Kürdistan tarihinde 36 yıldır PKK var. Grup aşaması ve ideolojik mücadele dönemi de eklenirse 42 yıldır bir PKK tarihi var. Bu tarih; Kürt’ün, Kürdistan'ın başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu'nun büyük değişim tarihidir. Eğer bu 42 yıllık büyük mücadele tarihi olmasaydı, bugün Ortadoğu'da despot iktidarların hakim olduğu bir siyasal durum var olurdu. Kuşkusuz bugün de Ortadoğu'da kriz, kaos ve savaşlar yaşanmaktadır. Ancak Ortadoğu her zamankinden daha fazla demokrasi ve özgürlüğüne ulaşmaya yakın durumdadır. Bunda da en belirleyici rolü oynayan PKK'nin öncülük ettiği Kürdistan Özgürlük Hareketi'dir.
Apocu grubun ilk oluşumuna Ankara Çubuk Barajı'nda 1973 baharında adım atılıyor. Daha 12 Mart 1971 askeri darbesinin sürdüğü koşullarda böyle bir adımı atmak, büyük bir cesaret işidir. Bu adım Kürt Halk Önderi'nin örgütçü karakterini, her adımı zamanında atma tarzını ve temposunu ortaya koymaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi böyle bir önderlik tarzıyla en zor koşullarda bile adım atıp çıkış yapmayı başarmıştır. Bugün PKK Ortadoğu'da büyük ve etkili siyasi bir güç haline gelmişse, bunda bu Önderlik tarzının rolü belirleyicidir. Kürt Halk Önderi "Önderlik; tarz, tempo ve üslup demektir" diyerek kendi gerçekliğini ortaya koyduğu gibi, başarının nasıl yakalanacağını da ifade etmiştir.
Bu Öndelik "Her zaman düşmandan bir adım önde tarz, tempo, taktik ve üslup içinde olduğum için, hiçbir zaman düşmanın tedbirleri içinde kalmayan, düşmanın gelişimini önleyemediği bir siyasi hareket yaratmışımdır" demiştir. "Düşman üç defa çok çalışıyorsa, ben dört defa çok çalışırım, düşman üç adım atıyorsa, ben dört adım atarım, düşmanımın hızı neyse, ben her zaman ondan daha hızlı bir tempo içinde çalışırım ve bu nedenle kontrol edilmeyen bir mücadele içinde olurum" demiştir. Türkiye solunun da büyük fedakarlıklar gösterdiğini, çok emek verdiklerini ancak düşmanın tempo, hız ve tedbirlerinin gerisinde kaldıkları için gelişemeyip hep düşman tedbirlerinin çemberini kıramadıklarını söylemiştir. Devrimciliğin de yürütülen mücadelenin, düşmanın çaba ve tedbirinin önünde olmakla anlamlı olacağını vurgulamıştır. İşte bu açıdan Kürt Halk Önderi'nin öncülüğündeki PKK başka siyasi hareketlerden hep farklı olmuştur. Bu karakteriyle başka hareketleri hep geride bırakmış, siyasi etkinliğini her geçen gün artırmıştır. 1970’li yılarda ortaya çıkan Kürt gurupları ve Türkiye sol hareketi çok imkanları olmasına rağmen neden gerilediler, PKK neden ilerledi sorusunun cevabı bu Önderlik tarzı, temposu ve üslubunda görülmelidir.
PKK'de Önderlik tarzı ve etkisi
Güçlü bir bilim adamı kendi dalında nasıl bir otorite olarak kabul edilirse, Kürt Halk Önderi de görevlerini yetkin yerine getirerek Önderlik ve kadroluk statüsünde bir otorite olmuştur. Kürt Halk Önderi, bugün büyük saygınlığı olan ve milyonları peşinde sürükleyen bir Önderliktir. Ancak bu büyüklük halk gerçekliği, 40 yılık örgüt tarihi, büyük bir gerilla ordusu, onlarca yıldır süren serhıldanlar ve yaratılan birçok değer ve imkanlara sahip olmasından ileri gelmiyor. Önderlik, grup aşamasında da bu saygı, otorite ve etkiye sahiptir. Bu karakterinden dolayı grup daha ilk çıkışında Apocu olarak tanımlanmıştır. Bu ismi grup kendisine vermemiştir. Önder Apo'nun ideolojik, siyasi, örgütsel alan başta olmak üzere her çalışmada Önder ve öncü olmasından dolayı grup bu adla tanınmıştır. Grup kendini ''Kürdistan Devrimcileri'' olarak adlandırıp, bildirilerine bu imzayı atsa da herkes grubu ''Apocular'' olarak bilmiştir. 36 yıllık bir partileşme tarihi olmasına rağmen, halen Apocular olarak da ifade edilir. Öner Apo'nun örgüt ve toplum içindeki ağırlığı her zaman parti kimliğinden öne çıkmıştır. Ancak Önder Apo parti, partileşme, parti bilinci, parti sorumluluğuyla hareket etmenin önemini çok iyi bildiğinden "Benim parti dışında ne gücüm var" diyerek bu gerçeği ortaya koymuştur.
