• Êlih’in Qabilcewz (Sason) ilçesinin Arap köyü olan Kaçali'den Hadi Çelik, oğlunu ve iki yeğenini Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde şehit verdi, köyünden edildi, sürüldü, işkence gördü, tutuklandı.
  • Hadi Çelik, "Yaşadığımız her zorluğa rağmen asla pişman değiliz. Davamızın arkasındayız. Üç kardeşiz ve ailemizde üç şehidimiz var. Sadece bir şehidin naaşına ulaştık. Bir gün bile çalışmalardan geri çekilmedik” dedi.

 

Bir Arap olarak Kürt halkının haklı davası için mücadele yürüttüğünü kaydeden şehit babası Hadi Çelik, "Kürtlerin içinde büyüdüm. Yıllarca onların mücadelesi içinde yer aldım ve şimdi de DEM Parti yönetimindeyim. Parti için ne gerekirse hazırım ve yapabilirim" diye konuştu.

Kuzey Kürdistan’da yüzlerce köy, 90’lı yıllarda devletin baskısıyla boşaltılarak, halkı göçe zorlandı. Şirnex, Êlih, Colemêrg, Amed ve Mêrdîn gibi kentlerden on binlerce kişinin yaşadığı alanlar yakılıp yıkıldı. Êlih’in Qabilcewz (Sason) ilçesinde Arap köyü olan Kaçali de koruculuk dayatmasını kabul etmeyen ve boşaltılan köylerden biri. Köy, 1992’de boşaltılırken, 12 ev bir traktörle göç yoluna düştü. İlçe çıkışında köylülerin önünü kesen askerler, üç gün boyunca genç, çocuk, yaşlı ve kadınları güneşin altında bekletti. Ardından köylüler, Amed’in Bismil ilçesi, Tekirdağ, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kentlere göç etti. Bismil’e göç eden Çelik Ailesi, burada devletin baskılarına maruz kaldı. Hadi Çelik ve ailesi, tüm baskı ve tehditlere rağmen Kürt Özgürlük Hareketi’nin yanında olmayı seçti. 

Oğlu Şehmuz Çelik (Sidar Amed) 11 Mayıs 2021; yeğenleri Ayhan Çelik (Rizgar Sason) 1999 ve Süheyla Çelik (Nûda Sason) ise 4 Ağustos 2021'de şehit düşen Hadi Çelik, çatışma, göç, baskı ve zulmün eksik olmadığı topraklarda Demokratik Toplum ve Barış Süreci ile onurlu barışın inşa edileceğini belirtti. 

Süheyla Çelik (Nûda Sason)

Göç, baskı ve zulüm

Göçe maruz bırakılmadan önce köylerinde 25 evin olduğunu hatırlatan Çelik, MA'dan Fethi Balaman ve Helin Dolanbay'a şunları söyledi: “Köyde hayvancılık yapıyorduk. Koruculuğu kabul etmedik ama köyümüzü de terk etmek istemedik ama ne yazık ki devlet bizi çok zorladı. Bize ‘ya silahlanacaksınız ya da köyü terk edeceksiniz’ dayatmasında bulundu. Bizler onlara ‘silah almayacağız köyümüzü de bırakmayacağız’ dedik. Bu olayın ardından her seferinde bizi şikayet ediyorlardı. Etraftaki köylerin çoğu korucu olmuşlardı. Artık köyde bir huzurumuz kalmadı ve göçertildik. Göç sırasında Sason’un girişine geldiğimizde orada çok sayıda asker vardı. Hava çok sıcaktı çocuklarımız yanımızdayken önümüzü kestiler orada bize ‘gitmenizi kabul etmiyoruz. Ya silah alacaksınız ya da gitmenize izin vermeyeceğiz’ dediler. Biz orada onlara ‘biz kararımız verdik; Silah almayacağız’ dedik. Orada üç gün bizi beklettiler, gitmemize engel oldular. Üçüncü günün ardından hepimiz Bismil’e geldik.”

İkisinin cenazesi yok

Hiçbir şart ve koşul altında mücadeleden geri adım atmadıklarını belirten Çelik, şöyle devam etti: “Bismil'de evimiz yoktu. Bizim için çok sıkıntılı bir dönemdi. Göçebe bir şekilde yerleştik. Arazilere gidip iki ay boyunca çalıştık ve kendimize ev yaptık. Bizimle gelen çoğu kişi şu an Mersin’de ya da İstanbul’da. Yaşadığımız her zorluğa rağmen asla pişman değiliz. Davamızın arkasındayız. Üç kardeşiz ve ailemizde üç şehidimiz var. Bu şehitlerimizin sadece bir tanesinin naaşına ulaştık, diğer ikisinin nerede olduğunu bilmiyoruz. O iki mezara ulaşmak istiyoruz. Bir kemik kalmışsa bile o kemiğe ulaşmak istiyoruz.”

Şehmuz Çelik (Sidar Amed)

Bir gün bile çekilmedik

“O dönemden şimdiye kadar çalışmaların içindeyiz” diyen Çelik, “Bir gün bile çalışmalardan geri çekilmedik. 7 ay hapiste kaldım. 7 ay boyunca hiçbir suçum olmadan orada tuttular. Şimdi ise bir dosyam Yargıtay’a gitti ve 6 yıl 3 ay cezam var. Bugüne kadar ne yaptıysam asla pişman değilim ve sonuna kadar davamın arkasındayım” şeklinde konuştu. 

Kürtlerin içinde büyüdüm

Bir Arap olarak Kürt halkının haklı davası için mücadele yürüttüğünü kaydeden Çelik, şunları dile getirdi: "Ben Kürtlerin içinde büyüdüm. Yıllarca onların mücadelesi içinde yer aldım ve şimdi de DEM Parti yönetiminde yer alıyorum. Parti için ne gerekirse hazırım ve yapabilirim. Bu dava sadece Kürtlerin, Türklerin ya da Arapların değildir. Bu dava hepimizindir. Bizim için toplumda birlik ve beraberlik önemlidir. Burada artık başımıza gelenler geldi. Bundan sonra bu kanı durdurmanın vaktidir. Benim oğlum şehittir, ben barış istiyorum. Başka çocukların şehit olmasını istemiyorum. Artık huzur istiyorum. Toplumda birlik ve beraberlik istiyorum.”

Köyün özlemi bitmiyor

Göç ettirildiği köyüne bazen gittiğini belirten Çelik, “Halen gece gündüz köyüm gözlerimin önüne geliyor. Şimdi imkanım olsa burada hiç durmam oraya giderim. Ama orada evim falan kalmadı ve bu yüzden gidemiyorum. Bizim ailede şu an sadece 2 ev var orada. Köyümüz ilçeden 7 km uzaklıkta. Arada bir gidip orada nefes alıyorum” dedi.

Barışa sahip çıkalım

Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ne değinen Çelik, şunları ekledi: “Bir yılı aşkın süredir barış süreci başlamış. Bu süre içerisinde herhangi bir ölüm olmamış. Biraz huzur gelmiş. Ne gerilla ne polis ne de asker cenazesi gelmiyor artık. Bundan sonra böyle devam etmesini istiyoruz. Kalıcı bir barış sağlansın. Cezaevlerindeki arkadaşlarımız bırakılsın. Silah bırakan gerillalar da artık memlekete dönsünler. Hep beraber yaşayalım. Barışı hep birlikte inşa edelim. Kimin üstüne ne düşerse yapsın.” AMED