Ne dersiniz?
Sözüm "bizim okura" değil elbette. O okurun, şu "silahsızlanma, eve dönme, evlenip, barklanıp, şişmanlayıp, palazlanıp 'rehabilite' olma" lafını duyduğu zaman midesine kramp giriyor.
Soruyu, AKP Hükümeti'nin "PKK'yi silahsızlandırıp, dağdan indirme, evine döndürme" politikasına kurban gitmiş Türk kardeşlerime soruyorum. En çok da, "El Kaidecilikten nefret eden, Erdoğan'ın çizgisinin El Kaideciliği Türkiye'de azdırdığına" inanan, "yaşam tarzını tehlikede görüp, laikliğin son mevzilerini kaybetmesi" karşısında iki eli böğründe, umutsuz, çaresiz kalan ve hele şu son "Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra aklı başından giden" "sahillerin laik, ulusalcı" insanlarına soruyorum:
"PKK silah bıraksın mı? Dağdan inip, evde büryan yiyerek yağlanıp şişmanlasın mı? Granit kayalarda ceylan gibi seken gerilla, Amed ovasında, oflaya poflaya dolaşsın mı? Evlenip, barklanıp çoluğa çocuğa karışsın mı? Bir kaç yüz dolar maaş alıp, "keleşli" olmasa da, "coplu, kelepçeli, belki de bir 7.65'lik Kırıkkale tabanca" ile "özel güvenlikçilik" yapsın mı? O da olmazsa, esnaf kovalayan birer "zabıta"ya dönüşsün mü?"
Ne dersiniz? Soruyorum:
PKK dağdan inip, silahsızlansın mı?
Bazıları "cehennemin dibine gitsin" demeye devam etse de şu son seçimin gösterdiği gibi "sahiller uyanıyor". "Gerilla"nın ne olduğunu yalnız Selahattin Demirtaş'ın etkin söylemine bakarak değil, Irak'taki IŞİD istilasına bakarak yavaş yavaş anlıyor.
Soruyu değiştirip, tekrar soralım: "PKK AKP'nin dayattığı gibi, Türkiye'den çekilseydi, çekildikten sonra silahlarını gömseydi, sonra dağdan silahsız inip, evlerine gitseydi, ne olurdu?"
IŞİD'ı hiç kimse durduramazdı.
Durduramadı da... Kelle koparan çete Musul'a "tek mermi yakmadan" girdi; Maliki'nin ağır silahlarla donanmış ordusu iki üç gün önceden ağır silahları çeteye bırakıp, tabanları kaldırıp, kaçtı.
Çete Musul'da durmadı. Êzîdî Kürtlerin "başkenti" Şengal'e saldırdı. Ne oldu? Orada da başında Barzani'nin bulunduğu Peşmerge, böyle bir saldırıya ne moral, ne fiziki, ne askeri açıdan hazır olmadığı için Şengal'i tek mermi yakmadan terketti.
Aslında, El Kaide türevi olan bu çeteler, dünyanın en büyük nükleer gücü olan "yenilmez" ABD Ordusunu da Afganistan'da perişan etmişti.
Böylece dünyanın en büyük devletleri de, Irak devleti de, Güney Kürdistan Federe Bölgesi de, IŞİD çeteleri karşısında tam çaresiz kaldığı bir sırada...
Bundan dört ay önce PKK Önderi'nin "Şengal uyarısı"nın ışığında, yardıma hazırlandığı görülen HPG'nin başındaki isim, Karayılan, "bu akşamdan itibaren Şengal'i savunmaya başlıyoruz" dedi ve Kürdistan dağlarının gerillaları ile, Rojava ovalarının gerillaları, Güney Kürdistanlı Kürt kardeşlerinin, Êzîdîlerin, Katolik azınlıkların, Süryanilerin ve Şii Türkmenlerin yardımına koştu. Şengal Dağı'nı tuttu. Oradan bir koridor açarak, onbinlerce Êzîdî Kürdün Rojava'ya geçerek soykırımdan kurtulmasını sağladı. Rabia'yı kurtararak, çetelerin Barzani tarafından Rojava sınırına kazılan hendeklere dayanmasını önledi... Şengal Dağında mevzilendi, Şengal Dağı ile Qamîşlo arasındaki ovayı adım adım IŞİD çetelerinden kurtardı, Suriye Kürdistanını Irak Kürdistanı'yla birleştirdi. Tam bu sırada, IŞİD, belli ki, AKP hükümetiyle yaptığı gizli anlaşmanın gereği olarak, Türk devletinin gözüne diken gibi batan Mexmûr kampını yok etmek üzere, onun az ötesindeki Mexmûr Kasabasına saldırdı, burayı işgal etti. Böylece bir anda Hewler tehlikeye girdi.
Sonra ne oldu?
"Silahsızlandrırılmak, dağdan indirilmek istenen" gerilla, peşmergeyi de yüreklendirerek, Kürtlerin ulusal demokratik birliğini adım adım gerçekleştirerek, Mexmûr Kasabasını çetelerden temizledi. Derken, PKK Önderi Öcalan Kerkük'e "girdi." Şöyle: Medya Savunma Alanlarından harekete geçen gerilla birlikleri, elbette Barzani hükümetinin de onayı ile Federe Kürdistan'ı savunmak üzere ellerinde Öcalan posterleri ve elbette "silahları" ile birlikte Kerkük'e girdi. Şimdi Kerkük çevresindeki köyleri ve kasabaları, IŞİD çetelerine karşı silah elde savunuyorlar, işgal edilen yerleri Peşmerge ile birlikte kurtarıyorlar. Ve şimdi, en son olarak, HPG, YJA-STAR erkek ve kadın gerilla birlikleri, Êzîdî Kürtlerin yaşadığı Şêxan ve Laleş’i savunmak üzere mevzilendi...
İşte bu gerilla "dağdan inseydi, evine dönüp, silahsızlansaydı" ne olurdu?
Şu anda Suriye'nin üçte birini, Irak'ın dörtte birini işgal etmiş olan IŞİD AKP'nin Irak'ta ve Suriye'de "sünni kurtarılmış bölge" yaratma siyasetinin bir sonucu olarak, Türkiye'nin içlerine sızmaya başlardı... Bin bir tarikatta örgütlenen, en akla hayale gelmez "şeyhlerin", "imamların", en matrak "cüppelilerin" peşinden giden fanatik unsurlar, "IŞİD'in reisi, Halife Bağdadi'nin" de peşine takılırdı. Türkiye o andan sonra, milyonlarca Sünni ile Alevi toplumlar arasında mezhep savaşına sürüklenirdi.
Bütün bunlar eğer PKK "silahsızlandırılsaydı" işte böyle olurdu...
Bu gerçeği anlayanlar, ta Amerikalar'da, Obama'nın danışmanları, Almanya'nın bakanları, Die Linke'nin Başkanı, Fransız Komünist Partisi ve daha niceleri, "artık PKK'nin terör listesinden çıkarılması" gerektiğini savunmaya başladı...
Kürdistan Özgürlük Hareketi, parlamenter ve askeri başarılarla ve güçlü diplomatik ataklarla, bütün parçalardaki birliğini mücadele süreci içinde gerçekleştirerek geleceğe doğru, hala süren büyük tehlike ve tehditlerle boğuşa boğuşa yürüyor.
Siz hala "dağdan insinler, silahları gömsünler, evlerinde büryan yesinler" diyor musunuz?
PKK silahsızlansaydı Türkiye'de ne olurdu?
Artık açıkça sorabiliriz: PKK gerillaları, "dağdan insin mi?" "Silahsızlanarak evlerine dönsün mü?"