• Devlet tarafından 1993'te yakılan Pîrêş’te yaşayanlar elektriksiz, susuz ve yolsuz bir yaşam mücadelesi veriyor. Hastalarını sırtlarında taşıyan, suyunu kilometrelerce uzaktaki dereden getiren kadınlar insanca yaşamak istediklerini belirttiler.

 

Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesine bağlı Nedara Mahallesi’nin Pîrêş mezrasında yaşayan yurttaşlar 1993 yılında köylerinin yakılmasıyla topraklarını terk etmek zorunda kaldı. 2004’te ailelerinden kalan topraklara geri dönen yurttaşlar, aradan geçen yıllara rağmen elektrik, su ve yol gibi temel hizmetlerden yoksun yaşamlarını sürdürüyor.

Pîrêş mezrasında 69 hane bulunurken, çevredeki evlerle birlikte bu sayı 150’yi aşıyor. Yıllardır elektrik direklerinin dahi bulunmadığı mezrada yaşayan yurttaşlar, güneş panelleri ve gaz lambalarıyla aydınlatma ihtiyaçlarını karşılıyor, sularını yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki dereden karşılıyor.

Pîrêş 1993’te yakıldı

1993’te mezralarının yakılmasıyla, hayvanlarını ve eşyalarını kaybettiklerini söyleyen Mirza Muhammet Aydın, “Her şeyimizi burada bıraktık. Geri dönerken neyimiz varsa sırtımızda taşıyarak getirdik. Burası dedelerimizin, babalarımızın mirasıdır. Ama kışın burada kalamıyor, hayvanlarımızı beslemekte zorlanıyoruz. Çünkü elektriğimiz ve yolumuz yok” dedi.

Elektrik direği bulunmayan mezralarında güneş panelleriyle ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını söyleyen Aydın, “Panellerimizi sabah 06.00’da güneşe çıkarıyoruz akşam 19.00’dan sonra içeri alıp prize takıyoruz. Ama saat 20.30-21.00 gibi enerji bitiyor. Ondan sonra da gaz lambası yakıyoruz. Biz elektrik ve yol istiyoruz” diye konuştu.

Hastaları sırtımızda taşıyoruz

Mezralarında 5-6 yıl önce ağaçtan düşen 47 yaşındaki birinin ambulans gelene kadar yaşamını yitirdiğini anlatan Aydın, “Birimiz hastalandığında, hastamızı sırtımızda asfalt yola kadar götürüyoruz. Ambulansın buraya gelme imkanı yok. Hastamızı yetiştirebilirsek yetiştiriyoruz, yetiştiremezsek hayatını kaybedebiliyor” ifadelerini kullandı.

Karanlıkta yaşıyoruz

75 yaşındaki Hanım Aydın, şeker, tansiyon ve kolesterol hastası ve bir bacağının da sakat olduğunu belirterek, su taşımakta ve çamaşır yıkamakta zorlandığını ifade etti. Hanım Aydın, “Suyu dereden getiriyoruz. Elbiselerimizi leğende elle yıkıyoruz. Kollarım ağrıyor, dizim sakat. Elektrik olsaydı çamaşırlarımızı makineye atardık. Gençler bir şekilde idare ediyor ama bizim gibi yaşlılar için gerçekten çok zor” şeklinde konuştu.

Pîrêş’te yaşayan 21 yaşındaki Muhammet Poyraz da güneş panellerinin kışın yetersiz kaldığını belirterek, “İşlerimizi karanlıkta yapmak zorunda kalıyoruz. Sobayla evi doğru düzgün ısıtamıyoruz. Paneller de gece boyunca çalışmadığı için evlerimiz buz gibi oluyor” dedi.

Şehirden mezraya 5-6 bin liraya

Edibe Abo, elektriksizlik nedeniyle gıdalarını koruyamadıklarını belirterek, “Ekmek yapıyoruz, bir gün kalınca bozuluyor. Hayvancılık yapıyoruz ama tereyağı, yoğurt ve peynir üretemiyoruz. Elektrik olmadığı için ürünler bozuluyor” diye kaydetti.

Edibe Abo, ulaşım için yüksek ücretler ödediklerini söyledi ve ekledi: “Şehirden mezraya 5-6 bin liraya bizi ancak asfalt yola kadar bırakıyorlar. Sonrasını yürümek zorunda kalıyoruz. Çocuklarımız da elektrik ve okul olmadığı için gelmiyor. Ben burada doğup büyüdüm, o zamandan beri elektrik yok. Yolumuz yapılsın, elektriğimiz gelsin artık yeter.”

Bu topraklarda kalmak istiyoruz

Muzaffer Aydın, 15 yıldır burada yaşadığını belirterek, hastaneye ulaşım konusunda ciddi zorluklar çektiklerini söyledi. Kadınların doğum sırasında da risk altında olduğuna dikkat çeken Aydın, “Yaklaşık 13 kilometrelik yolun asfaltı yok. Kadınlar burada doğum yapmak zorunda kalıyor. Riskli doğumlarda hastaneye yetişene kadar iç kanama geçirip yaşamını yitirenler oluyor” diye konuştu.

Bütün bunlara rağmen mezralarını terk etmek istemediklerini vurgulayan Aydın, “Burayı seviyoruz ve buradan gitmek istemiyoruz ama elektrik olmadığından burada bir şey yapamıyoruz. Elektriğimiz, suyumuz, yolumuz, sağlık ocağımız ve okulumuz olmalı” dedi.

Kadınların omzunda bir mezranın yükü

Abdulselam Polat da kendi mezralarının yakınında bulunan Mûş’a bağlı Kelişî, Geliyê Aliyan ve Gelîguzan köylerinde elektrik, su ve yolun bulunduğunu ama Pîrêş’in ise bu hizmetlerden yoksun olduğunu anımsattı. Polat, “Onların elektriği, suyu ve yolu var ama bizim yok. Güneş paneli getirip takıyoruz ama güneş olmayınca çalışmıyor. Karanlıkta el feneriyle idare etmeye çalışıyoruz” dedi.

Mezrada 23 yıldır yaşadığını belirten Sıdıka Polat ise “Her şey bizim omuzlarımızda. Artık yeter! Elektrik istiyoruz, bu mağduriyeti daha fazla yaşamak istemiyoruz” diye konuştu.

Pasûr Belediyesi: Bir sorun yok!

Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) yetkilileri, mezranın elektrik yapımına dair sıraya koyduklarını, en kısa zamanda mahalleye elektriği götüreceklerini ileri sürdü. Pasûr Belediyesi ise yol ve su sorununa dair şunları söyledi: “Mezranın yollarının bir kısmına kadar yaptık. Fakat sonrası için bu hava koşullarında yapmak mümkün değil. Sularını da dereden taşıyorlar, bir sorun yok.” EZGİ GÜNGÖR/MA