığını, ama radikalleştiğini duyduğuna şaşırdığını söyledi.
Biri Leros’tan gitmiş
Bunun dışında Stade de France dışında kendini patlatan canlı bombalardan birinin Suriye, diğerinin Mısır pasaportu taşıdığı açıklandı. Yunan yetkililer Suriyeli saldırganın 3 Ekim’de Avrupa’ya Leros Adası'ndan geçtiğini saptadı. Saldırganın Türkiye üzerinden Avrupa'ya gittiğine inanılıyor. İçişleri Bakanlığı’nın ifadesine başvurduğu bir ‘Fransız senatör’e dayandırılan bilgilere göre bu kişinin parmak izlerinden adı sınır giriş kayıtlarına Ahmad Al Mohammad olarak geçtiği anlaşıldı.
İki saldırgan sahte Türk pasaportlu çıktı
CNN International ise katliamı gerçekleştiren saldırganlardan ikisinin sahte Türk pasaportu taşıdığı bilgisini geçti.
Neden Paris ve neden şimdi?
Saldırıları üstlenen DAİŞ neden Paris’i seçtiğini ise 'Allah’ın peygamberine hakaret ve DAİŞ’e yönelik bombardımanlara karşı bir misilleme' gerekçesiyle açıkladı. Zira Fransa, Irak ve Suriye’de DAİŞ'e karşı hava saldırıları gerçekleştiriyor.Saldırıların G-20 Zirvesine denk getirilmesi de DAİŞ'in zirveye katılan liderlere mesajı olarak yorumlandı. Suriye ve Irak'ta son dönemlerde toprak kaybeden DAİŞ'in kendisine karşı savaşan ABD ve müttefikleri ile Rusya'ya karşı güç gösterisinde bulunmak için G-20'den iki gün önce Paris'te kanlı saldırılar düzenlediği belirtiliyor.
Zamanlama tesadüf mü?
Missouri State Üniversitesi'nde ders veren Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. David Romano ise sosyal medyadaki mesajında bu konuda şunları söyledi: "DAİŞ'in en hızlı ve en büyük yenilgisini yaşadığı böylesi bir zamanda bu saldırıların gerçekleşmesinin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Zaten medyanın reaksiyonu da bunu doğrular nitelikte. Çünkü şu anki haberlerde DAİŞ'in Suriye ve Irak'ta yenilgisi yerine Paris'teki kanlı saldırılar ön plana çıkıyor. DAİŞ'in stratejisi de son dönemlerdeki yenilgisini görünmez kılmak üzerine kurulu. DAİŞ, Avrupa'dan katılımları devam ettirmek için bu gibi saldırıları organize ediyor."
Fransa saldırıya nasıl yanıt verdi?
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, DAİŞ’in resmi açıklamasından önce saldırıların failinin DAİŞ olduğunu açıkladı. Hollande, saldırıların bir savaş ilanı olduğunu belirtip DAİŞ’e karşı mücadelede acımasız olacaklarını, artık savaş durumunda olduklarını söyledi. Fransa Başbakanı Manuel Valls de "Savaştayız" tabirini kullandı. Valls, "DAİŞ'i vurmaya devam edeceğiz. Düşmanımızla aynı kararlıkla mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
OHAL sürüyor
Saldırıların hemen akabinde Fransa, olağanüstü hal (OHAL) ilan etti ve tüm sınırlarını kapattı. Polisin yanısıra asker de Paris sokaklarına indi. Halka zorunlu olmadıkça evden çıkmama çağrısı yapıldı. Çoğu kamu binasıyla, Paris’teki Disneyland kapatıldı, spor karşılaşmaları ertelendi ve kalabalık toplantı ve gösteriler beş gün boyunca yasaklandı. Fransa’da en son 2005’teki banliyö isyanları sırasında kısmi olağanüstü hal ilan edilmişti. Ülke genelindeki son OHAL ise 1955’teki Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasındaydı.
