Bundan birkaç gün önceydi PKK Merkez Yürütme Komite Üyesi Murat Karayılan ile Medya Haber televizyonu için bir söyleşi yaptık. Karayılan’ın söyleşisinde bir cümle vardı. “Baksanıza, her gün fedailer çıkıyor, eylemler oluyor. Bunları Önder Apo yarattı. Biz Önder Apo’un fedaileriyiz” dedi.
Bu cümle; açlık grevlerini, Leyla Güven’i ve Nasır Yağız’ı ve onlar gibi nefsini onura yatıran nerdeyse milyonlara ulaşacak olan insanları anlamak için yetti de arttı bile. İnsanlar adalet için, ahlak için, onur ve özgürlük için sokaklara çıktılar, coplandılar ama yine de sloganlar attılar. Onlar slogan attıkça cezaevlerine girdiler, direndikçe hücrelere girdiler. Hücreler de tek başlarına kaldıklarında yüreğinin tokluğuna olan inanç onları açlık grevine götürdü. Ve gittikçe birler, ikiler ve milyonlara varan sayıda bedeller verdiler. Ama başardılar, kazandılar ve tarihe adlarını yazdırdılar. Bunlar herkesin belki de bildiği Latin Amerika’da oldu. Bunları tarihin tozlu raflarına kaldırdı iktidar. Ve kimsenin karıştırmayı akıl etmediğini sanarak hala baskılarına, şiddetlerine, zulmüne devam etti. Devletler, daha zulümlerine devam ederken asırlardır savaşıp ve yok edilmek için üzerinde uygulanmadık hiçbir şey kalmayan herkesin bildiği ama korktuğu Kürdistan yeniden can buldu, ruh buldu. Biri kütüphaneleri karıştı, kitapları sildi ve ülkesinin adını dünyaya duyurmak için haklı bir mücadelenin havarilerini örgütledi. E, ne demişti tam şu anda günümüzde tüm Ortadoğu’nun geleceğini belirleyen Üveyiş’in oğlu Abdullah Öcalan; “Biz kimsenin yurtseverliğini bile yapmadığı bir halkın militanlığını yaptık.”
Talepe dediler, Kürdistan Devrimcileri dediler, Apocu dediler… bir kişiydi, üç oldu, grup oldu, parti oldu ve şimdi ordu oldu. Abdullah idi Haki ve Kemal oldu. Sonra gittikçe, arttılar. Mazlum Doğanlar, Sema Yüceler, Mahsum Korkmazlar, Zekiye Alkanlar ve Zeynep Kınacılar, Sakine Cansızlar oldular. Şimdi Zülküf Gezenler, Ayten Behçetler, Zehra Sağlamlar, Medya Çınarlar oldular… Sanki öldürdükçe çoğaldılar, ezdikçe başkaldırdılar ve “bitireceğiz” dedikçe hamle yaptılar, büyüdüler. Ve kimse nasıl olduğunu anlamadı, sonradan da anlayan kendisini o yaşam iksirinden geri tutamadı. Tanıştıkça tanımak istedi, aradıkça bulmak istedi, dokundukça sahiplenmek, korumak istedi. Hele ki sevdiyse ne beden bıraktı ne de ruhsuzluk, ne yüreksizlik bıraktı ne de akılsızlık. PKK’yi tanıyanlar ateşi de tanıdı, toprağı da; dervişliği de tanıdı ihaneti de, kutsallığı da lanetliği de. Dünyanın değişebileceğine olan inancı daha da büyüttü. Yeni yaşama olan inancın umudu işkenceyi değil mücadeleyi uzattı.
İşte Karayılan bunu demek istiyordu: “Bunları Önder Apo yarattı.” Bugün Leyla Güvenlere kadar taşınan ve ifadesini bulan direnişin asıl kahramanı hala İmralı’da tutsak. Hatta esir tutuluyor. Kitapları tozlu raflardan kaldırma cesareti gösteren ve karıştıran Peygamberler şehrinin asil oğlu. Eğer tek bir sözü insanları yaşama ve ölüme götürüyorsa vardır bir şey. Eğer tek bir cümlesi milyonları harekete geçiriyorsa yine vardır bir şey. Eğer onun ideolojisiyle en küçük toprak için bile Afganistan kadını bile sokaktaysa vardır bir şey. Eğer onunla yaşamak için feda ediliyorsa gencecik yüreklerin kızıllığı vardır bir şey. Eğer onun özgürlüğü için açlığa yatıyorsa bedenler çok şey vardır. Ve eğer elleri kelepçeliyken bir halkın tutsaklığını ifade ediyorsa o zaman durup düşünmek, oturup susmak ve görmek gerekir insanlara bu kavgayı sevdiren gözleri. Bu kavgayı sevdiren, bu kavgayı besleyen, bu kavganın dört duvar arasında bile fedailerini var eden yine bu gözlerin sahibidir.
Bu gözler Ortadoğu halklarının önderi Üveyş’in oğlu Abdullah Öcalan’a ait. Üveyş’in çektiği sancı Kürdistan toprağının yeşerme sancısını ifade ediyorsa, Öcalan’ın doğumu da tüm Kürtlerin ve kadınların doğumunu ifade ediyor. Böylelikle 4 Nisan 1949’da fedailerin tohumu atılmış oluyor bereketli topraklara. Sadece militanları değil, istese de istemese de tanıyan herkes etkileniyor.
E, bizi de çok haksız çıkartmadı Yeniçağ. Ne dedi Yeniçağ Gazetesi yazarı Arsan Tekin; “PKK, mevsim açtı.” Ve farkında olmadan da olsa PKK Merkez Yürütme Komite Üyesi Murat Karayılan’ı doğruladı. Bakalım kış ne zaman gelecek!