
Bazı Kürt çevrelerinin verdiği bilgiye göre söz konusu plan şöyle: Önce mevcut saldırılarla Kobanê’nin direnci kırılacak, böylece Rojava ortasından yarılmış olacak, dolayısıyla Afrin bölgesi etkisiz konuma getirilecek, yalnız başına kalan Cizîre bölgesi ise yoğun saldırılar altında düşürülecek! Böylece Rojava Özgürlük Devrimi boğulmuş ve tasfiye edilmiş olacak.
Bu noktada Cizîre Bölgesinin sonunun ne olacağı pek belli olmuyor. Öyle anlaşılıyor ki, kendisini tüm İslam aleminin sahibi sayan IŞİD örgütü Cizîre Bölgesini de kendi denetimi altına almayı hesap ediyor. Fakat bu konuda başka bir hesap daha var. Bu da KDP’nin hesabı. KDP ise, IŞİD’in Rojava Devrimini zayıflatmasını ve bu temelde Cizîre Bölgesinin Güney Kürdistan’a bağlanmasını hesap ve umut ediyor.
O halde Kobanê saldırısını fiiliyatta IŞİD yürütse de, gerçekte saldırının arkasındaki güçler ve hesaplar çok daha farklı ve geniş oluyor. Kobanê’den başlayarak Rojava Özgürlük Devrimini tasfiye etme planı aslında KDP-AKP ortaklığı tarafından yapılmış bulunuyor. Şimdilik bu planı ABD ve İsrail de destekliyor. Fakat ilerde ne tür politik değişiklikler olur, bu fazla bilinmiyor.
Aslında bu plan şimdi hazırlanmış olan bir plan da değil. Eğer hatırlanırsa, IŞİD örgütünün Kobanê’ye yönelik benzer bir saldırısı hemen 30 Mart yerel seçimlerinin ön gününde gündeme gelmişti. O zaman da benzer planların yapılmış olduğu tartışılmıştı. Fakat Kobanê halkının Rojava’dan ve tüm Kürtlerden aldığı destekle söz konusu saldırıyı kırması mevcut planın uygulanmasını başarısız kılmıştı.
Ardından IŞİD’in bilinen Irak saldırısı gerçekleşti. Irak saldırısında başarılı olan IŞİD, oradan aldığı güçle ve zaman geçirmeden Kobanê ve dolayısıyla Rojava saldırısını başlattı. Böylece Rojava’yı da hızla ele geçirme gayreti içine girdi.
Kısaca IŞİD’in Kobanê saldırısı Irak’la başlayan planın bir parçası ve yeni bir aşaması oluyor. Yaptıkları plan çerçevesinde IŞİD’i Irak’a saldırtmış olan güçler, aynı plan çerçevesinde şimdi de Rojava’ya saldırtıyorlar.
IŞİD ise tüm bunların kendi marifeti olduğunu sanıyor ve kendinden geçmişçesine insan kafasıyla top oynayarak tarihin en aşağılık vahşetlerinden birini sergiliyor. Halbuki gerçek bunun tam tersidir. Kapitalist modernite ilahları IŞİD’e “Yürü ya kulum” demişlerdir, IŞİD ise yürümeye başlamıştır. Yani sonunun nasıl geleceğini şimdilik kimse bilmez. Bir zamanlar Saddam Hüseyin de, Hüsnü Mübarek de böyle yürüyenlerdendi, ama sonu hiç de hayırlı gelmedi.
IŞİD’in Kobanê saldırısı ve bunun arkasındaki KDP-AKP ortak desteği açıkça gösteriyor ki, Ortadoğu’daki savaşta plan içinde plan var. Dolayısıyla herkesin olayları doğru anlaması ve bütünlüklü bir plan dahilinde hareket etmeyi başarması gerekiyor. Bu konuda özellikle Kürtlerin ve Türkiyeli demokratların çok bilinçli, planlı ve örgütlü olması büyük önem taşıyor.
Kapitalist modernitenin lider güçleri olan ABD-İsrail cephesinden bakınca, ortada yeni bir stratejik planlamanın varlığı gözüküyor. Dolayısıyla İsrail’in Gazze saldırısı da bir tesadüf değil. Yaklaşık yirmi beş yıldır “Yeni Dünya Düzeni” çerçevesinde ABD’nin Ortadoğu’da yürüttüğü mevcut rejimleri değiştirerek yeni bir egemenlik kurma stratejisinin Cenevre-2’nin iflasıyla birlikte başarısız kaldığı açıkça görülüyor.
