Pentagon Sözcüsü John Kirby,  ABD öncülüğündeki uçakların Kobanê'deki DAİŞ hedeflerini her fırsatta vurduğunu ancak DAİŞ'e karşı sahada birlikte çalışacakları yetkin bir gücün olmaması halinde hava saldırılarıyla elde edilecek başarının sınırlı olacağını ve kentin kurtarılamayacağını açıkladı.  Oysa PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ve Kobanê'de cephede savaşan YPG komutanları defalarca basın aracılığıyla ABD ile diğer koalisyon güçlerine işbirliği yapmak istediklerini açıklamıştı. Hatta YPG komutanları, istenmesi halinde DAİŞ'in Kobanê'deki mevzilerinin koordinatlarını da verebileceklerini söylemişti. Ancak Kürtlerin işbirliği teklifi ile YPG'ye ağır silah verilmesi talebi görmezlikten gelinmeye devam ediyor.


Kobanê 'düşsün' isteniyor

ABD’nin öncülüğündeki koalisyon güçleri, hem iç kamuoyunun baskısı sonucu hem de Kürtlerin her yerde yaptığı güçlü eylemlerin de etkisiyle bir süredir Kobanê çevresindeki IŞİD mevzilerini de vuruyor. Ancak bu bombardımanlar çok sınırlı tutuluyor. Pazartesi, Salı ve Çarşamba ile dün de devam eden hava bombardımanları kısmen DAİŞ'e karşı karadan savaşan YPG birliklerinin elini rahatlasa da yeterli görülmüyor. Saddam Hüseyin'in devrilmesiyle sonuçlanan işgal harekatında Irak'a günde binlerce bomba yağdıran ABD savaş uçakları, DAİŞ'e karşı ise Suriye ve Irak'ta şimdiye kadar sadece 300'ün üzerinde bombardıman gerçekleştirdi ve bunun çok küçük bir bölümü katliam tehdidi altındaki Kobanê'ye yapıldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM'un Çarşamba günü Kobanê'de gerçekleştirilen hava operasyonlarına dair yaptığı açıklama da bunu doğruluyor. Kobanê'de toplamda sadece 8 operasyonun gerçekleştirildiğini belirten CENTCOM, vurulan DAİŞ hedefleri arasında 5 zırhlı araç, bir depo binası, bir ileri komuta karargahı ve lojistik destek birimi ve sekiz sığınak bulunduğunu duyurdu.

ABD'nin öncelikleri başka

ABD daha önceki açıklamalarında da önceliklerin Kobanê olmadığını ifade etmişti. En son konuya ilişkin Çarşamba günü bir açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de "Kobanê'de yaşananları izlemek dehşet verici" demiş ve "Yine de ABD'nin stratejik hedeflerini göz önünde bulundurmamız gerekiyor" diye devam etmişti. Pentagon son açıklamasıyla aslında bir kez daha Kobanê'de dahil olmak üzere Rojava'da etkili olan Kürt iradesini ve YPG'yi tanımadığını ilan etmiş oluyor. Zira, bölgedeki tüm inançlar ile halkların özgür bir şekilde yönetime dahil olduğu ve cins eşitliğinin esas alındığı Rojava'nın Demokratik Özerklik sistemi, ABD ile müttefiklerinin çok da arzu etmedikleri ya da dünyada yayılmasını istemedikleri alternatif bir siyasi, toplumsal, finansal ve kültürel yaşam şekli. ABD'nin Ortadoğu'daki stratejisi ise halkları birliği ve inançların eşitliği üzerine değil, aksine "böl, parçala, çatıştır ve yönet" üzerine kurulu.

Obama tepki görüyor

Ancak Obama yönetimine yönelik eleştiriler ülke içinden de giderek yükseliyor. Ülkedeki gazeteciler, Beyaz Saray, Pentagon ve Obama'nın internet hesaplarına "Kobanê'ye destek ol" çağrısını içeren çok sayıda mesajın aktığını bildiriyor. Ayrıca basın da ABD ile Türkiye'nin Suriye ve Rojava politikasını eleştiren haberler ile TV programlarını da artırmış durumda.

Müttefikleri de baskı altında

Bu konuda Almanya ile Fransa'da da benzer bir tablonun oluştuğuna tanıklık ediyor. Koalisyon içindeki bu ülkelerde de halk ve basın, tüm insanlık adına DAİŞ'e karşı direnen YPG'ye ciddi şekilde destek verilmesinden yana tavır koyuyor. Ancak yönetimler iflas etmiş Kürt düşmanı politikalarını sürdürmekte ısrar ediyor. Üstelik bunun uzun vadede dünyaya ve Ortadoğu'ya vereceği büyük zararın sorumlusu ilan edileceklerinden emin olmalarına rağmen.

HABER MERKEZİ