O bir efsane gibiydi. Asra sığdırdığı devrimci yaşamın içinde dik durdu. İlkelerinden ve ahlakından ödün vermeden yaşadı. Türkiye sosyalist hareketinin radikal devrimci kanadına esin kaynağı olan düşünceleri üzerinden Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar gibi önderler yükseldi. Düşüncesi etrafında siyasal gelenekler oluşturuldu. Hep kavga insanı olduğu için hiçbir güç ve engel onun devrimlerle bağ kurmasını engelleyemedi.
Radikal düşünce biçimi, analizleri ve yorum gücü ile gelişmeleri heyecanla yazıya döküyordu. Amerikan emperiyalizminin her politikasına karşı en üst noktada duyarlılık gösterirdi. Çağın özelliklerine göre kendini uyarlasa da, “eski tüfek” tadıyla hep tarih bilincini ifade ederdi. Bizim Kürt mahallesi onu hep tutarlı bir devrim insanını karakterize eden duruşu ile tanır. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ni ilkeli ve kararlı duruşu ile hep savundu. Nerede bulunması gerekiyorsa oradaydı. Ortadoğu’da Faşizme Karşı Birleşik Devrimci Cephede, Kürt devriminin önderleri ile aynı mekanda yoldaşça tartışmalar yürüttü. 15 Şubat 1999’da PKK’nin lideri Öcalan komployu boşa çıkarmak için “Demokratik Cumhuriyet ve birlikte yaşam” dediğinde karşı çıkanlara Mihri Belli’nin yanıtı ilkeli ve öğreticiydi. Mihri Belli, Öcalan’a saldıranlara “Öcalan bunları daha önce de söylüyordu. Çizgide sapma yok” diyerek cevap verirdi. O zor yıllarda da Kürt halkının mücadelesi yanında saf tutmuştu.
Ben O’nu 1992’den sonra Türkiye’ye döndüğünde Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin kuruluş toplantılarından birinde gördüm ve tanıdım. Haykırışlı konuşması inançlı insanlara güç veriyordu. Sonra Özgür Gündem geleneğinin içindeki gazetelerde editörlüğünü yaptığım sayfaların yazarı olmuştu Mihri Belli. Yazısını fakslar, biz dizerdik. O arardı. Hem yazıyı anlatır hem de hatırımızı sorardı. Sonra hep uyanık olmamızı isterdi. Devrimciliğin, devrimci gazeteciliğin sorumluluk gerektirdiğini dikkatle anlatırdı. Sonra evinde ziyarete giderdik. Sevim abla ile öğretici sohbetlerine kulak kabartırdık. Hep dağdaki gerilla liderlerinden “yeni haber var mı?” diye sorardı. Telefonda da çekincesiz konuşurdu. 2000’de Yeni Gündem gazete süreciydi. Gazetenin geniş bir yazar kadrosu vardı. Mehmet Metiner de yazıyordu. Mihri Belli çekincesiz yaptığı konuşmadan birinde “Metiner’e dikkat edin, O sızmadır. Kürt hareketine inanmaz. Kürtlerin değerlerine konmak istiyor. Çünkü Devrimcileri sevmez” diyordu. Gerçekten de haklı çıkmıştı.
Kürt halkının gerçek dostuydu. Gelişmeleri iyi takip eder ve uyarılarını devam ettiriyordu. 2003 yılının son aylarında KONGRA GEL’in birinci kongresinin sonrasıydı. Osman Öcalan Medya TV’ye programa katılmış Amerika’nın Irak’a müdahalesi ve PKK’nin değişimi ile ilgili konuşmuştu. Mihri Belli televizyonu izlemiş. Hemen gazeteyi aradı. Telefonda sinirli sinirli konuşuyor; “Osman mücadeleyi ABD’ye satacak. O’na müdahale edin. Bu adam Apo’ya ve PKK’nin devrimci özgürlükçü çizgisine karşı. Arkadaşlar tedbir alsın” diyor. Sürekli uyarılarda bulunuyordu. Ben gazetenin telefonu dinleniyordur diye “tamam sonra konuşalım” derken. O hiç umursamadan PKK’nin devrimci karakterinden Öcalan’ın ilkelerinden söz ediyordu. Sonra evine gittik. O kongre sürecine tanıklık etmiştim. Mihri Belli “dağdaki yoldaşlarını” PKK’nin kurucularından Duran Kalkan, Cemil Bayık, Mustafa Karasu, Murat Karayılan’ı sordu. Anlattım. “Selamları var” dedim. “Osman’a ve çizgisine dikkat etmek lazım diyordu. ABD emperyalizm bölge gericiliği ile uzlaşarak PKK’yi tasfiye etmek istiyor” dedi. Uzun uzun anlattı. Dik durmak gerektiğini, PKK’nin ve Abdullah Öcalan’ın özgürlükçü ilkelerinden söz etti. Osman’ın bu ilkeleri çarpıtmak istediğini ideolojik analizlerle anlattı. PKK’nin devrimci karakterinin bu tasfiyeciliği gerileteceğini de sözlerine ekledi. Sonra Türkiye halklarının mutlaka Kürt halkının mücadelesi ile ortaklaşacağını söyledi. Yıldız Üniversitesi’nde katıldığı gençlik toplantısında gördüğü devrimci umudu bizimle coşkuyla paylaştı. Bizi uğurlarken de “uyanık olun, devrimcilik uyanık olmayı gerektirir” dedi. Yıllar sonra ROJ TV’ye geldi. PKK içinde yaşanan durumlarda nasıl haklı çıktığını, devrimci öngörülü olduğunu bize espirilerle anlattı. Arkadaşlar uzun uzun söyleşiler yaptılar. Bütün hayatını, mücadele ile geçen yılları anlattı.
Dünyanın kutupları eridi, onun devrimci bilinci ve ısrarı erimedi. Duvarlar yıkıldı, o inandığı değerlerden ödün vermedi. İnadı devrim inadıydı. İnancı militan, yaşamı ise sevgi doluydu. Hep genç bir devrimcinin militan duruşu ile haykırışlı konuşurdu.
1997 yılındaki buluşmalarında Öcalan, Mihri Belli’ye şunları söyler: “Altmış yıllık bir komünist mücadele yaşamınızda çok şey söylediniz, bizden çok önceleri enternasyonalist temelde bir gerilla savaşımına da katıldınız. Doğru ilkeli tutumu hep sizden öğrendik. Değerli usta, oldukça önem verdiğiniz halkların eşitlik ve özgürlük temelindeki birliği için şimdi bir imkan doğuyor.” Asırlık çınar Mihri Belli ise Öcalan’ın bu sözlerine karşılık kendisine şunları söylemişti: “İlk kez enternasyonalist  tutumu biz PKK’de gördük. Türk devrimi ile Kürt devrimi etle tırnak gibi iç içedir; birinin zaferi öbürünün zaferidir, birinin yenilgisi öbürünün yenilgisidir tezini birinci günden geliştirensizsiniz.”
Mihri Belli’yi saygıyla anıyor Sevim Belli’ye ise minnet duygularımı sunuyorum.