
Uluslararası Koalisyon’a liderlik yapan ABD, DAİŞ’in işgali altında bulunan Reqa’nın özgürleştirilmesi için YPG öncülüğündeki QSD’nin başlattığı hamleye daha fazla destek vermeye başladı. Hamleyi desteklemek için bölgeye yüzlerce deniz piyadesi ile orta ölçekli ağır silahlar gönderdi.
ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, Washington Post gazetesine yüzlerce ABD deniz piyadesinin operasyona destek için gönderildiğini ve bu askerlerin DAİŞ’i top atışına tutabilecekleri bir ileri karakol kuracağını aktardı. Takviye birliklerin ne zaman Suriye’ye gönderildiği konusunda ise bilgi verilmedi. ABD’nin özel kuvvetleri, hâlihazırda QSD’yi desteklemek için bölgede bulunuyordu.
QSD’nin Kasım ayında başlattığı ve üçüncü adımını sürdürdüğü Fırat’ın Gazabı Hamlesi’inde önceki günden itibaren Dêrazor bağlantısı da kesildi. QSD savaşçıları dün de Dêrazor ile Reqa arasındaki Fırat nehri boyunca stratejik önemi olan iki tepeyi de kurtararak bu hattaki çemberi daralttı. Böylece etrafı özgürleştirilip kuşatma tamamlanınca kent merkezine de operasyon başlatılacak. Türkiye, Cerablus işgaliyle birlikte Minbic ve Efrîn’e yönelik tehdit ve saldırılarını sürdürürken Reqa hamlesini de bloke etmeye ve QSD’nin dışlanarak Türk ordusu ile çetelerinin dahil olacağı bir operasyon planı pazarlıyordu. Ancak CIA Direktörü, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın görüşmelerinden sonuç alamadı. Son olarak Antalya’da Rusya Genelkurmay Başkanı ve ABD Genelkurmay Başkanı’nın ağırlayan Türk Genelkurmay Başkanı yeniden planlarını sundu. Ancak plan kabul görmedi, bunun yerine DAİŞ’le mücadeleye zarar vermemesi gerektiği salık verildi.
Reqa merkezine yaklaşırken
Reqa merkezine operasyon yaklaşırken, ABD basınında bölgeye asker ve mühimmat sevkiyatına ilişkin haberler dikkat çekti. Buna göre daha önce QSDye zırhlı araç temin eden ABD, şimdi de deniz piyadelerini Reqa operasyonunda topçu desteği sağlamak için gönderdi. Sevkiyatı duyuran Washington Post’un haberinde, ABD’nin bu hamleyle, daha önce yerel güçlere özel harekat birliklerinin verdiği eğitim ve danışma desteğinin dışında aktif olarak ağır silahlı kuvvetlerle de sahadaki konumunu yoğunlaştırdığı kaydedildi.
Musul kuşatması örnek alındı
Haberde, gönderilen birlikler hakkında detaylar da verildi. Başkan Donald Trump’ın Reqa operasyonunu değerlendirdiği sırada başlatılan sevkiyatın özel harekat komandoları, saldırı helikopterleri ve 155mm top mermisi fırlatan M777 tipi obüsleri içerdiği aktarıldı.
Buna göre 11. Deniz Piyadesi Seferi Birliği’ne bağlı güçler, Ekim ayında San Diego’dan gemilerle ayrıldı. Kuveyt’e varan birlikler, daha sonra Suriye’ye gönderildi. Haberde, ABD’nin Musul kuşatmasında, kentin yakınında yerel kuvvetlere destek için askeri kamp kurulmasıyla benzer bir strateji izlendiği kaydedildi.
Washington Post, bu bilgileri operasyonun hassasiyeti nedeniyle ismini vermeyen güvenlik kaynaklarına dayandırdı. Sevkiyatın bir süredir devam eden çalışmaların sonucu olduğu kaydedildi.
AP ve Reuters: Bine yakın asker
Associated Press’in haberindeyse, birkaç yüz deniz piyadesinin Suriye’ye gönderildiği ve QSD’ye destek sağlamak için konuşlandırıldığı belirtildi. Haberde bir Savunma Bakanlığı yetkilisinin gerekirse Kuveyt’e binden az olmak üzere yüzlerce askeri göndermeye hazırlandığını söylediği de aktarıldı. Aynı bilgiler Reuters’a sızdırılan haberde de yer aldı.
