Almanya'nın Stuttgart kentinde toplanan 20 yıllık PKK yasağının mağdurları, yasak ile "terörle mücadele" adı altında demokratik siyaseti baskı altına alan 129a ve b maddelerinin kaldırılmasını talep etti.

Kürdistan'daki kirli savaş nedeniyle ülkelerini zorunlu olarak terk eden Kürtler, sığındıkları Almanya'da da mağdur edildi. PKK yani Kürtler 20 yıldır Almanya'da yasaklı. Yasağın yürürlüğe girdiği 26 Kasım 1993'ten beri çok sayıda Kürdistanlı, yasal faaliyetleri kriminalize edilerek gözaltına alındı, tutuklandı. Bütün kriterleri yerine getirmesine rağmen birçok Kürde siyasi kararla vatandaşlık verilmedi. Örgütlenme haklarını kullanarak dernek faaliyeti yürüten Kürtlere para cezalarıyla kendi kimliği ve kişiliğinden uzaklaşması son derece sistemli bir şekilde dayatıldı. Ancak Kürtler ile dostlarının yasağa karşı tepki ve girişimleri aralıksız sürdü/sürüyor. PKK yasağıyla oluşturulan baskı cenderesine rağmen Kürtler, örgütlenmeye, hakları için mücadele etmeye, basın ve yayın organlarıyla ifade özgürlüğünü sağlamaya devam ediyor. Kürt halkı, tüm eylemlerinde 'yasaklı' sembolleri, bayrakları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posterlerini ellerinden, "Bijî Serok Apo" sloganını da dillerinden düşürmüyor.

Stuttgart’ta toplandılar

Geçtiğimiz Kasım ayında Berlin'de Federal Meclis önünde toplanarak 20. yılında PKK yasağının kaldırılmasını isteyen Kürtler ile dostları, girişimlerini sürdürüyor. Hafta sonu Stuttgart'taki Kürt Kültür Derneği'nde Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAFDAD), Kürt Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Derneği (Azadî) ve Civaka Azad'ın düzenlediği toplantıda, PKK yasağı ve Alman Ceza Kanunu'nun 129a ve b maddelerinin kaldırılması talep edildi. Toplantıya Stuttgart ve Heilbronn'da yaşayan, yasaktan ve 129a ve 129b maddelerinden dolayı mağdur olan onlarca Kürdistanlının yanı sıra, avukatlar ve siyasetçiler de katıldı.

Hukuki mücadele başlatılıyor

Toplantının açılış konuşmasını yapan Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) Eşbaşkanı Yüksel Koç, "Türk devletinin yıllardır uyguladığı faşist baskılar, sürgünler ve kanun hükmünde kararnameler nasıl Kürt halkının ve devrimcilerin mücadelesini engelleyemediyse, Almanya'daki 'terörle mücadele yasaları' adı altındaki yasaklar ve kriminalizasyon da engelleyemecektir. Engellenemeyeceği 20 yıllık pratikle de ispatlanmıştır" dedi. İç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Örgütü'nün (BfV) özellikle Baden-Württemberg eyaletinde YEK-KOM üyelerinin oturumlarını hiçbir hukuki gerekçe göstermeden iptal ettiğine dikkat çeken Koç, "Bu haksız uygulamalar karşısında hukuksal mücadele yürüteceğiz ve kamuoyunu bu uygulamalara karşı duyarlı kılmak için eylemler yapacağız" diye konuştu.

Dernek çalışanları izleniyor
PKK yasağı mağdurlarının avukatlarından Ursula Röder ise yaptığı konuşmada, Anayasayı Koruma Örgütü'nün dernek faaliyeti yürüten birçok kişiyi takibe aldığına vurgu yaparak, "Yasal faaliyetler kriminalize ediliyor. PKK yasağı kalkmadıkça da bu uygulamalar devam edecektir" dedi.

Yasak mutlaka kaldırılmalı

Almanya Kürt Siyasi Tutsaklarıyla Dayanışma Derneği (Azadî) Temsilcisi avukat Monica Mores de Kürt aktivistlerin karşılaştığı baskılara ve engellemelere dikkat çekerek PKK yasağının mutlaka kaldırılması gerektiğini vurguladı.


'Parlamentolar ziyaret edilsin'
Toplantıda MAFDAD adına konuşan avukat Mahmut Şakar, hak ihlalleri karşısındaki mücadelenin yetersiz kaldığını belirterek, "Uluslararası kamuoyu oluşturmak ve hukuki destek almak için hukukçulardan heyetler oluşturularak eyalet parlamentoları ziyaret edilebilir" ifadelerinde bulundu.

'Davalar siyasi'

Kısa bir konuşma yapan siyasetçi ve yazar Muzaffer Ayata ise yasakların amacının PKK'nin Almanya'daki tabanını kriminalize etmek olduğunu söyledi. Bu tür davaların siyasi olduğunun altını çizen Ayata, "PKK yasağının kalkması da yine politik bir kararla olacaktır" dedi.
Toplantıda yapılan konuşmaların ardından PKK yasağının kaldırılması için yapılacak çalışmaların yol haritası çizildi ve Stuttgart'taki çalışmaları koordine etmek üzere 7 kişilik bir inisiyatif kuruldu.

129. madde nedir?
Alman Ceza Kanunu'nun 'Suç ve Terör Örgütüne Üyelik' başlığındaki 129. maddesi, Alman devletinin 'terörist örgüt' diye nitelendirdiği örgütlere üyeliklerin ve yardım/yataklığın cezai yaptırımını ele alıyor. 129a ve 129b maddeleriyle siyasi faaliyetlerin sistematik bir şekilde takip altında tutulması ve kriminalize edilmesi mümkün kılınıyor. Söz konusu maddeler, sırf örgüt üyelerine karşı değil zulme karşı direnen özgürlük hareketlerine destek verenlere karşı da uygulanıyor. Bu yasadaki suç kapsamı çok geniş tutulduğu için birçok aktivist mağdur olabiliyor. Son 20 yılda 129. maddeden açılan soruşturmalar ve davaların önemli bir kısmı, Kürtlere karşı yürütüldü. Sırf 2000 yılından sonra Almanya'da en az 27 Kürt siyasetçi ve aktivist, 129. madde uyarınca hapse mahkum edildi. 129b maddesi ise 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra çıkarıldı. 129b maddesi gereği kimlerin soruşturmaya tabi tutulacağına Alman Adalet Bakanlığı karar veriyor. Yani hükümet, siyasi kararlarıyla yargıya etki edebilme olanağına sahip.  
Peki 129a ile 129b arasındaki fark nedir? 129a ile Almanya sınırları içinde işlenmiş 'suçlar' yargılanıyor. Ancak 129b ile birlikte, yurtdışında işlenmiş bir 'suç' Almanya'da 'terörist suç unsuru' olarak ele alınıp cezalandırılabilir. Bu şekilde Almanya'da hiçbir şekilde faaliyet yürütmeyen örgütlerin sempatizanları da iki devlet arasındaki işbirliği sonucu 'terörizm'den yargılanabilir. Kürtler açısından bu maddenin şöyle bir boyutu da var: Alman devleti, HPG gerillalarının silahlı direnişini 'terörizm' olarak nitelendiriyor. 129b ile birlikte, PKK'ye üyelikten yargılanan biri, aynı zamanda gerillanın eylemlerinden de sorumlu tutulabiliyor.



ABDURRAHMAN KARATAŞ/STUTTGART