YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, 25 Mayıs’ta başlayan çete saldırılarının Türkiye’de planlandığını söyledi.

YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, Rojava’daki son durum, saldırılar ve Kürtlerin tutumuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

25 Mayıs’ta Efrîn’e yönelik başlatılan saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz. Neden Efrîn?

Tesadüfi saldırılar değildi. Efrîn’e yönelik saldırıların başladığı gün Cephe El Nasra güçleri Serêkaniyê’deki güçlerimize saldırdı. Aynı zamanda Sêmalka Kapısı kapatıldı. Peşmerge sınır üzerinde mevzilendirildi. Aynı gün Şêrava nahiyemizin Ziyaret köyüne saldırı başladı. Efrîn geneli hedef seçildi. Halep’te rejime karış savaştıklarını söyleyen ÖSO gruplarının çoğu bu saldırıya katıldı. İdlip ve Dart Azê’den Halep’e giden bütün yollar kapatıldı. Yani çok yönlü bir savaş başlatıldı.
Güney Kürdistan Hükümeti ile bir anlaşmaları var mı yok mu, onu tarih ortaya çıkaracaktır, ancak saldıran çetelerin Sêmalka’nın kapatılması ve sınır üzerine peşmerge güçlerinin yığılmasından cesaret aldıkları açıktır.

Nasıl bir hesap yaptılar, karşılaştıkları ne oldu?

YPG’nin kuruluşundan bu yana izlediği bir çizgi var. YPG, siyasi çelişkiler üzerine kurulan bir güç değil. Dolayısıyla Kürt siyasi güçleri içindeki çelişkiler YPG’yi etkilemedi. YPG adım adım her alanda bu gruplara darbe vurdu ve böyle bir etkinin olmadığını gösterdi. Köy köy bu çete gruplarından temizlendi.

Saldırılar nasıl başladı?

İlk çatışmalar Dêrmışmış’ta başladı. Bir süre önce bu köye bir çete grubu göçmenler adıyla gelip yerleşti. Topraklarını bırakıp gelen bu insanlara oraları verelim yerleşsinler, diye yaklaştı halkımız. Sayıları çoğaldı. Hepsinin ÖSO üyeleri olarak karşımıza çıktığını, silahlarını, doçkalarını çıkarıp bize saldırmaya başladıklarını gördük. Onun için oradan başlamak zorunda kaldık. Önce Basilê kuşatıldı. 10 günlük kuşatma ve şiddetli çatışmalarla köy ellerinden çıkarıldı. Sonra sırasıyla Cılbır, Bênê kuşatıldı ve o gruplardan arındırıldı. Efrîn geneline saldırı için burayı merkez üs seçmişlerdi. Sınırlarımızın tamamı yeniden güçlerimizin eline geçti.
Savaşta kaybettiler, iradeleri kırıldı. Dêrcêmêl ve Mayê’den çıkardık ama yolların kapalı kalması halkımızı zorluyordu. Bu durum uzun süre devam ederse halkımız birçok ihtiyacını karşılayamaz hale gelecekti.

Bir anlaşma ile çatışmaları bitirdiniz. Hangi konular üzerinde anlaştınız?

Bu halk Halep, Şam ve diğer yerlere gidip gelmek zorunda. Askeri anlamda yenmemize rağmen yolların açılması için onlarla oturup anlaşalım, dedik. Dört madde üzerine varılan bir anlaşmadır. Köylerin denetimi YPG’de olacak. Efrîn’in tüm yolları açılacak. Liva Tevhid’in sorumlusu Şamil’i öldürenlerin açığa çıkarılması. Kendileri aralarında onu öldürmüştür. Ona bir komplo kurmuşlar. Bunun öldürülmesi üzerine bu saldırılar başlatıldı. Bizimle de ilişkileri iyi olan biriydi. Herhangi bir grupla sorunlarımız çıktığı zaman çözmek için gelen biriydi. Onun öldürüldüğü gün bulunduğu yerden bazıları oradaki güçlerimize silah sıktılar. O insanın da orada öldürüldüğü söylendi. Orada normalde bir işi yoktu. Bizim tarafımızdan vurulmadığı kesindir. Kendi içlerinde vurmuşlardır. Bu onların bir taktiğidir. Liva Tevhid şimdi ‘biz bu komutanımızın rejim tarafından öldürüldüğünü anladık. Gelin bu olayı unutalım. Hepimiz aramızda biraz para toplayıp ailesine verelim bu iş bitsin’ dedi. Tamam ama bu komplonun anlaşılması, ortaya çıkarılması gerekir deyip anlaşmaya bu insanın öldürülmesinin araştırılması maddesini koyduk.
Sonuçta büyük bir direniş yaşandı. Birliklerimiz kahramanca direndi, halkımız onların yanından ayrılmadı. Bu direniş ve kahramanlık olmasaydı çete grupları amaçlarına da ulaşabilirlerdi. Efrîn halkı 24 saat bu direnişte ayaktaydı. Direniş mevzilerinde güçlerimizin yanındaydı. Çete gruplarının elindeki cephane, ağır silah bakımından imkanları çok fazlaydı. Liva Tevhid 13 tank harekete geçirdi. Yine diğer gruplar ellerindeki bütün ağır silahlarıyla yardımlarına koştu. Ama birliklerimizin direnişçi ruhu ve arkalarındaki Efrîn halkının kararlı duruşu alt olmaları için yetti.

