‘Türkiye’yi fiilen terk eden örgüt üyelerinin oranı yüzde 20’ler sınırındadır. Bunu bilen örgüt kendini savunmak için tüm unsurların hareket halinde olduğunu ve sınırı geçmenin aylar alabildiğini söylemektedir. Oysa bu da doğru değildir. Hareket halinde olanların veya yer değiştirenlerin oranı da yüzde 10’u geçmemektedir.”

Başdanışman böyle demiş
Demiş de, bu hesabı neye göre yapmış? “Oranları” bir yana bırakalım. Örneğin HPG’nin Türkiye “sınırlarının içinde” kaç gerillası var? Kaç kişi “sınır” dışına çekilmiş? Bunları bize söylemeli ki, “var olan gerilla” sayısı ile “çekilen gerilla” sayısının oranını tam anlayalım.
Bir de çekilenler “yaşlılar, hastalar ve çocuklarmış”.
Bu nasıl bir “gözlem”? Gerillalar dağlarda mı yaşlanıyor? Hani her bir gerillanın dağdaki ömrü beş-altı yıldı.
Her neyse. Danışmana göre çekilenlerle çekilmekte olanların toplamı yüzde otuz.
Eh. Az sayılmaz.
Neye göre az sayılmaz?
Yine devlet ve hükümet sözcülerinin vaktiyle dile getirdikleri duruma göre az sayılmaz. Çünkü onların geçen yıl HPG gerilla kayıplarıyla ilgili verdikleri sayıyı da hesaba katarsak, “çekilen” gerillaların oranı az şey değil. Çünkü bu sayılara göre, “kahraman Hükümet kuvvetleri” geçen yıl gerillanın neredeyse yarısını, yani yüzde ellisini “yok etmişti”.
Yani şimdi savaş –maazallah- yeniden başlasa ve hükümet geçen yıl “öldürdüm” dediği sayıda gerillayı yok etse, bu anlı, şanlı “terör” sorunu çözülecek demektir. Tamamen olmasa bile, Başbakan’ın “selis” Fransızcasıyla söyleyecek olursak, iyice “minimize” olacaktır.
Danışman gerillanın çekilme sürecini bir hayli küçümseyerek haksızlık yapıyor.
Şimdi ona soralım. Hükümet ne yapıyor?
Danışman “hazır cevap”. Şöyle yazıyor:
“Çözüm sürecini kararlılıkla ve sabırla devam ettiren AK Parti iktidarı ise tüm gelişmeleri yakından takip ediyor ve Türkiye’nin çıkarlarını en üst düzeyde korumaya çalışıyor.” Çok muğlak. Tek bir “rakam” yok, tek bir “oran” mafiş. Neden acaba?
Örneğin biz de AKP’nin “çözüm sürecini kararlılıkla ve sabırla devam ettirdiğini” kabul edebiliriz. Ama bu “kararlılığın” oranı ne? Yüzde kaçlık bir kararlılıkla devam ettirmekte? Hele şu “sabır” kaç okka, kaç dirhem? Bir “oran” ya da “ip ucu” versenize!
Danışmanın “AK Parti iktidarı ise…” diye başlayan cümlesi gerçekten insanı heyecanlandırıyor. Demeye getiriyor ki, “bu PKK gelişmeleri uzaktan takip ediyor?” “AK Parti iktidarı ise tüm gelişmeleri yakından takip ediyor”. Bravo! Kuto bu cümleye “katiliyem” derdi. Ama yine de sormamız gerekiyor: Ne kadar yakından? Kaç metre ya da “ayak”, “kulaç” veya “inç”? Lütfen bir “oran”.
Ve “Türkiye’nin çıkarlarını ‘en üst düzeyde’ korumaya çalışıyor” cümlesi insanın içini bayıltıyor. Bir çoğumuzda “yükseklik korkusu” vardır. Danışmanın “en yüksek düzey” sözleri bu “fobileri” fena halde kışkırtıyor. “Yükseklik korkusu” olan her yurttaş şimdi soruyor: “En yüksek düzey kaç kilometre? Ağrı Dağı kadar mı? Hükümet Everest’in tepesinden mi bakıyor, yoksa Klimanjora dağlarından mı?
İşte böyle…Danışman kendi partisinin “işleri” hakkında ne “oran” veriyor, ne “rakam” telaffuz ediyor. Buna karşılık PKK hakkında teşhisleri neredeyse “milimetrik”. Bu durum bize şu soruyu sordurtuyor:
Muhterem Danışman, söyler misiniz lütfen; Meclis’te vekillerin kanun çıkartması  mı zor, yoksa gerillanın uçurumlardan, granit kayalardan, kuş uçmaz kervan geçmez sarp arazilerden ve tepesindeki “heronlara”, “pusudaki Neronlara” rağmen sınır dışına çekilmesi mi zor?
Örneğin “ana dilde eğitim” yasası taslağını hazırlamak için kaç “calori” harcamanız gerekir? Şöyle bir taslak: “Yerel yönetimler, o idari birimde hangi dil çoğunluk tarafından konuşuluyorsa, o dili Türkçe’nin yanı sıra ikinci resmi dil olarak kullanır ve her yerel birimde yurttaşlar kendi ana dillerini öğrenme ve ana dilde eğitim yapma hakkına sahiptir”…
Bu taslak “kaç dakikada ve kaç beygir gücüyle” hazırlanabilir ve oylanarak yürürlüğe sokulabilir?
Danışmanın cümlesiyle söylersek, “gerilla “Çözüm sürecini kararlılıkla ve sabırla devam ettiriyor”. Diyelim ki, Danışmanın dediği gibi, “yüzde yirmisinin sınır dışına çekilmesi ve yüzde onunun da çekilmek üzere yolda olması” bu kararlılığı gösteriyor.
Söylesenize, AKP çıkarması gereken “yasaların” yüzde kaçını çıkardı; yüzde kaçı Meclis gündeminde çıkmayı bekliyor?
O söylemez, biz söyleyelim; skor, danışmanın sayılarını doğru saysak bile şöyle: Yüzde otuza karşı yüzde sıfır…Kim kararlı, kim kararsız, varın bunu da siz söyleyin!