Buzzfeed sayı verdi: 300 piyade
Buzzfeed’de yer alan haberdeyse Suriye’ye gönderilen deniz piyadelerinin sayısının 300 olduğu söylendi. Haberde Washington Post’un da aktardığı gibi piyadelerin 11. Deniz Piyade Seferi Birliği’nden gönderildiği, haftalar önce Kuveyt’e konuşlanıp ardından Suriye’ye çarşamba günü hareket ettiği belirtildi.
Haberde, askeri güçlerin Reqa’nın 25 km kuzeyinde konuşlanacağı kaydedildi. Buzzfeed, son sevkiyatın şu zamana kadar DAİŞ’le mücadelede gerçekleştirilen en büyük sevkiyat olduğunu kaydetti.
ABD ‘resmen’ açıkladı
ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon da dün öğleden önce Amerikan deniz piyadelerine mensup özel komandoların konuşlandırıldığına dair haberleri doğruladı. Koalisyon Sözcüsü Albay John Dorrian, ek güçlerin ABD’nin ortakları olan QSD ile birlikte çalışacağını söyledi. Dorrian, Kuzey Suriye’ye son birkaç günde konuşlandırıldığını söylediği Amerikan askerlerinin ön cephede savaşmayacağını belirtti. Amerikalı Albay, “Yaklaşık 400 ek askerden söz ediyoruz. Orada geçici bir süreliğine kalacaklar” diye konuştu. Dorrian, söz konusu askerlerin Reqa’nın tamamen kuşatılması operasyonuna destek olacağını belirterek, “İçeriye girme kararı bundan sonra alınacak” dedi.
QSD çok çok iyi gidiyor
Dorrian, DAİŞ kontrolündeki Reqa’yı kuşatmaya yönelik Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin “çok, çok iyi” gittiğini ve kısa sürede sona erebileceğini belirterek, “Bundan sonra da kente girme kararı verilebilir” dedi.
Sözcü, ek güçlerin “daha fazla topçu desteği sağlanması ve DAİŞ’in Reqa’da yenilgiye uğratılmasının hızlanması“ için konuşlandırıldığını söyledi. Dorrian, “Düşmanın imkanlarını yok etmek ve o bölgede bulunan savaşçılarını öldürmek için amansız bir hava taarruzu yürüttüğümüzü söyleyebilirim. Bunu sürdüreceğiz ve yeni (gelen birliğin sağladığı) imkan sayesinde güçlendireceğiz” dedi.
Türkiye’nin gönlünü de aldı
Amerikalı sözcü, Türkiye’nin Reqa’daki nihai operasyonda oynayabileceği olası rol hakkında da konuştu. Dorrian, “Türkiye’nin olası rolü askeri ve diplomatik düzeylerde hala ele alınıyor. Reqa’nın özgürleştirilmesinde Türkiye’nin bir rol oynamasına açık olduğumuzu hep söyledik ve mantıklı bir sonuca varılması için bu istişareyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
ABD: YPG’ye destek sürecek
7 ve 8 Mart’ta Antalya’da yapılan Türkiye, ABD ve Rusya genelkurmay başkanlarının toplantısının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner de Antalya’daki toplantı ve YPG’ye yönelik açıklamalarda bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığının günlük basın toplantısında Toner, genelkurmay başkanlarının üçlü zirvesinde Suriye’deki operasyonlarda üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında daha verimli bir iletişimin sağlanmasının ele alındığını kaydetti. Genelkurmay başkanlarının bölgede DAİŞ ile mücadele kapsamında Minbic konusunu da görüştüklerini kaydeden Toner, bir gazetecinin üçlü zirvede ABD’nin YPG’yi desteklemesi konusunda Türkiye ile bir anlaşmaya varılıp varılmadığına yönelik sorusunu da şöyle yanıtladı: “YPG’yi Suriye’nin kuzeyinde bulunan Suriye Demokratik Güçleri (QSD) kapsamında uzun zamandan beri destekliyoruz. Daha önce de belirttiğimiz gibi onlar, DAİŞ ile mücadele, militanları yerinden etmede ve sonuç olarak DAİŞ’i ortadan kaldırmada çok etkililer. 4 Kasım’da operasyonun başladığı günden bu yana Reqa civarında 6 bin kilometreyi ve 100’den fazla köyü DAİŞ’ten temizlediler” diye konuştu.