Şimdi ABD Yönetimi yeni bir strateji oluşturmuş ve uygulamaya koymuş bulunuyor. Bu da Ortadoğu’nun siyasi coğrafyasının yeniden oluşturulması, Birinci dünya Savaşının belirlediği sınırların yeniden çizilmesi oluyor. Irak ve Suriye’nin parçalanması bu stratejinin başlangıç adımıdır. Yavaş yavaş bölgenin tümü için yapılmış olan parçalama stratejisi uygulamaya konacaktır.
Söz konusu plan doğrultusunda ilk adım, IŞİD’in Irak ve Suriye’yi parçalaması oldu. Şimdi ikinci adım, IŞİD eliyle Rojava Devrimini tasfiye etme çabası oluyor. Planın bu bölümü daha çok KDP ve AKP tarafından hazırlanmış, ABD tarafından da kabul edilmiş görünüyor. Ama çok tehlikeli ve riskli bir oyuna da girilmiş bulunuluyor.
Çünkü IŞİD’in Rojava saldırısının sonunun ne olacağı önceden bilinemiyor. IŞİD Rojava’yı kendi eline geçirmeyi hesaplıyor. KDP ise özellikle Cizîre bölgesini Güney Kürdistan’a katmayı umut ediyor. Belli ki bu hesaplardan biri gerçekleşebileceği gibi, her ikisi de gerçekleşmeyebilir. Bir üçüncü alternatif olarak Rojava halkı IŞİD saldırılarını başarısız kılarak kendi özgürlüğünü pekiştirebilir. Bu sonuncu olasılığın gerçekleşme şansı ilk ikisinden az değil, tersine daha fazladır.
Rojava’yı IŞİD’in ele geçirmesi herkes için bir felaket olacaktır. Özellikle de her şeyin başına kendi güvenliğini koyan İsrail için. Rojava’nın KDP’nin eline geçmesi Kürt milliyetçiliğini güçlendirecek, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’yu parçalama stratejisine büyük güç katacaktır. Bundan da en büyük zararı IŞİD’in Rojava saldırısına destek veren Türkiye görecektir.
AKP’nin mevcut politikası PKK’nin tasfiyesi ve Güney Kürdistan’ın petrolüne ortak olma üzerine kurulmuş olduğu için, KDP’nin güçlenmesi ve hatta ayrı devlet ilan etmesi ile bu amaçlarını daha rahat gerçekleştireceğini düşünmektedir. Halbuki KDP’nin ayrı devlet ilan etmesi bir ABD-İsrail projesidir ve ardından ne geleceği şimdiden hiç bilinmez. Bundan herkes yarar görse de, Türkiye’nin yarar görmesi çok zordur. Ve hatta imkansızdır.
Ortadoğu’yu parçalamak isteyen rantçı-milliyetçi çevreler dışında herkesin yararına olan, Rojava’ya yönelik IŞİD saldırılarının kırılması ve Rojava’nın ilan ettiği demokratik özerkliği pekiştirmesidir. Çünkü böyle bir Rojava, özgür insanlığın umudu olmaya devam eder. Buna en çok AKP karşı çıkıyor, fakat bundan sonunda en çok yararlanan da Türkiye toplumu olur.
Kobanê üzerinden Rojava’ya yönelik IŞİD eliyle yürütülen KDP-AKP planının boşa çıkartılması ve Rojava’nın özgürlüğünü pekiştirmesi, Ortadoğu’ya yönelik başka birçok planı da yenilgiye uğratarak bölgede çok önemli gelişmelere yol açacaktır. Sonunda ABD ve İsrail de bu sonucu kabul etmek zorunda kalacak ve IŞİD’i kuzeyden kontrol altına alma planını Güney Kürdistan devletiyle birlikte Demokratik Rojava Kürdistan da yürütecektir.
Dolayısıyla şimdi tüm özgürlük ve demokrasi güçleri için tek hedef Kobanê’yi savunmak, Rojava Özgürlük Devrimini savunmaktır. Ortadoğu’ya yönelik tüm gerici ve emperyalist planları bozacak olan tek gelişme budur. Bu nedenle tüm özgürlük ve demokrasi güçlerinin kalbi Kobanê halkıyla atmalı, desteği Rojava Devrimini savunmak için olmalıdır.