1 Mayıs’ın en büyük örgütleyicisinin kadınlar olduğunu söyleyen KESK Eşbaşkanı Şaziye Köse, sendikalardaki eril yapıyı eleştirirken, alanlardaki erkek figürlerinin de ne kadını, ne kadın emeğini ne de işçi sınıfını temsil ettiğini söyledi.

Referandum ve 1 Mayıs sürecini değerlendiren KESK Eşbaşkanı Şaziye Köse, kadın ve emekçilerin AKP’ye gerekli cevabı 1 Mayıs alanlarında verdiğini kaydetti.


Örgütsüzleştirme amaçlanıyor

Hile ve şaibelerle yürütülen referandum sonucunda işçilerin kazanılmış haklarına daha fazla saldırı olacağının farkında olduklarını ifade eden Köse, “Emekçiler zaten 16 Nisan’dan önce de yoğun saldırılara maruz kalıyordu. 16 Nisan’da gaspla sağlanan ‘evet’ ile kıdem tazminatları, iş güvenceleri, kazanılmış ne hakları varsa bunlara yapılacak saldırıların daha fazla farkına vardı emekçiler. Erdoğan-sermaye ittifakının farkındalar. Çünkü Erdoğan sermaye ile aslında tam kârlılık rejimi kuruyor ve bu kârın, kar topu gibi büyütülmesinde en ufak engel dahi yok” diye konuştu.

İşçi ve emekçilerin güvencelerinin, kıdem tazminatlarının, diğer haklarının ve örgütlülüklerinin ellerinden alınmaya çalışıldığına dikkat çeken Köse, “Emekçiler zerrelerine kadar bu durumun farkında ve ‘Hayır’ını alıp geldiler 1 Mayıs alanlarına” dedi.


Kadınlar her zaman ‘Hayır’ dedi

Kadınların 15 yıllık AKP iktidarı boyunca hep sokaklarda olduğunu ve hep ‘Hayır’ dediğini hatırlatan Köse, kadınların toplumsal muhalefetteki rolünün diğer toplumsal kesimlere de umut olduğunu vurguladı. 

Köse, sendikaların erkek yapısını da değerlendirerek şöyle dedi: “Dikkat edersek, 1 Mayıs günlerinde kurulan kürsülerin arkasında sürekli bir figür kullanılıyor. Pazılı bir erkek bedeni ve ellerinde zincirler olan bir figür. Fakat şöyle bir hatırlatmaya ihtiyaç var. Bu figür artık 1 Mayıs’ı temsil etmiyor. Pazılı erkek bedeni ne sınıf hareketini ne de 1 Mayıs’ın özünü temsil ediyor, çünkü işçi sınıfının bileşeni, yapısı değişmiştir. Tam tersine kadının aklı, özeni, iltiması, iş bağlamında çok daha öne çıkmıştır. Hizmet alanlarının bu süreçlerde çok daha büyük kitleleri temsil etmesi nedeniyle kadının duygusal emek türü öne çıkmıştır. Sendikaların bir görevi de uzun yıllardır görünmez haline getirilen kadın emeğinin bu biçimde tekrar görünmezliği üzerine oynamak değil, tam tersine kadın emeğini görünür kılmaktır ama çok işimiz var bu konuda.”


’Atılan adımlar titrek’

Sendikalarda eril yapının çok fazla olduğunu, KESK’in bu konuda kimi adımlar attığını ancak bu adımların ‘titrek’ olduğunu vurgulayan Köse, ”Onun için kadınlar olarak bu adımlara sahip çıkmak ve bunu diğer sendikalarda da hayata geçirmenin mücadelesini vermek zorundayız” dedi.  


 ŞÛJIN/ANKARA