Parti bilinci, partileşmek, bir parti kadrosu gibi hareket etmek, mücadele açısından en temel gerçekliktir. Bunlar olmadan mücadeleyi geliştirmek zordur. Özellikle Kürdistan toplumu gibi örgütsüz ve zor bir coğrafyada mücadeleyi geliştirmek, ancak partileşme, parti bilinci ve sorumluluk düzeyi yüksek parti kadrosuyla mümkün olabilir. PKK gibi bir parti ortaya çıkmasaydı, şu anki gelişmelerin hiçbiri sağlanamazdı. Kürt Halk Önderi bu nedenle "Parti öncülüğünde yürüyen bir mücadele olmasaydı, Kürdistan’da yaprak bile kıpırdamazdı" der. Daha 1970’li yıların başında Kürdistan'da mücadele edecek örgüt gerçeğini böyle ifade etmesi, mucize kabilinde dahiyane bir tespittir. Eğer böyle sorumluluk ve ciddiyetle bir partileşme yaratılmasaydı, şu anda Ortadoğu’da Kürtlerin esamesi bile okunmazdı. Hiçbir parçada Kürtler bugünkü ulusal, toplumsal ve siyasal güce erişemezdi. KDP dahil tüm partiler için de bu gerçeklik geçerlidir. Güney Kürdistan'da ortaya çıkan kazanımlar bile PKK'nin tarih sahnesine çıkmasının sonucudur. KDP ve Güney Kürdistan'da yaşanan ağır yenilgi sonrası PKK gibi bir hareket olmasaydı hiçbir parti varlığını koruyamaz ve hiçbir gelişme ortaya çıkaramazdı. Bu, itiraf edilmiyor ama gerçeklik budur. Bir an için son 40 yılda PKK'nin olmadığı düşünülsün, bu gerçeklik anlaşılır.
Partileşme her şeyin temelidir
PKK denilince akla üç temel şey gelmelidir: sorumluluk, ciddiyet ve ölçülerin yüksek tutulmasıdır. PKK esas bu üç temel demektir. PKK nedir ve nasıl anlaşılması gerekir sorusuna bu cevap verilebilir. Bu üç temel öğe, en fazla da Önder Apo'nun karakteridir. Önder Apo zindanda bile örgütüne, arkadaşlarına mesaj iletirken "Benim ciddi olduğumu bilsinler, ben ciddi bir adamım. Benim arkadaşlarım da böyle olmalıdır" demektedir. Aynı mesajı halka da iletmiştir. Önder Apo sorumlu ve ciddi olduğu gibi, herkesin de ciddiyet ve sorumluluk duygusuyla hareket etmesini beklemektedir. Zaten "En nefret ettiğim şey gerilik, zayıflık, güçsüzlüktür" diyerek, ölçüleri yüksek kadro, ölçüleri yüksek yaşam, ölçüleri yüksek parti militanlığı, ölçüleri yüksek tutacak bir ideolojik ve örgütsel mücadele istemektedir. Bırakalım ölçülerin geri olmasını kabul etmesi, her gün ölçüleri geliştirmeyen örgüt, yönetim ve kadro gerçekliğini de kabul etmemektedir. Partili olmayı, parti bilinci ve partileşmeyi her gün ölçüleri yükselten değerler olarak görmüştür. "Bir partili basit yaşamaz, basit yaşama göz dikmez, küçük başarılarla yetinmez; bir partili yanlışlarla yan yana yaşamaz, bir partili yaptıklarıyla değil, yapacaklarıyla yaşar" değerlendirmeleriyle nasıl bir parti, partileşme ve parti bilincine sahip olunması gerektiğini ortaya koymuştur.
Ölçülerin yüksekliği ise, ideolojik ve örgütsel mücadeleyle olur. Önder Apo "Sizler inançlısınız, mücadelecisiniz, ama iyi örgüt savaşçısı değilsiniz. Benimle sizin aranızdaki en temel fark budur" derdi. Çünkü örgüt mücadelesi olmadan başarılı mücadele yürütecek bir parti ve örgüt ortaya çıkarılamaz. Bu açıdan partileşme her şeyin başı ve yaratıcısıdır. Parti kadrosu değerlere en yüksek duyarlılıkla sahip çıkan ve bu değerleri geliştirendir. Değerlere bir saldırı olduğunda, kıyamet koparandır. Önder Apo'nun en fazla kullandığı sözlerden biri de "Kıyamet kopartmalısınız" sözüdür. "Yanınızda değerler çarçur oluyor, yanlışlar yapılıyor, kıyamet koparmıyorsunuz" diyerek bir partilinin nasıl olup olmayacağını ortaya koymuştur.