Türkiye’nin YPG ile kaygılarına ABD’nin saygı duyduğunu kaydeden Toner, ancak YPG ile PKK arasında bir bağlantı olduğuna da katılmadığını vurguladı.
Türkiye’nin dayatması sonuçsuz
Hürriyet gazetesinden Uğur Ergan’ın haberine göre ise Antalya’daki üçlü zirvede Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Reqa operasyonunda “PYD varsa TSK yok” mesajını verdi. Orgeneral Akar’ın üçlü zirvede Reqa için PYD’siz operasyon şartını getirdiği ve PYD/YPG’nin de Minbic’ten çıkarılması gerektiğini aktardığı öne sürüldü. Haberde, ancak ABD’nin tutumunda bir değişiklik olmadığı ve Pentagon’un öncelikli planının YPG ile Reqa’ya yönelik operasyon olduğu belirtildi.
Bununla birlikte bugün Rusya’ya düzenleyeceği ziyaret öncesi önceki gün TRT Haber’de Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan da Minbic konusunda Türkiye’nin tezinde bir değişiklik olmadığını söyledi.
QSD: Türkiye yer alamaz
Sıcak gelişmeler yaşanırken QSD Sözcüsü Talal Silo, Reuters’a yaptığı açıklamada Türkiye’nin Reqa operasyonunda yer almasını reddettiklerini, kendi duruşlarını geçen ayki ziyaretleri sırasında ABD’li Senatör McCain ve ABD ordusu yetkililerine bildirdiklerini söyledi. QSD Sözcüsü, “Türk tarafı bir işgal gücü ve Suriye toprağını daha fazla işgal etmesine müsaade edilemez” diye konuştu.
QSD Komutanı: Hamle ilerliyor
QSD komutanlarından Dijwar Xebat, Fırat’ın Gazabı Hamlesi’ne ilişkin ANHA’ya yaptığı değerlendirmede, “Fırat’ın Gazabı savaşçıları 3 günde 30 kilometrelik alanı özgürleştirdi, Reqa-Dêrazor yolunu kesti ve Fırat’a ulaştı” dedi. Xebat, Reqa-Dêrazor yolunun her iki kentte bulunan çetelerin bağlantı yolu olduğunu ve iki kent arasındaki lojistik akışın bu yolla sağlandığını hatırlattı. Savaşçıların stratejik öneme sahip onlarca köy ve mezrayı kurtardığını kaydeden Xebat, şöyle devam etti: “Çeteler, savaşçılar tarafından kurtarılan yerlere girerek sivilleri hedef almak istemiş ancak savaşçılar, çetelere sert yanıt vererek sivilleri korumuştur.”
Xebat, son olarak Reqa’nın 19 km doğusunda yer alan Batı Menxer Tepesi’ni özgürleştirerek Reqa’nın doğusunu önemli oranda denetim altına aldıklarını; Gubar, El Keçla köylerinin ardından Doğu Menxer Tepesi’ni de temizlediklerini söyledi.
Türkler çok mutsuz
Berlin’deki temasları ardından Türkiye’ye dönen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Türkiye’nin Reqa operasyonuna dahil edilmemesi konusunda Çavuşoğlu, “ABD’nin kafası karışık” ifadesini kullandı. Çavuşoğlu, “Farklı görüşler var. Daha önceki anlayışı sürdürmek isteyenler var. YPG katılsa da çekilse gibi bir görüş ortaya attılar. Ancak biz Türkiye olarak YPG’nin girdiği yerden çıkmadığını örneklerle anlattık. Oralara giderse kalmak için gider. Bu durum da Suriye için çözümden sonra büyük risk olur dedik” şeklinde konuştu.
Antalya’da gerçekleşen ABD, Rus ve Türk genelkurmay başkalarının buluşmasına işaret eden bir gazetecinin “Askerler gibi liderlerin de buluşması söz konusu olabilir mi” şeklindeki soruya karşılık Çavuşoğlu, “Planlanmış bir şey yok ama karşılıklı bir fikir olursa neden olmasın. Münbiç Türkiye ile ABD arasında bir meseledir. Rusya ile Türkiye arasında mesele değildir. ABD sözünü tutmadı ya da tutamadı. Suriye’nin ulusal bütünlüğü ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz” diye konuştu.
Çavuşoğlu, Rusya’nın Minbic’e dair tutumu için de “Ruslar Münbiç veya başka yerde YPG için destek faaliyetinde bulunursa bizim için sorun olur. Ama gittiği yerde YPG’nin temizlenmesi için gayret sarf ederse bunu da destekleriz” diye belirtti.