Saldırıların arkasında hangi güçler vardı. Bunu ne zaman ve nasıl fark etiniz?

Saldırıların arkasında Türkiye vardı. Suriye rejimi de vardı.

Suriye rejimi neden yer aldı?

Rejim, Kürt mahallelerine yönelik saldırılar başlattı. Biz de 28 Mart’ta mahallelerimizi savunmak için savaş kararı aldık. O savaş başladı ve halen sürüyor. Bu savaşı ÖSO’dan bazı gruplarla birlikte yürütüyoruz. O yüzden böyle bir dönemde Kürt bölgelerine bazı grupların saldırısı rejimden başka kimseye hizmet etmez.
ÖSO halkın desteğiyle kurulan bir güç olmadığı için her şeye açıktır. 10 kişi bir araya gelip ‘biz bir tabur oluşturduk sizinle birlikte savaşmak istiyoruz’ denilse kabul ederler. Bu grubun amacı ne, ne yapmak istiyor diye kimse sormaz. O yüzden her türlü kötülük yapanlar içinden çıkıyor.
Türk devleti elinden geldiği oranda Kürtlerin Kürt bölgelerinde kendi kendilerini yönetmeleri önünde engel olmaya çalışır. Kürtlerin bu durumunu sindiremiyor. Rojava’daki gelişmeler, kazanımlar onları daraltıyor. Eğer Kuzey’de mücadele olmasa Türkiye çoktan Rojava’ya yönelik bir saldırı gerçekleştirmişti.
Bu saldırılarda çete gruplarını koordine eden Türk subaylarına rastladık. Türkçe konuşuyorlardı, Türkçe talimat veriyorlardı, Türkçe mevzilendirme yapıyorlardı. Yine savaşmaları için her türlü malzeme gönderdiler. Ele geçirdiğimiz malzemeler var. Yaralılarını çok açık bir şekilde tedavi için Türkiye’ye götürüyorlardı. Yine daha çatışmalar sürerken sınıra çok yakın Dêrbelut köyünde sorun var diye arkadaşlarımızı çağırıp komplo kurdular. İki arkadaşımız şehit düştü. Bu komployu kuran Cemal Ubeyd adındaki şahsın Türkiye istihbaratına çalıştığını herkes biliyor. Suriye rejimi döneminde de MİT’e çalışmış ve şimdi de çalışıyor. ÖSO da bu adamın Türk ajanı olduğunu biliyor. Çünkü bir süre önce ÖSO bu kişiyi ajanlık yaptığı için yakaladı. İdam cezasını verdi. Türkiye müdahale ederek onu serbest bıraktırdı.
Türkiye’den açıkça şunu istiyoruz bölgelerimizden elini çeksin. Israrla girişimlerini sürdürürse, sessiz kalamayacağımızı belirtmek istiyoruz.

Saldırılarda yer aldığını açıklayan bazı Kürt grupları vardı. Bunlar hangi gruplardır ve bu grupları nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÖSO adına hareket eden iki tane hain çete grubu var. Selahaddin Taburu ile Yusuf El Azma. Şêrava direnişinden sonra oturup anlaşma yaptığımız gruplar Liva Tevhid ve Asifet Şimal’dır. Ayrıca Liva Furkan ve Ehrar Suriye grubuyla da anlaşmamız var. O hain gruplar bu saldırıların başını çektiler. Bu görüşmelerde yer alamazlardı da. Çünkü onlar haindirler. Hainlerle hiçbir koşulda görüşmeyeceğiz. Kürt halkı onları yargılayacak, hesabını soracak.

Saldırılar bir yerde bitip diğer yerde başlıyordu. Bunu  nasıl yorumlayabiliriz?

Livan Tevhid’in sorumlusu bize olayın çok kapsamlı bir plan olduğunu söyledi. Bizimle savaşmaları için her türlü destek verildiğini söyledi. Silah, para, gıda maddeleri gibi yani her türlü destek verildiğini açıkça söyledi. Liva Tevhid’in dış ilişkiler sorumlusu İmad Simal, bana ‘bu işi hemen bitirelim’ dedi. Çünkü oyunu anladı. Meğer o içlerindeki hain Kürt grupları gidip Türkiye ile görüşmüşler. Salah Bedrettin ve başka bir sorumluları. Yaptıkları plan ise dışarıdan saldırı başladığında onlar da içerden harekete geçip Efrîn’i düşüreceklerdi. Liva Tevhid’in öncülüğündeki çeteler dışarıdan planlandığı gibi saldırı başlattı. Savaş 25 gün sürdü ama kendilerine içeriden de bir hareket başlatacağız diyenlerin harekete geçmediklerini gördüler.