Bu parti kuruluş yıldönümünde parti tarihini, olayları öğrenmek ve anlamaktan çok, partileşme, parti bilinci, parti ölçüleri, parti kişiliği ve kadrosu üzerinde durmak gerekir. Çünkü esas kazandıran bu değerlerdir. Zaten 42 yıllık onurlu ve muhteşem parti tarihini de bu değerler oraya çıkarmıştır. Bu değerler anlaşılmadan ne parti tarihi ne de yaratılanlar anlaşılabilir. Eğer partiyi körün fili tarif etmesi gibi anlamayacaksak, en başta da partileşme, parti bilinci, parti kadrosu ve parti ölçüleri konusunda doğru bir bilince sahip olmak durumundayız.
Şimdi sanki parti öncülüğü ve parti olmadan gelişme olabilirmiş gibi büyük bir yanılgı var, gaflet var. Parti, partililik, parti kadrosu ve parti bilinci önemsizleştirilmekte ve sıradanlaştırılmaktadır. Mücadeleye en büyük kötülük budur. Mücadeleye bir ihanetten söz edilecekse bu, her şeyden önce partileşmeyi, parti bilincini, kadrosu ve ölçülerini önemsizleştirmektir. Parti bilinci ve öncülüğü olmazsa Kürdistan kazanımları kısa sürede yerle bir olabilir. Zaten halk yaşayarak bu gerçeği anlamıştır. Bu nedenle hep bu değerleri ve ölçüleri kendinde temsil eden kadroları aramaktadır. Çünkü bunların olmadığı yerde bozulma, yozlaşma ve kaybetme yaşanmaktadır.
PKK'siz bir KCK inşa edilemez
2003-2004 tasfiyeciliği en fazla da partileşme, parti bilinci, parti kadrosu ve ölçülerine saldırmıştır. Parti yaşamını bozmayı hedeflemiş, bunları anlamsızlaştırmak ve ortadan kaldırmak istemiştir. Böyle bir fitneyi örgüt ve toplum içine sokmaya çalışmıştır. Öyle ki bu değerlerin tartışılması ve gerilemesiyle birlikte, parti ve mücadele sanki ruhu üflenerek çekilmiş gibi kısa sürede güçsüzleşmiş ve dağılmayla karşı karşıya kalmıştır. Bu değerlerin geriletilmesi, parti ve mücadele ruhunu alma durumu ortaya çıkarmıştır. Partileşme, parti bilinci, parti kadrosu, parti ölçülerinin önemi daha fazla anlaşılmıştır. Nitekim Önder Apo partiyi yeniden inşa talimatı vermiştir. Örgüt, mücadele ve yaratılan değerler partinin yeniden inşasıyla korunmuş ve kurtarılmıştır. Mücadelenin yükselişe geçmesi de partinin yeniden inşası bu temelde gelişen parti bilinci, kadro ve ölçülerin yükselmesiyle sağlanmıştır.
Özelikle "KCK oluştu, bu nedenle partiye gerek yok" gibi bir saptırma yaratılmıştır. Tasfiyecilik böyle bir yanlış eğilimi ve fitneyi ortaya atarak partileşmeyi yok etmek istemiştir. Amiyane deyimle, ''elmalarla armutları karıştırma'' tam da bu gerçeklikte yaşanmıştır. KCK bir sistemken, KCK bir örgüt değilken parti ve örgütün yerine konmasıyla sistem öncüsüz ve ölçüsüz bırakılıp sahipsiz kılınmaya çalışılmıştır. KCK’yi inşa etme sorumluluğu en başta da partiye aitken böyle bir sorumluluk ve öncülük yok edilerek toplum egemenlerin insafına bırakılmak istenmiştir. KCK, ulusal, toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik bir yaşam sistemiyken, KCK sanki partinin yerine geçmiş; parti dağılmış, yerine KCK kurulmuş gibi bir bilinç çarpıtması yaratılarak hem PKK hem de yaratılmak istenen özgürlükçü demokratik gelişme ve bunun sistemleşmesi engellenmek istenmiştir.
Kendinden menkul, birilerinin sorumluluk almadan kurulacak bir KCK yoktur. KCK zaten PKK'nin ideolojik, teorik ve felsefi düşünce sisteminden çıkan bir toplumsal yaşam sistemidir. PKK’siz bir KCK düşünülemez ve inşa edilemez. KCK bir parti ve örgütün yerine geçecek bir kurumlaşma değildir. Kapitalist modernist sistemlerde bile partiler ve hükümet aynı şeyler değildir. Hele hele KCK sistemi ile partileşme aynı dereceye konulmaz. Ancak doğru bir partileşme ve parti öncülüğü olursa KCK var olabilir ve sistemleşebilir.
Bu gerçeklik bile partileşme, parti bilinci, parti kadroları, parti ölçülerinin önemini ortaya koymaktadır. İdeolojik çizgi netliği; çalışma ve kuruculukta sorumluluk, öncülük yapılmadan ne toplum örgütlenebilir, ne toplum güç olur, ne de toplumun kendi kendini yönetmesi sağlanabilir.
Bu vesileyle partinin 37. kuruluş yıldönümünde partileşme, parti bilinci, kadro ölçüleri ve yaşam gerçeği üzerinde yoğunlaşılmalı, PKK'nin zafer çizgisi yeniden yeniden harekete geçirilmelidir.