Türk basını ciddi bir zorluk çekiyor. Olmayan seviye çok aşağı çekilmiş durumda. Neyi artık haber yapacağını bilemeyen basının geçtiği son alametifarika şöyle: “İspanya'da ETA'nın silah bırakıp masaya oturma kararının ardından, çekilme sürecindeki PKK da çekilmeyi durdurduğunu açıklamıştı. TSK'nın yaptığı açıklamaya göre PKK'lılar şimdi ise balık tutan vatandaşı dövdü".

Sanırım TSK bu olaydan sonra PKK yetkilileri ile irtibata geçip balıkçılardan özür dilemelerini de istemiştir. Diğer olası haber başlıklar da şöyle olabilir:
* PKK, operasyonlara geç kalan özel hareket timine küstü!
* PKK, devam eden maçın ortasında sahaya inerek topu taca attı!
* PKK, ele geçirdiği askerlerin kulağını çekti!
**
Lağım çukuru Vakit gazetesinin sitesinden okuduğumuz haber şöyle: “Emniyet'in çeşitli birimlerinde görevlendirilmek üzere 3 bin 170 erkek, 130 kadın polis alınacak. 3 bin 300 kişilik kadro için 7 bin 100'ü kadın, 30 bin 900'ü erkek olmak üzere toplam 38 bin kişi başvuru yaptı. Polisliğe en çok Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme ve İktisat mezunlarının başvurduğu ortaya çıktı. Başvuruda ilk sıraları 3 bin 573 kişi ile İstanbul, 3 bin 537 kişi ile Ankara, bin 988 kişi ile İzmir, bin 941 kişi ile Adana, bin 239 ile Konya, bin 218 ile Mersin, bin 136 ile Bursa izledi." Hakkari’den sadece 9 kişi polis olmak için başvurmuş. Onlarda kesin Açık öğretime kayıtlı polis çocuklarıdır. O değil de bu haber yayılırsa Hakkari halkı 9 kişinin kim olduğunu araştırır ve ortaya çıkar diye düşünüyorum. Gör o zaman şenliği…
Devlete gerekli mesajı vermiş halk. Çepik diyoruz…
**
Denk geleniniz olmuştur. Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün Gezi eylemleri ve Alevilik ile ilgili görüşleri, parlamentoda tepkiye yol açmış. Hollanda’nın geçen Nisan ayında “imam yetiştirmesi" amacıyla denklik verdiği üniversitenin kapatılması istendi. Çünkü rektör Ahmet’in söyledikleri şöyle: "Gezi'yi dinsizler, PKK'lılar, sarhoşlar, faizciler ve CHP zihniyeti tertipliyor". Dr.Ahmet efendinin tipini gördükten sonra yorum yapmaya gerek görmedim. Haberi görmezlikten geldim… Lakin söylediklerini not etme babında size de göstermek istedim.  
**
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Kürtçe savunma yapmak istiyoruz diyenler Türkiye'de günlerce gündem oluşturdu. Yasayı değiştirdik, yürürlüğe girdi ve 'Kürtçe savunma yapmak istiyorum' diyen hiçbir kimse kalmadı" dedi. Eee sırf sen söylediğin için insanın içinden Oxx oldu demek geliyor be Bekir! Sana ne yani? Aynı saçma sapan söylemi ilk özel Kürtçe kursları zamanında da yapmıştınız. Aynı terane bir bitmedi gitti!
Full time her şeyi nimet gören bünyenizi ne ile besliyorsunuz söyleyin hele.
**
Makedonya'nın başkenti Üsküp'e bağlı Çayır Belediyesi'nde Türkçe, uzun bir dönemin ardından yeniden resmi dil olarak kabul edildi. RTE’nin gözü aydın. Bakalım kaç yerde bunu kendine mal edip seçim propagandası yapacak! Yine Almanya’daki eğitim için asimilasyon deyip Türkiye’de de sıradan faşizm derecesinde uyguladığı anadil politikalarına da en ahlaksız derecede alet etmesi dileği ile.
**
1961-1964 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde personel eğitimi için Milli Eğitim Bakanlığınca görevlendirilmiş olan öğretmen Bedia Tuncer tarafından derlenmiş bir şiir kitabı var. Şiirlerin hepsi delilere ait. Bir tanesini alıntılıyorum:
Doğdum büyüdüm okuma, başıma oldu dert;
Askerlik çağı, vazife itham, emir, terhis et...
Dünya evi varmış, anladım o da dert!...
Alnıma çizilmiş tımarhane elim akibet cür'et
Sonu ne olur bilmem ne bir adalet?
Uyan kabrinden ey ünlü filozof Sokrat,
Yolunu öğret beni de filozof et...
Ya da Allahım yeter azat et!..