Paris'te korku ve yas hakim
Fransa'da saldırılar nedeniyle üç günlük ulusal yas ilan edildi. Ancak geçen Ocak ayındaki Charlie Hebdo saldırısının aksine Fransa’da bu kez korku ve sessizlik hakim. Bar, restoran, konser salonu ve bir futbol maçının hedef alınmasından dolayı insanlar kendilerini "güvende hissetmediklerini" söylüyor. Devlet güçleri halkın sokakta toplanmalara izin vermiyor. Cumhuriyet Meydanı’nda ölenlerin anısına mum yakan kişiler, daha sonra polisler tarafından uzaklaştırılıyor. 10 ay önceki gibi gösteriler ya da büyük anmalar da yapılmıyor. Zira saldırıların devamından endişe ediliyor.
Diğer ülkeler nasıl bir politika izleyecek?
Fransa’nın sınır kontrollerini artırıp olağanüstü hal ilan etmesinin ardından Polonya, AB kotasına uymayacağını ve bundan sonra mülteci kabul etmeyeceğini duyurdu. Hollanda Başbakanı Mark Rutte ise DAİŞ’e karşı savaşta olduklarını belirterek sınır önlemlerini artıracaklarını duyurdu. Avrupa’nın sağ partileri ise sığınmacıları hedef aldı. Birçok aşırı sağcı lider daha fazla mülteci alınmaması yönünde çağrılarda bulunmaya başladı.
PARİS
Acınız bizim de acımız
Fransa’daki Kürtler, katliam nedeniyle yasa ortak olarak, ‘’Acınız bizim acımızdır“ dedi.
129 kişinin yaşamını yitirdiği kanlı saldırıdan geriye Paris'e sessizlik ve korku kaldı. Saldırının boyutu ancak saatler sonra anlaşılabildi. Paris sessiz ve korku dolu gözlerle güne başlamıştı. Gece boyunca banliyö denilen Paris'i çevreleyen bölgelerde yabancıların yoğun yaşadığı semtlerde operasyonla sürdü, tren seferleri en aza indirildi. Havalimanları da gece kapatılmıştı. Paris kanlı günün bilançosunu akşama doğru daha ağır bir biçimde hissediyordu. Olay yerinin etrafında bariyerlere ellerinde, güller ve çiçeklerle sınırlı da olsa insanlar gelmeye başladı. Gözyaşlarını akıtan halktan bağıra bağıra, "hükümetin bizi koruma yeteneği yoksa izin verin biz öz savunmamızı gerçekleştirelim" sesleri yükseliyordu.
Çok sayıda Fransız kurum temsilcisi ise Fransa Demokratik Kürt Konseyi yöneticilerini arayarak, "Şimdi sizi daha iyi anlıyoruz. DAİŞ sadece Kürtlerin sorunu değil. Artık dünyadaki tüm halklarının sorunu" diyordu.
Polis Kürtleri aradı: Siz de birşey var mı?
Paris Kürt Toplum Merkezi saldırıların gerçekleştiği 10. Paris bölgesinde bulunuyor. Bu nedenle ilk dakikalarda polisler Kürt kurum temsilcilerini arayarak "Siz de herhangi bir sorun var mı" diye sordular.
Acımız büyük yastayız
Pazar günü öğle saatlerinden itibaren ise sokaklar ilk günkü sessizliği delmeye başladı. Çoğu yer kapalı olmasına ve devletin eylem yasağına karşın, ellerinde çiçeklerle halk olay yerlerini ziyaret etmeye başladı. Mumlar yakıldı. Onlarca kişiye mikrofon uzattık. Hepsinin yanıtı aynı: "Acımız büyük, yastayız. Söylenecek bir şey yok.“
Cezayir kökenli Anna: "Acımız büyük. Buraya dayanışma için geldim. Daha büyük olayların olmasından korkuyoruz "
Andre: "Buradayım, çiçek bırakmak istedim. Yastayız. Başka da söylenecek söz yok."
Adını vermek istemeyen bir Fransız kadın: "Evimin bahçesinden bir bitki kopardım ve buraya geldim. Bu bitkinin özelliği, susuz ve topraksız uzun süre canlı kalabilmesi. İnsanlığın toprağı ve suyu yok edilmek isteniyor. Acı ve hüzün içindeyiz. Söylenecek başka bir şey yok."
