
Amerika Tennessee Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Michael Gunter, Sürecin ilerlemesi için her iki tarafın da şiddetten uzak durmasını gerektiğini söyledi. Prof. Gunter “PKK ‘terör örgütleri’ listesinde çıkarılmalıdır. Son gelişmeler artık bu tabirlerin bir kez daha geçersizliğini ortaya koydu” dedi. Çözüm için her iki tarafın da samimi ve istekli olması gerektiğini belirten Prof. Gunter, tarafların asıl isteklere ihanet etmeden ve birbirini gözetleyerek ilerlemesinin önemini vurguladı. Avrupa Birliği ve diğer uluslararası oluşumların barış sürecini desteklemesi gerektiğini kaydeden Prof. Gunter, şunları ifade etti: “Fakat son olarak gerçekleşen Yılmaz Orkan’ın ve Adem Uzun’un tutuklanması bu sürece olumlu bir katkı sağlamamıştır. AB’nin süreci selamlaması ve diyalogdan yana tavır koyması, AB ülkelerinde tutuklu bulunan Kürt aktivistlerin serbest bırakılmasıyla olur. AB, barışa destek için bu adımı atmalıdır.”
‘BM gözlemci olmalıdır’
São Paulo Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Manuel Ciridiao da, Öcalan’ın açıklamalarının Kürt-Türk ilişkilerinde bir dönüm noktasını oluşturabileceğini kaydetti. Prof. Ciridiao, “Dört ana parçada dört devleti ilgilendiren Kürt sorunu gibi uluslararası bir sorunun çözüm yolunda Birleşmiş Milletler’in gözlemci sıfatı ile sürece dahil olması gerekir” dedi. Her iki gücün bunun istemesi durumunda BM’nin devreye girebileceğini anımsatan Prof. Ciridiao, çatışmaların ağır sorunlara yol açtığı benzer ihtilaflarda iki güç arasında her zaman güven sorunu olacağını sözlerine ekledi. Ciridiao “BM, güven ve sürecin ilerlemesi için devreye girmelidir. BM’nin 33/2, 34, 36, 37/2 ve 38. maddelerinde, Güvenlik Konseyi’nin görev ve yetkileri düzenlenmektedir. Bu yetki ve görevler aynı zamanda barış görüşmelerini uluslararası bir zemine taşır ve güçlenir” dedi. PKK militanlarının eylemler yaptığını ama PKK’nin bir terör örgütü olmadığına dikkat çeken Prof. Ciridiao, PKK’nin bir halk temsiliyetine kavuştuğunu ve politik bir örgüt olduğunu vurguladı. Ciridiao, “ABD ve AB güncel çıkarlar doğrultusunda PKK’yi ‘terör örgütleri’ listesine aldı. Bu politik oyunda özellikle bu süreçte vazgeçilmeli ve PKK’nin siyaset yapabilmesinin önü açılmalıdır” dedi.
Prof.Ciridiao, barış süreçlerinde her iki güç tabanında muhalif seslerin yükselebileceğini ve bunun doğal olduğunu hatırlatarak, “Bir çok ülkede bu soruna benzer barış görüşmelerinde karşılıklı güçlerin tabanlarında rahaksızlıklar olmuştur ve çok doğaldır. Herkesin barışı kazanmaz bir tek barış kazanır. Önemli olan ilk etapta silahların susmasıdır ve konuşmaya başlamaktır” şeklinde konuştu.
‘CHP sürece dahil olmalıdır’
İsviçre Sosyal Demokrat Parti (SP) Dışilişkiler Sorumlusu Peter Hug ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’nın 21 Mart açıklamasının tarihi bir açıklama olduğunu ve barış için çok önemli bir fırsat yarattığını söyledi. Hug, “Şu anda top Türk Hükümeti’ndedir. Kendisine uzanan elin iyi değerlendirilmesi gerekir. Kürtler ve azınlıklar federal bir yapıyla demokratik haklarını elde edebilir” dedi.
Hug, SP olarak Öcalan’ın uzattığı barış elini selamladıklarını ve Türk Hükümeti’nde yapıcı girişimler başlatmasını beklediklerini belirterek, “Sürecin başarıya ulaşması için sadece AKP’nin değil aynı zamanda CHP’nin de destek vermesi gerekiyor. CHP’de beklentimiz Sayın Kılıçdaroğlu’nun kendi Alevi-Kürt kimliğine sahip çıkması, özellikle Dersim’de işlenen katliamın açık bir şekilde eleştirmesi ve Kürtlerden özür dilemesidir. Sadece sözde değil özde de yeni bir politik başlangıca vesile olacak bu anlayış CHP’yi sürece dahil edebilir. Bu başlangıç, Türkiye’ye önemli bir ivme kazandıracaktır” dedi. SP Dışilişkiler Sorumlusu Peter Hug, AB ve ABD gibi İsviçre’de bir ‘terör örgütleri’ listesi bulunmadığına dikkat çekerek “AB ve ABD PKK’yi söz konusu listede bir an önce çıkarmalıdır. PKK’nin aynı listede yer alması Kürtlerin barışa olan inancını zayıflatacaktır ve sürece hizmet etmeyecektir” diye konuştu. Barış sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Öcalan ile Kürtlerin sağlıklı bir dialog kurması gerektiğine işaret eden Hug, eşit koşulların bu gibi süreçlerde önemli olduğunu ve bunun sağlanmasının önemini vurguladı.
‘AB desteklemeli’
İsviçre Federal Parlamentosu Temsilciler Meclisi üyesi Anita Fetz ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının yankı bulduğunu dile getirerek “Hükümet bunu ciddiye almalıdır ve samimi bir diyalog başlatmalıdır. AB, günümüze kadar şiddette arınmış bir Kürt haraketini özlediğini vurguluyordu. Şimdi bunun ilk adımları atılıyor. O halde AB bu süreci desteklemeli ve barış için yardım gücünü kullanmalıdır” dedi.
‘Taraflar inançlı ve sabırlı olmalı’
İsviçre Sosyal Demokrat Partisi Federal Parlamento Milletvekili Beat Jans da, barış sürecinde her iki tarafında sabırlı ve inançlı olması gerektiğini vurguladı. Jans, “Nefret ve kinden beslenen, Kürtlerin demokratik hakları sindiremeyen çevreler sürecin ilerlememesi için provokasyonlara girişebilirler” diye uyardı. Türk Hükümeti’nin artık Kürt halkını tanıması, dil ve kültürünü kabul etmesi gerektiğini kaydeden Jans, şu ifadelelerle sözlerini noktaladı: “Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere Avrupa Birliği gibi organizasyonların bu sürece destek vermesi gerekiyor. NATO, özellikle geri çekilme sürecinde PKK ve Türk askerlerin kontrolü konusunda görev alabilmelidir.”
ALİ ONGAN / BASEL