Haberi yokmuş
Çavuşoğlu, ABD’nin deniz piyadelerinin Reqa’ya geçmekte olduğu yönündeki haberler için de, “Bu gelişmeden haberdar değilim. Amerika’nın bize karşı bir güç gösterisi içine girmesi söz konusu değil. Mevcut güçlerini daha da güçlendirmesi söz konusu olamaz. ABD ile niye karşı karşıya gelelim. İki müttefik birbirlerini tercih edecektir” diyebildi.
Sözcü Kalın: Çekilsinler
Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Saray’daki bilgilendirme toplantısında konuyu gündemine aldı. “Söz verildiği gibi PYD/YPG unsurlarının Menbiç’in doğusuna çekilmesi gerekir” ezberini tekrarlayan Kalın, bir gazetecinin “Rusya ziyaretinin ardından Fırat Kalkanı harekatının Mümbiç’e yönelmesi söz konusu mu” şeklindeki soruya cevaben şunları söyledi: “Bunlar, genel anlamda orada DEAŞ ile mücadele konusunda atılan adımlar. 1000 kadar unsurlarını gönderdiler. DEAŞ ile mücadelede en ön saflarda bulunan bir ülke olarak, diğer bölgelerin de temizlenmesi için müttefiklerimizle iş birliği olacağız. Mümbiç ve civarında da bizim ulusal güvenliğimizi tehdit edecek bir oluşum söz konusu olursa her türlü tedbiri alma selahiyetine sahibiz.”
244 Reqalı daha QSD saflarında

Reqalı 244 genç, 20 günlük eğitim devresinin sona ermesinin ardından QSD saflarına katıldı.
Şehit Faysal Ebû Leyla Akademisi 7. Eğitim devresi mezunları için dün tören düzenlendi. 244 Reqalı gencin eğitim gördüğü devrede askeri ve siyasi eğitim verildi. Devrenin kapanış törenine Reqa ve çevresinde Arap aşiretlerin kanaat önderleri, YPG/YPJ komutanları ve QSD bünyesindeki farklı grupların komutanları katıldı.
Saygı duruşunun ardından QSD komutanlarından Dilsoz Ehmed bir konuşma yaptı ve bölge halkını korumak için mücadele edeceklerinin sözünü yineledi.
Dilsoz Ehmed’in ardından Boşaban Aşireti Şeyhi Mihemed El-Refdî konuştu. El-Refdî, “QSD saflarına katılacak olan Reqalı bu gençlere, Reqalı Arap aşiretleri olarakyanında olacağımızın sözünü bugün burada bir kez daha veriyoruz. Onlara yolunuza devam edin, sizinleyiz diyoruz. Çünkü bu yol tüm halkların özgürlüğüne götürecek en doğru yoldur” dedi.
Konuşmaların ardından savaşçılar yemin törenine geçti. Kapanış töreni çekilen halaylarla son buldu.
Minbic’te ne oldu?
Türk devleti Cerablus işgaliyle birlikte Efrîn’in yanı sıra Minbic’i de tehdit ediyor, zaman zaman saldırıyor. Minbic bölgesinde QSD bileşeni olan Minbic Askeri Meclisi cevap veriyor, diğer tarafta ise yine QSD bileşenleri olan YPG ve Ceyş el Siwar. Türk ordusu ve çeteleri, Cerablus işgalinin ardından Minbic’e yönelince direnişle karşılaştı, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon da Sacur Nehri’ni sınır yaptı. Bab işgalinden sonra Türk ordusu ve çeteleri yeniden saldırınca sert karşılık veren Minbic Askeri Meclisi, Bab’a bağlı Arima bölgesi konusunda Rusya ile bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre Rusya’nın garantörlüğünde Arima bölgesinin savunması Suriye devletine bırakıldı. ABD ise Minbic’in kuzeyindeki birliklerini artırarak, Türklerin saldırısına karşı caydırıcı devriyeler başladı. Türk ordusu ve çeteleri, zaman saldırılarını sürdürse de Minbic Askeri Meclisi karşılık veriyor. Bab’a bağlı Arima bölgesinde ise dün olduğu gibi Suriye güçleri ile Türk tarafı çatışıyor. Minbic Askeri Meclisi, böylece Minbic’e yönelik Türk saldırılarını bloke etmiş oldu.

REQA