Nadin: "Yaşanan bir dehşet. Herkesi öldürebilirler. Bu vahşeti yapanlar insan olamaz. Ölenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Çok zor bir durum."
Sessizlik ve acı hakim
Olay yerlerine gelenler acı ve sessizlik için insanlar mum yakıyorlar. Çocukların yaptığı çizimler ise polis bariyerlerinin demirlerine güllerle iliştiriliyor.
Kürt kurumları acıyı paylaştı
Olay gecesinden itibaren Fransız halkıyla dayanışma gösteren Kürt kurumlarının temsilcileri dün ise çelenkleriyle 89 kişinin katledildiği konser salonun önündeydi. Fransa Demokratik Kürt Konseyi yönetimi iki çelengi konser salonunun önünde kurulan bariyerlere bıraktı. Biri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan imzalıydı.
'YPG ve YPJ acınızı paylaşıyor'
Kürdistanlılar da olay yerine gelerek ölenleri anıyor. Kürt kurumlarının bıraktığı çelenklerin yanı başına, "YPG ve YPJ acınızı paylaşıyor ve başsağlığı diliyor", "Kobanê Fransız halkının yanında", "Kürtler, Fransızlar DAİŞ'e karşı birleşelim" yazıları iliştirilmiş. Yere sarı, kırmızı ve yeşil mumlarla Kobanê yazısı yazılmış.
Dünya basını izliyor
Republique Meydanı'nın etrafında konumlanan dünya basını cuma gecesinden beri sürekli canlı yayın yapıyor. Fransız basınında çıkan yorumlarda ayrıca DAİŞ'e karşı etkili mücadele veren tek güç olan Kürtlerin, açık ve hiç terredütsüz bir şekilde desteklenmesi gerektiğinin de altı çiziliyor.
SELMA AKKAYA/PARİS
Birlikte mücadele edelim
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Fransa’da 120'den fazla insanın ölümüne yol açan saldırıları şiddetle kınayarak, ölenlerin ailelerine, Fransa halkına ve tüm insanlığa başsağlığı diledi. KCK, katliamdan en başta bu insanlık dışı çeteleri besleyip büyüten devletlerin sorumlu olduğunu kaydetti. Kürtlerin mücadelesiyle DAİŞ'in gücünü önemli oranda kırdığına dikkat çeken KCK, çete örgüte karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
YPG/YPJ'den çağrı
Paris saldırılarını kınayan YPG/YPJ Genel Komutanlığı da Fransa halkı ve hükümetine başsağlığı diledi. ‘’Bu terörist saldırı da DAİŞ terörünün insanlık için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu göstermiştir" diyen komutanlık, şunları ifade etti: "DAİŞ küresel bir terörizmdir ve uluslararası güçlerin buna karşı daha fazla mücadele etmesi gerekir.
CDK-F: Hesap sorulmalı
Fransa Demokratik Kürt Konseyi (CDK-F) de saldırıları nefretle kınayarak, "Paris katliamının sorumlusu sadece insanlık düşmanı DAİŞ değil, bu çeteye her türlü desteği veren devletler de sorumludur" dedi. CDK-F kamuoyuna ise şu çağrıyı yaptı: "Paris katliamı bir kez daha göstermiştir ki insanlık ailesi ve değerleri saldırı altındadır ve barbarca saldırılar ancak ortak mücadeleyle aşılabilir. İnsanlık vicdanını ortak mücadeleye çağırıyoruz."
Demirtaş: Timsah gözyaşları...
DAİŞ'i besleyen devletlerin artık sorumluluklarının farkına varması gerektiğini söyleyen HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da "Ezilen insanlar, acı faturayı ödemek zorunda kalıyor. Türkiye'de de bu faturayı bizler ödedik. DAİŞ'i besleyip pohpohlayanlar, bugün bu katliam karşısında timsah gözyaşını dökenlerdir. Fransa'nın acısını paylaşıyoruz“ dedi.
HABER MERKEZİ