Bazı siyasi partiler, askeri gücümüzü oluşturmaya izin vermiyorlar, diyerek sizi suçluyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

Böyle bir güçleri yok. Sadece söylemdir. Güçten kastettikleri gidip ya rejimin önüne düşüp onun gücüne getirmek ya da ÖSO çetelerini getirmektir. Bazıları da Güney Kürdistan’dan peşmerge güçlerini getirmeyi düşünüyor. Bu Rojava halkına hakarettir. Çünkü dört parça Kürdistan’da mücadele yürütmüş gücü kendinde bulmuş. Kendisi için bir güç mü oluşturamıyor. Kaldı ki şimdi oluşturmuş. Yani YPG bu halkın kendi öz çocuklarıyla oluşturulmuş bir güçtür.
Bazıları gelip YPG’ye katılmak istediler. Bunlardan biri Suriye Kürtleri Demokratik Birlik Partisi üyesi Ela Kasım’dı. Serêkani saldırıları başladığında katıldı ve zaten kahramanlıkla şehit düştü. Dürüst, temiz bir insandı. Ülkesinin, topraklarının ve özgürlüğün değerini bilen bir insandı. Bir seferinde İsmail Hemê’ye bizi dinleyin, dedim. Kongreleri yapıldığında gidip katılarak YPG hakkında bilgi vermek istediğimi söyledim. Fakat beni kabul etmediler. Biz kapılarına gitmek istiyoruz ama onlar hep kapılarını bize kapattı. Askeri güç meselesini kendileri değil başkaları istiyor. Şimdi 10-15 kişi bir araya geliyorlar, şu tabur bu tabur, diyorlar. Bu bizim, yani Kürtlerin kültürü değil. ÖSO’nun kültürüdür.

Mustafa Cuma’nın ayrı ordu kurarız, söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Düşmanla savaşmak için güç oluşturanın önünü hiçkimse alamaz. Halk burada, düşman burada, gençler burada gelip oluştursun. Başka nasıl bir imkan istiyor onu anlamıyorum. Rojava genelinde en zayıf, en güçsüz parti Mustafa Cuma’nın Azadi partisidir. Kendi memleketi olan Kobani’de bile yanında kimse yoktur. Mustafa Cuma, Salah Bedrettin ile hareket ettiği için her şeyini Kürt düşmanlığının hizmetine sokmuştur. Eğer 20 bin kişilik Türkiye ordusunu getirmek istiyorsa onu da açıkça söylesin.

Bu saldırıların Cenevre Konferansına Kürtlerin katılma durumuyla bir ilişkisi olabilir mi?
Bu saldırıların bir nedeni de ilk defa Kürtler büyük bir güçle Suriye muhalefeti içinde Cenevre’de temsil edilecekti. İlk defa Kürt Yüksek Konseyi kendi adıyla resmi bir şekilde bu konferansa katılacak.



SEYİT EVRAN/ANF/HALEP




TSK künyesi çıktı

YPG Hasekê ve Dirbêsiyê Askeri Meclisleri, bu her iki bölge arasındaki yolun çetelerden arındırılması için operasyon başlattıklarını açıkladı. Çıkan çatışmalarda ölen çete mensuplarının birinin üzerinden TSK’ya ait künye çıktı.
Ortak bir açıklama yapan YPG Haseke ve Dirbêsiyê Askeri Meclisleri, uzun bir süredir bu iki bölge arasındaki yolda ÖSO adına hareket eden silahlı grupların Kürt sivilleri kaçırdığı, işkence yaptığı ve haraç kestiğini belirtti.
Bu kirli pratiklerin yanısıra sözkonusu grupların Şerqî Barajı‘ndan giden içme suyunu hiç tereddüt etmeden kestiğini belirten YPG Askeri Meclisleri, bölge halkının talebi ve şikayetleri üzerine Hasekê ve Dirbêsiyê arasındaki yolda silahlı çete gruplarına müdahalede bulunduklarını bildirdi.
Bölgeye operasyon için güç kaydırıldığını ifade eden YPG, sözkonusu alanların çetelerden temizlenmesi ve yolların siviller için güvenli hale gelmesi için bu operasyonu başlattıklarını belirtti. YPG, çeteci grupları barışçıl bir şekilde bölgeyi terk etmeye çağırdıklarını ifade ederken, “Ancak sözkonusu gruplar silahlarını savaşçılarımıza doğrulttu ve bunun sonucu olarak çatışma yaşandı” dedi. Çatışmaların sürdüğünü bildiren YPG, Şerqî Barajı bölgesi tamamen silahlı çetelerden temizlenene kadar operasyonun süreceğini açıkladı.
Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) göre ölen çete mensuplarından birinin üzerinde TSK’ya ait bir künye çıktı. Künyenin Siirt nüfusuna kayıtlı Rıdvan Ertaş’a ait olduğu bildirildi. ANHA, ele geçirilen künye ile el konulan askeri malzemelerin fotoğraflarını da yayınladı.