Katliamın ardından Nar Foto, Galata Fotoğrafhanesi ve Fotoğraf Vakfı desteğiyle Roboskî’de fotoğraf atölyesi açıldı. Gönüllü fotoğrafçılar Roboskî’de açtıkları atölyeyle yaşları 7 ila 17 arasında değişen 60 genç ve çocukla 5 ay boyunca fotoğraf çalışması yürüttü. Bu çalışmaya İstanbul, Amed ve Wan’dan da 25’e yakın gönüllü fotoğrafçı katıldı. Gönüllü fotoğrafçıların ilk olarak Wan Depremi’nde bir araya geldiklerini kaydeden Semra Yeşil, Wan depreminin ardından bu kez Roboskî’de bir araya geldiklerini söyledi. Roboskî’de yaşanan katliamın ardından gönüllü fotoğrafçılarla bir araya gelip “Ne yapabiliriz” diye aralarında konuştuklarını ve ardından böylesi bir karar aldıklarını ifade etti.


Çocukların gözüyle Roboskî Katliamı

Aldıkları karar üzerine Roboskî’nin Gülyazı Köyü’ne gittiklerini ve orada fotoğraf atölyesi açtıklarını kaydeden Semra, “Köyde yaşayan tüm çocukları atölye çalışmamıza dahil ettik. 5 aylık bir çalışma yürüttük. Köyde çocuklara fotoğraf makinası ile ilgili teknik eğitimler verdik. Her çocuğun kendi hayatlarını hikaye etmelerini istedik.  Çektikleri binlerce fotoğraf içinden atölyeyi yürüten fotoğrafçıların  desteğiyle çocuklar tarafından hikaye seçkileri yapıldı. Gençler ve çocuklar kendi yazdıkları ve fotoğrafladıkları hikayelerle, katliam sonrası Roboskî’de yaşamı belgelediler. Roboskî’deki genç fotoğrafçıların haykırışına ortak olmak için biz bu çalışmayı başlattık. Gençlerin ve çocukların gözüyle dünyaya bir ışık tutmak adına, iktidarların eliyle kirletilen dünyada gençlerin ve çocukların kendi düşüncelerini, duygularını ve itirazlarını yarınlara da taşımak temel amacımızdı” dedi.

Roboskî Katliamı 3 dilde

Roboskî’de 5 aylık çalışma sonucunda 60 genç ve çocuğun anlatımıyla 43 hikayenin yazıldığını dile getiren Semra, “Yazılan 43 hikaye ve çekilen 600 fotoğrafı kitaplaştırdık. Kitap Kürtçe, İngilizce ve Türkçe olmak üzere 3 dilden oluşuyor. Gençlerin ve çocukların kendi hikâyelerini anadillerinde anlattıkları mini-röportajların olduğu bir film DVD’si de kitap içerisinde yer alacak. Ayrıca kitapta beş ay boyunca yaşadığımız atölye süreciyle ilgili fotoğrafların yanı sıra çocukların tuttukları günlüklerden kesitler, gençlerin ve çocukların portreleri de yer almaktadır. Ve 28 Aralık’ta Roboskî’de olacağız” sözlerine yer verdi.


Katliamda kaybettikleri yakınları
Fotoğraf atölyesine ilişkin konuşan gönüllü fotoğrafçılardan Fatma Çelik de, yaptıkları çalışmanın çok anlamlı olduğunu dile getirerek, “Çocukların hikayeleri daha çok katliam ve katliamda kaybettikleri kişilere yönelik hikayelerden oluştu. Hikayeler belirlenirken yönlendirici olmadık. Onların ne gördüğüne ve neyi anlatmak istediklerini nasıl anlatabilecekleri konusunda yardımcı olduk. Çocukların o katliama Roboskî köyüne bir bellek oluşturulmasını ve kendilerini bu yolda ifade etmelerini hedefledik. Çocukların atölye çalışmasında fotoğraf ve hikayelerle neler yapabiliriz diye kendi içimizde tartıştık. Ve kitaplaştırmaya karar verdik. Olması gereken de buydu çünkü çocuklar orada hikayelerini oluşturdular. Bu oluşturulan belleği geleceğe de taşınması gerekiyordu.  Unutulmaması, unutturulmaması gerekiyordu” şeklinde konuştu.

Öyküm mezarlık ziyareti
Roboskî katliamında kardeşini yitiren Selma Alman da şunları dile getirdi: “Bizim geçimimiz çok zahmetli. İnsanlar kaçakçılık yapmasa geçinecek bir durum yok. Katliamdan sonra bütün çocukların psikolojisi bozulmuş. Bizde bunun üzerine çocuklar için fotoğraf atölyesinde çalıştık. Bütün çocuklar geldi herkes bir öykü seçti. Bende bir öykü seçtim benim öyküm “Perşembenin çocukları” çocuklar mezarlığa gidip geliyordu. Ağlayan çocuklar vardı. Biz sesimizi devlete duyurmak istedik. Şunu herkes bilmeli; çocuklar ya da gençler herkes Roboskî gerçeğinin açığa çıkarması için uğraşacak.  Benim öyküm babalarını kaybeden çocuklardır. Çocuklar gelip babalarının mezarlıklarını ziyaret ediyorlar. Çiçek getiriyorlar. Babalarının katilleri ortaya çıksın diye dua ediyorlar. Bizde bunu açığa çıkarmak için uğraşıyoruz. Failler bulunana kadar bizler durmayacağız.”

MİZGİN TABU/JİNHA